Geçmişten bugüne, düşünce ve yaşam ilişkileri, şekilcilik, muhafazakârlık, modernlik gibi kavramlarla tartışılmıştır.
Yaşamı kuran dinler, ideolojiler, örfler, siyasal biçimlenmeler, hukuk sistemleri, sanat ve edebiyat konuları sözü edilen tartışmaların dışına çıkamaz.
İlericiliği, gelişmeciliği temsil ettiği düşünülen modernize olmak…
Durağanlığı, gericiliği temsil eden muhafazakârlık…
Tartışmaların özünde, sıkça vurgu yapılan, “öz=ruh” kavramları ile “şekilcilik” kavramları özellikle, değişimi hızlı yaşayan bir toplumda sert çatışmalar içindedir.
Bu yazının devamı
183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Fransız Profesör Jean Maisonneuve, bedenin yüceltilerek hayatın odağına yerleştirildiğini, ego tarafından yönetilen bir dünyada kişilerin yetkinliğinin bedenlerinin sınırlarıyla tanımlandığını, çağın salgını olan narsizmin Yunan mitolojisinden bilinen “kendine âşık olma” halinden farklı olduğunu;
On altıncı yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan bir gerçeklik olarak modernizm, yalnızca kronolojik bir dönem adı değil; aynı zamanda doğanın, toplumun ve insan davranışlarının hesaplanabilir, öngörülebilir ve yönetilebilir bir düzene dönüştürülmesini
Muhyiddin b. Arabî’nin (v.638/1240) düşünceleri ve söylemi, ona yönelik bir muhalefetin doğmasına sebep olmuştur. Ondan sonra, başta onun felsefesinin esasını oluşturan vahdet-i vücûd öğretisi olmak üzere ulûhîyet, nübûvvet, velâyet, hayır, şer, âhiret ahvâli ve din telâkkîsine
Şiddet her ne kadar görünümünü değiştirse de her daim hayatın içinde yerini almaktadır. Bazen görmek oldukça zorlaşsa da sonuçları itibariyle karşımızda durmaktadır. Bazı dönemlerde fiziksel, bazı dönemlerde ruhsal, bazı dönemlerde somut, bazı dönemlerde ise soyut… Fakat her daim varlığını ikame ettirmektedir. Bu değişimi yakalayabilmek biraz da tarihsel süreci doğru okuyabilmekle ilgilidir.
Şiddet, görselliğini sakınmadığı dönemlerde meşrûiyet problemi yaşamamakta zira meşrûiyetin yegâne kaynağı olmaktadır. Şiddet gücü, güç ise varoluşsal kabiliyeti imlemektedir.
Sembolizm / Şekilcilik
Geçmişten bugüne, düşünce ve yaşam ilişkileri, şekilcilik, muhafazakârlık, modernlik gibi kavramlarla tartışılmıştır.
Yaşamı kuran dinler, ideolojiler, örfler, siyasal biçimlenmeler, hukuk sistemleri, sanat ve edebiyat konuları sözü edilen tartışmaların dışına çıkamaz.
İlericiliği, gelişmeciliği temsil ettiği düşünülen modernize olmak…
Durağanlığı, gericiliği temsil eden muhafazakârlık…
Tartışmaların özünde, sıkça vurgu yapılan, “öz=ruh” kavramları ile “şekilcilik” kavramları özellikle, değişimi hızlı yaşayan bir toplumda sert çatışmalar içindedir.
Bu yazının devamı 183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Politik Estetiğin Alacakaranlığında Kadim Zaman-Mekân Estetiği
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Bedene Yapılan Her Müdahale Ruhta Bir İz Bırakır
Fransız Profesör Jean Maisonneuve, bedenin yüceltilerek hayatın odağına yerleştirildiğini, ego tarafından yönetilen bir dünyada kişilerin yetkinliğinin bedenlerinin sınırlarıyla tanımlandığını, çağın salgını olan narsizmin Yunan mitolojisinden bilinen “kendine âşık olma” halinden farklı olduğunu;
Modernliğin Hukuki Mimarisi: Rasyonalite, Devlet ve Normatif Merkezileşme
On altıncı yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan bir gerçeklik olarak modernizm, yalnızca kronolojik bir dönem adı değil; aynı zamanda doğanın, toplumun ve insan davranışlarının hesaplanabilir, öngörülebilir ve yönetilebilir bir düzene dönüştürülmesini
İbnü’l-Arabî’ye Yönelik Eleştiriler ve Mahiyeti
Muhyiddin b. Arabî’nin (v.638/1240) düşünceleri ve söylemi, ona yönelik bir muhalefetin doğmasına sebep olmuştur. Ondan sonra, başta onun felsefesinin esasını oluşturan vahdet-i vücûd öğretisi olmak üzere ulûhîyet, nübûvvet, velâyet, hayır, şer, âhiret ahvâli ve din telâkkîsine
Şiddetin Meşrûiyetinden Meşrûiyetin Şiddetine: Döngüsel Bir İlişkiye Dair
Şiddet her ne kadar görünümünü değiştirse de her daim hayatın içinde yerini almaktadır. Bazen görmek oldukça zorlaşsa da sonuçları itibariyle karşımızda durmaktadır. Bazı dönemlerde fiziksel, bazı dönemlerde ruhsal, bazı dönemlerde somut, bazı dönemlerde ise soyut… Fakat her daim varlığını ikame ettirmektedir. Bu değişimi yakalayabilmek biraz da tarihsel süreci doğru okuyabilmekle ilgilidir.
Şiddet, görselliğini sakınmadığı dönemlerde meşrûiyet problemi yaşamamakta zira meşrûiyetin yegâne kaynağı olmaktadır. Şiddet gücü, güç ise varoluşsal kabiliyeti imlemektedir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.