İnsan, sabit bir eksen etrafında dönen mekanik bir yapıdan çok, her adımda kendini yenileyen ve dönüşüm içinde olan dinamik bir varlıktır. Bu dinamizm, kimi zaman sarsıcı bir farkındalıkla, kimi zaman da sessizce ve derinden ilerler. Bu nedenle “yeniden başlamak”, basit bir karar olmaktan ziyade insanın hem içsel hem de toplumsal gerçekliğinde yaşadığı bir eşik durumudur. Hiçbir “şimdi” kendinden öncekiyle aynı değildir; hiçbir insan, aynı nehirde iki kez yıkanmaz. Ve işte tam da bu akışın içinde, yeniden başlamak, varoluşun dramatik ama kaçınılmaz bir kırılma anına dönüşümüdür.
Her başlangıç, bir sona tanıklık eder. Ancak bu son, dış dünyada olup bitenden ziyade, bireyin içsel anlam dünyasında yaşanan bir kırılmadır. Eski benliğin çatlaması, alışılmış anlatıların susması, önceden “doğal” sayılanların artık taşınamaz hale gelmesiyle başlar. Bu anlamda yeniden başlamak, sadece geçmişten kopmak değil, aynı zamanda onunla yeni bir ilişki kurmaktır. Çünkü her yeni yönelim, geçmişin kalıntılarını içeren bir anlatıdır. Bu, kalıntıları ya dönüştürür ya da onların üstünü örter ama asla tamamen yok etmez.
Martin Heidegger’in “Dasein” kavramı, bu durumu en temel haliyle dile getirir. İnsan, yalnızca bir “orada varlık” değil; sürekli “henüz olmayan”a doğru açılan bir imkânlar varlığıdır (Heidegger, 1927, s.653). Bu açılım, insanın zaman içinde kendi anlamını kurma zorunluluğunu beraberinde getirir. İnsan, geçmişin ağırlığını taşırken, geleceğin belirsizliğiyle de yüzleşmek zorundadır. Bu nedenle yeniden başlamak, bir lütuf değil, zorunluluktur. Her an, varlığın kıyısında duran insan, ölüme doğru ilerlediğinin bilinciyle yaşamını şekillendirir ve bu farkındalık, onu yeniden ve yeniden inşa etmeye sevk eder.
Jean-Paul Sartre ise özgürlüğü hem bir armağan hem de bir lanet olarak ele alır. “İnsan özgürlüğe mahkûmdur” derken, bu yükün ağırlığına dikkat çeker (Sartre, 1943, s.892).
Bu yazının devamı
220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İddiasını kaybetmiş bir din söylemi ya tarih sahnesinden çekilecek ya da başka ideolojilerin boyunduruğuna girmekten başka bir yol bulamayacaktır. Biz İslam’ın tarih boyunca olduğu gibi bugün de insanlığın problemlerine çözüm bulma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlamıyla İslam, misyonunu tamamlayarak tarih sahnesindeki yerini almış bir din değildir.
Rabbim! Girmiş olduğum çalışmaya doğrulukla girmeyi, çıkarken de doğrulukla çıkmayı nasip et. Katından bana yardım edecek bir güç, kuvvet ve nusret ver. İsrâ Sûresi 80. Âyette: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler, birbirlerine sahip çıkarlar ve birbirlerine destek olurlar”
Her insanda kalp tek bir tanedir. Tek olan kalbin selametinin ne kadar önemli olduğunu söylemeye bilmem ki gerek var mı? Bedenin bir organı olan kalp bozulduğunda biyolojik sistemimizin ritmi; aklın ve hissiyatın bir organı bozulduğundaysa zihnin, ahlakın ve maneviyatın tüm ritmi bozulur.
İktidar biçimleri tarih boyunca tesis etmeye çalıştıkları otoritelerini uzamsal boyutta da gösterme kaygısı taşımışlardır. Mekâna müdahale bu uzamsal kaygının bir tür tezahürüdür. Keza mekân ideolojiden azade bir yapı olmayıp tam tersine ideolojinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Diğer bir değişle biçimler dünyası, bilinç dünyasının bir aktarım alanıdır. Tarih sahnesinde boy göstermiş devletler, imparatorluklar veya medeniyetler mekâna büyük oranda bu şekilde yaklaşmıştır.
Varlık düzeyini bitkiden hayvana yükselttiğimizde, devreye bilinç giriyor. Bilinç, ruha benzer şekilde varlığı somut olarak kanıtlanamasa da kesin bir şekilde gözlemlenebilir. Bir hayvan bir darbeyle veya çeşitli ilaçlarla şuursuzlaştırılabilir ancak şuursuz bitkiye şuur aşılamak insanı aşan bir durumdur. Tıpkı ruh gibi şuuru yok etmek elimizdeyken; onu var etmek insan gücünün çok üstündedir.
Yeniden Başlamak Üzerine: Varoluşsal, Psikolojik ve Toplumsal Bir İnceleme
İnsan, sabit bir eksen etrafında dönen mekanik bir yapıdan çok, her adımda kendini yenileyen ve dönüşüm içinde olan dinamik bir varlıktır. Bu dinamizm, kimi zaman sarsıcı bir farkındalıkla, kimi zaman da sessizce ve derinden ilerler. Bu nedenle “yeniden başlamak”, basit bir karar olmaktan ziyade insanın hem içsel hem de toplumsal gerçekliğinde yaşadığı bir eşik durumudur. Hiçbir “şimdi” kendinden öncekiyle aynı değildir; hiçbir insan, aynı nehirde iki kez yıkanmaz. Ve işte tam da bu akışın içinde, yeniden başlamak, varoluşun dramatik ama kaçınılmaz bir kırılma anına dönüşümüdür.
Her başlangıç, bir sona tanıklık eder. Ancak bu son, dış dünyada olup bitenden ziyade, bireyin içsel anlam dünyasında yaşanan bir kırılmadır. Eski benliğin çatlaması, alışılmış anlatıların susması, önceden “doğal” sayılanların artık taşınamaz hale gelmesiyle başlar. Bu anlamda yeniden başlamak, sadece geçmişten kopmak değil, aynı zamanda onunla yeni bir ilişki kurmaktır. Çünkü her yeni yönelim, geçmişin kalıntılarını içeren bir anlatıdır. Bu, kalıntıları ya dönüştürür ya da onların üstünü örter ama asla tamamen yok etmez.
Martin Heidegger’in “Dasein” kavramı, bu durumu en temel haliyle dile getirir. İnsan, yalnızca bir “orada varlık” değil; sürekli “henüz olmayan”a doğru açılan bir imkânlar varlığıdır (Heidegger, 1927, s.653). Bu açılım, insanın zaman içinde kendi anlamını kurma zorunluluğunu beraberinde getirir. İnsan, geçmişin ağırlığını taşırken, geleceğin belirsizliğiyle de yüzleşmek zorundadır. Bu nedenle yeniden başlamak, bir lütuf değil, zorunluluktur. Her an, varlığın kıyısında duran insan, ölüme doğru ilerlediğinin bilinciyle yaşamını şekillendirir ve bu farkındalık, onu yeniden ve yeniden inşa etmeye sevk eder.
Jean-Paul Sartre ise özgürlüğü hem bir armağan hem de bir lanet olarak ele alır. “İnsan özgürlüğe mahkûmdur” derken, bu yükün ağırlığına dikkat çeker (Sartre, 1943, s.892).
Bu yazının devamı 220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İddiasını Kaybetmiş Bir Din Söylemi ya da İçtihadı Yeniden Düşünmek
İddiasını kaybetmiş bir din söylemi ya tarih sahnesinden çekilecek ya da başka ideolojilerin boyunduruğuna girmekten başka bir yol bulamayacaktır. Biz İslam’ın tarih boyunca olduğu gibi bugün de insanlığın problemlerine çözüm bulma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlamıyla İslam, misyonunu tamamlayarak tarih sahnesindeki yerini almış bir din değildir.
“İlim Edebi” Meselesi
Rabbim! Girmiş olduğum çalışmaya doğrulukla girmeyi, çıkarken de doğrulukla çıkmayı nasip et. Katından bana yardım edecek bir güç, kuvvet ve nusret ver. İsrâ Sûresi 80. Âyette: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velisidirler, birbirlerine sahip çıkarlar ve birbirlerine destek olurlar”
Kalplerin Dağınıklığı
Her insanda kalp tek bir tanedir. Tek olan kalbin selametinin ne kadar önemli olduğunu söylemeye bilmem ki gerek var mı? Bedenin bir organı olan kalp bozulduğunda biyolojik sistemimizin ritmi; aklın ve hissiyatın bir organı bozulduğundaysa zihnin, ahlakın ve maneviyatın tüm ritmi bozulur.
Mekânın İmkânı
İktidar biçimleri tarih boyunca tesis etmeye çalıştıkları otoritelerini uzamsal boyutta da gösterme kaygısı taşımışlardır. Mekâna müdahale bu uzamsal kaygının bir tür tezahürüdür. Keza mekân ideolojiden azade bir yapı olmayıp tam tersine ideolojinin ete kemiğe bürünmüş halidir. Diğer bir değişle biçimler dünyası, bilinç dünyasının bir aktarım alanıdır. Tarih sahnesinde boy göstermiş devletler, imparatorluklar veya medeniyetler mekâna büyük oranda bu şekilde yaklaşmıştır.
Garibal Enfeksiyonlar (I)
Varlık düzeyini bitkiden hayvana yükselttiğimizde, devreye bilinç giriyor. Bilinç, ruha benzer şekilde varlığı somut olarak kanıtlanamasa da kesin bir şekilde gözlemlenebilir. Bir hayvan bir darbeyle veya çeşitli ilaçlarla şuursuzlaştırılabilir ancak şuursuz bitkiye şuur aşılamak insanı aşan bir durumdur. Tıpkı ruh gibi şuuru yok etmek elimizdeyken; onu var etmek insan gücünün çok üstündedir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.