Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak istediği yönündeki anlayışın arkasına saklanmak, sanatçının kendi sorumluluğundan korkakça kaçmak demektir Robert Mckee’ye göre. Mckee, hikâyenin gerçeklikten bir kaçış olmadığını; bilakis gerçekliğin bizim arayışımızda bize yardım eden bir aygıt, varoluşun keşmekeşinden anlam çıkarmaya yönelik en yetkin çabamız olduğunu söyler.
Gerçek bir hikâye dinlemek güzeldir. Şayet bu hikâye, Mckee’nin dediği gibi bir kaçıştan ziyade varoluşa, gerçeği anlamaya, yaşadıklarımızı sorgulamaya iten, bunu yaparken de eğitime ve eğitimciye dair önemli mesajlar aktardığında çok kıymetli bir hâl alır. Böylece bir şiirin, hikâyenin, resmin, oyunun ve filmin aktaracaklarına daha fazla kulak kesebilir insan. Güzel bir hikâye ve onun vaat ettiği mesajları anlamak için yolculuğa çıkmak ve öğrenme sürecini yeniden yaşamak demektir belki de. İnsanın bir şeyi öğrenebilmesi kifayetsiz kalabilir, o şeyi hissedip içselleştirdiğinde Kalk ve Diren (Stand and Deliver) filmindeki matematik öğretmeninin dünyasına vâkıf olmaya başlar.
Matematik öğretmeni Jamie Escalante gibi pek çok eğitimcinin yeni bir mektebe, mekâna alışması kolay olmayabilir. Ancak eğitimci, tebdil-i mekân yapsa da kendi işine atfettiği bir değer vardır. Bu yüzden de engellerle, arızalarla, sorunlarla dolu bir hayatın onu beklediğini unutmamaktadır.
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir hayatın nabzını tutmak çoğu zaman biyografilerle karşımıza çıkar. Hatıratlar, günlükler insanın bütün bir ömür içerisinde belleğine kaydettiği kendince önemli anları bir başkasına anlatmanın yolu olmuştur. Zaman geçerken geride bırakılamayan hatıralar,
Kesin bende bir tuhaflık var, bundan eminim. Bir şeyleri yanlış anlıyor, yapayanlış değerlendiriyor olmalıyım. Yoksa insanlık tarihinin baştan aşağı çarpık bir gelişimini; tüm kurumlarının insanlığa rağmen karakter kazandıklarını kabullenmemiz gerekir ki bu pek mümkün gözükmüyor.
İyisin umarım diyerek başlayayım söze… Aslında “söze başlamak” alışkanlıkla söylenen bir ifade, bildiğin gibi söz varlığımızın sürekliliğinin bir parçasıdır. Ya sesimizde ya beynimizde ya kalemimizde ya da klavyemizde varlık gösterir. Hele kulağımızda, daha önce söylenen ve yüreğimizi inciten bir cümle nasıl da döner durur; hani bizi sevindiren, kendimize güvenmemize zemin hazırlayan o sözler, nasıl da yüreğimizi serinletir ve harekete geçmemize yardım eder. Ah bir de önden gidenlerin, dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçenlerin sözleri, tekrar tekrar gelir beynimize ve döner dolaşır dilimizde…
“Ey Rabbim! Bana ve anne-babama verdiğin nimet için şükretmeyi ve seni hoşnut edeceğim salih ameller yapmayı bana nasip et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” (Neml, 27/19) Yokluk, fakirlik, kıt kanaat geçinmek hep fazilet sanıldı bir dönem… Haline şükretmek, isyan etmemekten bahsetmiyorum. Meşru sınırlar içinde daha fazla kazanmayı kerih görmenin yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum. …
Takip edilecek akıl yürütme, duygular üzerinden olabildiği gibi müziğin özü, mânâsı üzerinden olabilir. Hatta katılımcılardan gelen neden-sonuç zincirlerine göre duygular üzerinden yapılan akıl yürütmeye müziğin özü, mânâsı eklemlenebilir.
