Çok aşikar görünür gözleri gün batımının
Sanki derlediği bir giz saklıyor
Tutmuş ruhundan ifakatlı ve kararlı
Yaymış ahzani duygularını asırlardır
Gölgesine sığınmak için bir acizin
Dikilmiş vecd halinde yaşlı söğüt.
Gözyaşıyla yıkanmış mevsimler boyu,
Dökülmüş omuzlarına kızıl yaprakları…
Nihayet gelmiş dibine
Yakaza halinde kendinden geçmiş sufi
Asılı ruhundaki zümrüt gerdan
Takılı dallarına huş ağacının,
Koyu kızıl ve derin gözleri.
Geçmişlerini değiştirmek isteyen Sanma ki sadece günahkârlardır. Kalplerin de Filistin gibi en kötü Zulüm gördükleri tarihler vardır Bu yazının devamı 188. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 188. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Seyrek dokunuşlarımdan
Durgun sularımdan
İyi bak gördüğün huzmelere:
‘Kestiiiik’ diyen sesin yankısı duyuluyor
Bol korunaklı sitelerimizden
Yüzüne ancak mobeselerde rastlayan ben
Takılıp kalıyorum gözlerinde
Gündüzleri Maria Magdalena’yı taşlayıp
Sonra şiirin başucuna kıvrılamaz mıyım?
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Bu yazının devamı 180. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar …
Kambur Birakmazsin
Gölgeler tesbihindir.
Ey! Ağır başlı yankısı kayıp çığlıkların…
Takdir beklemeden sürdüğün tarlalara
Sunabileceği en üstün merhameti sunan
Senden başka bir varlık yoktur.
Yaşamış, yaşayan ve yaşayacak
Taze ormanlar için tutuşan ağaçlar
Kanatlarını parlatır.
Acılarını dağların sisine kardığın
Günahkârları sonsuzluktan azat edersin.
Yarına bırakmazsın Mikail gibi
Kökler sökecek fırtınalarını.
Örümcek ağlarına takılan
Yarım kafaları sen toplarsın.
Hayatı kitaplardan öğrenen on yedisinde bakireler,
Kalelerini ayva ağaçları üstüne inşa eden çocuklar,
Kimsesiz hasta yatan pansiyon ihtiyarları…
Kambur bırakmazsın hayatı
Sırtında hiç kimsenin.
Sen göğü sızlatan yağmurlar gibi sızarsın geceye
Ama kibarsın ve naziksin.
Tek aşkının başında
Dua etmekten bile korkarak
Sabahı bekleyen bir hekim kadar.
Senin de bir efendinin olması seni küçültemez.
Adını şefkatle yan yana koymayan şairler utansın.
Canlar sana yollarını kendileri yapar.
Senin serpiştirdiğin noktalar ruhlardan beyaz,
En yarımları tamamlar sükût içinde.
Yazar
İlgili Yazılar
Gün batımı
Çok aşikar görünür gözleri gün batımının
Sanki derlediği bir giz saklıyor
Tutmuş ruhundan ifakatlı ve kararlı
Yaymış ahzani duygularını asırlardır
Gölgesine sığınmak için bir acizin
Dikilmiş vecd halinde yaşlı söğüt.
Gözyaşıyla yıkanmış mevsimler boyu,
Dökülmüş omuzlarına kızıl yaprakları…
Nihayet gelmiş dibine
Yakaza halinde kendinden geçmiş sufi
Asılı ruhundaki zümrüt gerdan
Takılı dallarına huş ağacının,
Koyu kızıl ve derin gözleri.
Güne Ahkar
Geçmişlerini değiştirmek isteyen Sanma ki sadece günahkârlardır. Kalplerin de Filistin gibi en kötü Zulüm gördükleri tarihler vardır Bu yazının devamı 188. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır. 188. Sayıyı Satın Al Giriş yap
Mobeselere Yakalandık
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Seyrek dokunuşlarımdan
Durgun sularımdan
İyi bak gördüğün huzmelere:
‘Kestiiiik’ diyen sesin yankısı duyuluyor
Bol korunaklı sitelerimizden
Yüzüne ancak mobeselerde rastlayan ben
Takılıp kalıyorum gözlerinde
Gündüzleri Maria Magdalena’yı taşlayıp
Sonra şiirin başucuna kıvrılamaz mıyım?
Özgür Ruhların ve Tutsak Bedenlerin Şehri
Jetler, tanklar, silahlar ve kurşunlar
Kuşlardan daha fazla uçuyorlar
Ortadoğuda, bilhassa Gazze’de
Anne sütünden daha fazla, yağmurdan da…
Mafima’ya Mektuplar
Şimdi karşında uykusuzluk abidesi Ren geyiğine binmiş Umut arayışında. Sızlanan dizelerde büklüm büklüm bitmemiş bir romanın kahramanı gibi sağa sola yalpalanmakta Doğru ya. Bir mektubunda demiştin Mafima; Hani hastalıkta sağlıktaydı dileğimiz diye. Yanan bir odun sobasında kayboldu hayaller şimdi. Bu yazının devamı 180. sayıda. Devamını okumak için satın alın Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar …