7 Ekim Aksa Tufanı operasyonunun üzerinden bir yıl geçti. İsrail, beklendiği gibi, taş üstünde taş bırakmamacasına Gazze’yi bombalıyor, yakıyor, yıkıyor! Çünkü daha önce bu türden bir saldırıyla hiç karşılaşmamış, burnu hiç bu kadar sürtülmemişti. Nasıl ki ebeveyni tarafından şımartılan bir çocuk, arkadaşlarıyla oynarken en küçük bir yan bakışa, en küçük bir itiraza bile tahammül edemiyorsa, küresel güç tarafından şımartılan İsrail de, Aksa Tufanı ile tatmış olduğu acının onlarca, yüzlerce katını Gazzelilere yaşatmak istiyor, yaşatıyor. Buna şaşmak mı lazım? Tabii ki hayır! Bizim inancımızda ‘gâvur’un dini imanı olmaz! Amaca götüren her yol onun için mübahtır. ‘İnsan hakları’ymış, masum çocuklarmış, onun için önemsizdir. Tek önemsediği çıkarıdır, hevasıdır. Bu yüzden, gâvurun alamet-i farikası zulümdür. Ama biliyoruz ki zulümle de âbad olunmaz! Çünkü insan, eğer tabiatı bozulmamışsa, haksızlığa uzun süre tahammül edemez. Onu küfr yahut şirk ile kandırmak mümkündür ama zulme başvurursanız, er ya da geç itiraz edecektir.
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Âdem’in iki oğlu Allah’a kurban sunmuşlardı, birinden kabul edildi diğerininse kabul edilmedi. Kurbanı kabul edilmeyen (Kâbil), kardeşine “seni öldüreceğim” dedi. Kardeşiyse Allah’ın, takva sahiplerinin kurbanlarını kabul edeceğini söyledi ve
“Edebiyat” ile “edeb” Arapçada aynı kökten türetilen kelimelerdir. Edebi eser verenlere de yine aynı kökten türetilen “edib” adı verilir. Bu sebeple edebiyat ile edeb arasında kopmaz bir bağ vardır. Bu bağı koparan her türlü eser de
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Bir anlam aranıyor ve bir hikmet, her şeyi yerli yerinde yapmak için; gözlerin görmediği sır perdesini değil, gözler önünde kini anlayıp kavramak için. Bir heyecan koşar adım geliyor, yetişiyor kalabalıklara, her şeyi sıradanlaştıranların içinde yerleşecek bir gönül arıyor. Bir korku recayla karışık,
Burası dünyaydı geçici yürüyüş alanımız… Yürürken levhalara dikkat edip yolumuzu şaşırmayacaktık. Doğru görüp doğru düşünecektik. Doğru düşünüp doğru yaşayacaktık. Hoşumuza gitse de gitmese de yoldaki işaretleri takip edecektik.
Acı ve Onur
7 Ekim Aksa Tufanı operasyonunun üzerinden bir yıl geçti. İsrail, beklendiği gibi, taş üstünde taş bırakmamacasına Gazze’yi bombalıyor, yakıyor, yıkıyor! Çünkü daha önce bu türden bir saldırıyla hiç karşılaşmamış, burnu hiç bu kadar sürtülmemişti. Nasıl ki ebeveyni tarafından şımartılan bir çocuk, arkadaşlarıyla oynarken en küçük bir yan bakışa, en küçük bir itiraza bile tahammül edemiyorsa, küresel güç tarafından şımartılan İsrail de, Aksa Tufanı ile tatmış olduğu acının onlarca, yüzlerce katını Gazzelilere yaşatmak istiyor, yaşatıyor. Buna şaşmak mı lazım? Tabii ki hayır! Bizim inancımızda ‘gâvur’un dini imanı olmaz! Amaca götüren her yol onun için mübahtır. ‘İnsan hakları’ymış, masum çocuklarmış, onun için önemsizdir. Tek önemsediği çıkarıdır, hevasıdır. Bu yüzden, gâvurun alamet-i farikası zulümdür. Ama biliyoruz ki zulümle de âbad olunmaz! Çünkü insan, eğer tabiatı bozulmamışsa, haksızlığa uzun süre tahammül edemez. Onu küfr yahut şirk ile kandırmak mümkündür ama zulme başvurursanız, er ya da geç itiraz edecektir.
Gazzeli Filistinliler Aksa Tufanı operasyonunu niçin yaptılar?
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Pişmanlık ve Tövbe -Âdem’in İki Oğlu; Hâbil ve Kâbil-
Âdem’in iki oğlu Allah’a kurban sunmuşlardı, birinden kabul edildi diğerininse kabul edilmedi. Kurbanı kabul edilmeyen (Kâbil), kardeşine “seni öldüreceğim” dedi. Kardeşiyse Allah’ın, takva sahiplerinin kurbanlarını kabul edeceğini söyledi ve
Sosyal Medya Edebiyatı (Mı?)
“Edebiyat” ile “edeb” Arapçada aynı kökten türetilen kelimelerdir. Edebi eser verenlere de yine aynı kökten türetilen “edib” adı verilir. Bu sebeple edebiyat ile edeb arasında kopmaz bir bağ vardır. Bu bağı koparan her türlü eser de
Hayatı Ciddiye Almanın Bir Adıdır Tövbe
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Akıbet Muttakilerindir
Bir anlam aranıyor ve bir hikmet, her şeyi yerli yerinde yapmak için; gözlerin görmediği sır perdesini değil, gözler önünde kini anlayıp kavramak için. Bir heyecan koşar adım geliyor, yetişiyor kalabalıklara, her şeyi sıradanlaştıranların içinde yerleşecek bir gönül arıyor. Bir korku recayla karışık,
Son Nefes
Burası dünyaydı geçici yürüyüş alanımız… Yürürken levhalara dikkat edip yolumuzu şaşırmayacaktık. Doğru görüp doğru düşünecektik. Doğru düşünüp doğru yaşayacaktık. Hoşumuza gitse de gitmese de yoldaki işaretleri takip edecektik.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.