Ataleti Yenmenin Anahtarı: Kalk ve Diren (1988)
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak istediği yönündeki anlayışın arkasına saklanmak, sanatçının kendi sorumluluğundan korkakça kaçmak demektir Robert Mckee’ye göre. Mckee, hikâyenin gerçeklikten bir kaçış olmadığını; bilakis gerçekliğin bizim arayışımızda bize yardım eden bir aygıt, varoluşun keşmekeşinden anlam çıkarmaya yönelik en yetkin çabamız olduğunu söyler.
Gerçek bir hikâye dinlemek güzeldir. Şayet bu hikâye, Mckee’nin dediği gibi bir kaçıştan ziyade varoluşa, gerçeği anlamaya, yaşadıklarımızı sorgulamaya iten, bunu yaparken de eğitime ve eğitimciye dair önemli mesajlar aktardığında çok kıymetli bir hâl alır. Böylece bir şiirin, hikâyenin, resmin, oyunun ve filmin aktaracaklarına daha fazla kulak kesebilir insan. Güzel bir hikâye ve onun vaat ettiği mesajları anlamak için yolculuğa çıkmak ve öğrenme sürecini yeniden yaşamak demektir belki de. İnsanın bir şeyi öğrenebilmesi kifayetsiz kalabilir, o şeyi hissedip içselleştirdiğinde Kalk ve Diren (Stand and Deliver) filmindeki matematik öğretmeninin dünyasına vâkıf olmaya başlar.
Matematik öğretmeni Jamie Escalante gibi pek çok eğitimcinin yeni bir mektebe, mekâna alışması kolay olmayabilir. Ancak eğitimci, tebdil-i mekân yapsa da kendi işine atfettiği bir değer vardır. Bu yüzden de engellerle, arızalarla, sorunlarla dolu bir hayatın onu beklediğini unutmamaktadır.
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Ömrün Güncesi: 11’e 10 kala…
Bir hayatın nabzını tutmak çoğu zaman biyografilerle karşımıza çıkar. Hatıratlar, günlükler insanın bütün bir ömür içerisinde belleğine kaydettiği kendince önemli anları bir başkasına anlatmanın yolu olmuştur. Zaman geçerken geride bırakılamayan hatıralar,
Asla Süper Kahraman Olmayan Bir Çocuğun Dünyaya Tutunma Macerası
Kesin bende bir tuhaflık var, bundan eminim. Bir şeyleri yanlış anlıyor, yapayanlış değerlendiriyor olmalıyım. Yoksa insanlık tarihinin baştan aşağı çarpık bir gelişimini; tüm kurumlarının insanlığa rağmen karakter kazandıklarını kabullenmemiz gerekir ki bu pek mümkün gözükmüyor.
Mektup IX
İyisin umarım diyerek başlayayım söze… Aslında “söze başlamak” alışkanlıkla söylenen bir ifade, bildiğin gibi söz varlığımızın sürekliliğinin bir parçasıdır. Ya sesimizde ya beynimizde ya kalemimizde ya da klavyemizde varlık gösterir. Hele kulağımızda, daha önce söylenen ve yüreğimizi inciten bir cümle nasıl da döner durur; hani bizi sevindiren, kendimize güvenmemize zemin hazırlayan o sözler, nasıl da yüreğimizi serinletir ve harekete geçmemize yardım eder. Ah bir de önden gidenlerin, dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçenlerin sözleri, tekrar tekrar gelir beynimize ve döner dolaşır dilimizde…
“Var Evi Kerem Evi, Yok Evi Verem Evi”
“Ey Rabbim! Bana ve anne-babama verdiğin nimet için şükretmeyi ve seni hoşnut edeceğim salih ameller yapmayı bana nasip et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” (Neml, 27/19) Yokluk, fakirlik, kıt kanaat geçinmek hep fazilet sanıldı bir dönem… Haline şükretmek, isyan etmemekten bahsetmiyorum. Meşru sınırlar içinde daha fazla kazanmayı kerih görmenin yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum. …
Felsefe Atölyeleri ve Müzik
Takip edilecek akıl yürütme, duygular üzerinden olabildiği gibi müziğin özü, mânâsı üzerinden olabilir. Hatta katılımcılardan gelen neden-sonuç zincirlerine göre duygular üzerinden yapılan akıl yürütmeye müziğin özü, mânâsı eklemlenebilir.
Alışverişe devam et