Çocuklarla bir araya geldiğimde, onlara yüklenen ezberleri yıkamasam bile, şöyle bir sallasam yeter diyorum ve soruyorum: Sizi en çok geliştiren şey ne biliyor musunuz? Çoğunlukla en sevdiğimiz ezberi yineliyorlar ve “kitaplaaaar” ya da “kitap okumaaaaak” diyorlar. Kimi köşelerden benim en sevmediğim ezber olan “ders çalışmaaaaak” nidası yükseliyor. Ben de onların gıcık abisi, tuhaf eşlikçileri olarak onlara uyup “Haaayır,” diyorum “oyun oynamak”.
Ata sporu diye bir şeyden bahsedilecekse o, oyun oynamak olmalı. Savaş bile yetişkinlerin yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları kanlı bir oyun değil mi? Çocukken sağlıklı bir şekilde oyun oynamayanlar, hırsla, rekabetle, bencillikle kötürümleştirilenlerin, büyüdüklerinde; hele de ellerine orantısız bir güç geçtiğinde savruldukları mecburi sapak. Ben gene de sıyrılmak istiyorum kötü örnekten ve tertemiz oyundan, oyun arkadaşlığından bahis açıp safları sıklaştıran kitaba iltica ediyorum.
Beni az buçuk tanıyanlar tefrika müptelası olduğumu bilirler. Bu bilgiyi koltuğumuza sıkıştırdığımızda yolumun neden Jip ile Janneke adlı şaheserle kesiştiğini bulmak işten değil. Hele de çocuk edebiyatının başat ve çılgın örneklerini veren Hollanda’nın, adı kısalmayasıca yazarı Anna Maria Geertrudia Schmidt’in kalemi değdiyse, o kitabın yanında yıllık izne çıkılsa yeridir.
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
– Kırılan bir şeyi tekrar kullanılabilecek hâle getirmek ya da başka bir şeye dönüştürmektir.
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Çocuk edebiyatı hızlı bir şekilde güçleniyor çeşitleniyor. Gündemi, zamanın ruhunu yakalayıp bünyesine katıyor. Çetrefilli konuları tartışmaktan kaçınmıyor. Sosyal rolleri, siyasal atmosferi, ölümü, göçü ayrılığı, aile içi şiddeti… Çocuğun yüksek huzuruna çıkartıyor.
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum…
Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Hergün, ölen bebeklerin yasını tutamayan anne ve babaların öfkelerine ortak oluyorum. Onlardan bir hisse alıp öfkeyi zamana yayıyorum
Jip ile Janneke: Arkadaşlık ve Oyunla Güzelleşen Dünyanın Belgesi
Çocuklarla bir araya geldiğimde, onlara yüklenen ezberleri yıkamasam bile, şöyle bir sallasam yeter diyorum ve soruyorum: Sizi en çok geliştiren şey ne biliyor musunuz? Çoğunlukla en sevdiğimiz ezberi yineliyorlar ve “kitaplaaaar” ya da “kitap okumaaaaak” diyorlar. Kimi köşelerden benim en sevmediğim ezber olan “ders çalışmaaaaak” nidası yükseliyor. Ben de onların gıcık abisi, tuhaf eşlikçileri olarak onlara uyup “Haaayır,” diyorum “oyun oynamak”.
Ata sporu diye bir şeyden bahsedilecekse o, oyun oynamak olmalı. Savaş bile yetişkinlerin yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları kanlı bir oyun değil mi? Çocukken sağlıklı bir şekilde oyun oynamayanlar, hırsla, rekabetle, bencillikle kötürümleştirilenlerin, büyüdüklerinde; hele de ellerine orantısız bir güç geçtiğinde savruldukları mecburi sapak. Ben gene de sıyrılmak istiyorum kötü örnekten ve tertemiz oyundan, oyun arkadaşlığından bahis açıp safları sıklaştıran kitaba iltica ediyorum.
Beni az buçuk tanıyanlar tefrika müptelası olduğumu bilirler. Bu bilgiyi koltuğumuza sıkıştırdığımızda yolumun neden Jip ile Janneke adlı şaheserle kesiştiğini bulmak işten değil. Hele de çocuk edebiyatının başat ve çılgın örneklerini veren Hollanda’nın, adı kısalmayasıca yazarı Anna Maria Geertrudia Schmidt’in kalemi değdiyse, o kitabın yanında yıllık izne çıkılsa yeridir.
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Her Şeyi Onaran Adam
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
– Kırılan bir şeyi tekrar kullanılabilecek hâle getirmek ya da başka bir şeye dönüştürmektir.
Seyyah II
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
Ahmet Örs’ten “Halkada Duranlara”: Poetik Bir Yoklama
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Amerikan Taşrasından Bugüne Uymayan Haller Manzumesi
Çocuk edebiyatı hızlı bir şekilde güçleniyor çeşitleniyor. Gündemi, zamanın ruhunu yakalayıp bünyesine katıyor. Çetrefilli konuları tartışmaktan kaçınmıyor. Sosyal rolleri, siyasal atmosferi, ölümü, göçü ayrılığı, aile içi şiddeti… Çocuğun yüksek huzuruna çıkartıyor.
Bir Soylu Öfke Biriktiriyorum…
Gözyaslarımı biriktiriyorum… Bir tufana dönüşsün ve müslüman aklıyla istihza eden soy-suzlar boğulsun istiyorum…Soylu direnisin ardında ki nefesleri hissediyorum…
Biliyorum bu his bu düşünce , düstüğümüz yerden bizi kaldıracak ve onurlu bir hayatın parçası kılacak…
Hergün, ölen bebeklerin yasını tutamayan anne ve babaların öfkelerine ortak oluyorum. Onlardan bir hisse alıp öfkeyi zamana yayıyorum
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.