Ademoğlu’nun yeryüzü serüveni tekdüze değildir. İnişler-çıkışlar, düşüşler-kalkışlar, sevinçler ve kederlerle doludur hayat. İnsan, bir eli yağda bir eli balda olduğu sürece kurtuluş teolojilerine ihtiyaç duymamıştır. “Hayat bu dünya hayatıdır, yaşarız ve ölürüz.” iyimserliği ile gününü gün etmiştir. Daha ziyade ‘zor zamanlar’da geliştirmiştir insan, akıl zoru nazariyeleri.
Kuşkusuz insanın ‘kara günler’i olmuştur: Tufanlar, doğal afetler, salgın hastalıklar, kuraklık, savaşlar vb afetlerin doğadan gelenlerinin etkileri küçük sıyrıklarla atlatılmışsa da, hemcinsinden gelen darbeler, bedeninden ziyade aklına ve duygularına indirmiş ölümcül darbelerini. Savaşlarda ülkeler sadece ordularını yitirmemişler, toplum da izzet, şeref, namus ve haysiyet dar geçidinden geçirilmiştir. Bu zorlu günlerde ağıtlar yakılmış, destanlar oluşmuştur. Kriz zamanının ürünü bu destanlar süreç içerisinde gerçeğin önüne geçmişlerdir.
Derdi veren Allah dermanını da verir derler ama büyük hadiselerin yaşandığı dönemler aklın da adeta dumura uğradığı mevsimler olduğu için, umutlar, hayaller hakikati perdelemektedir. Gerçek kahramanların mitleştirilmesinin en şaşılası örnekleri de bizim coğrafyamızda olmamış mıdır?
Bu yazının devamı
195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanların özgürlük beklentileri hiçbir dönemde bu kadar çok olmamıştır. Tarihe bakıldığında insanoğlunun kimi dönemlerde özgürce yaşadığı kimi dönemlerde özgürlüğünü bir güç sahibine devrettiği, görece daha sınırlandırılmış bir şekilde hayatına devam ettiği görülecektir. Tarih boyunca kitle yönetimi devletlerin önceliği olmuştur hep. Gerek hapishanelerin doğuşu ve gerekse akıl hastanelerinin kuruluşu hatta düzenli eğitim kurumlarının ortaya çıkışı bir yandan başıbozukluğu ve kaosu önlemişken diğer yandan da toplumu sınırlamış, bireylerin tek tipleşmesinin ve onları istenilen şekle dönüştürmenin yolunu açmıştır.
Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda… Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler …
Neredeyse tamamı doğal bir işlenmişlikle renklenen bir belde olarak Ürgüp’te sabah, yalnızca güneşin değil, taşın hafızasının da uyanışıyla başlar. Malum Katpatuka/Güzel Atların Ülkesi Kapadokya’nın oyuk kayaları, yılların rüzgârını değil,
Aile toplumun en küçük birimi olarak kabul edilmektedir. Sağlıklı, güçlü ve huzurlu bir toplumun garantisi aile kurumudur. Ailenin belki de en başta gelen görevlerinden biri, çocukların bakımı ve eğitimidir.
İnsanın var oluşundan beri, hayat ile arasındaki ilişkiye binaen gerçek, doğru ve hakikat kavramları onun için her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Çünkü insan içine “atıldığı” dünyanın gerçekliğini, bu gerçeklik içinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu ve bu nesneler dünyasında hakikat denen bir şey var
Kendisine Himmeti Olmayan Mitolojik Kurtarıcı Bana Mı Himmet Edecek?
Ademoğlu’nun yeryüzü serüveni tekdüze değildir. İnişler-çıkışlar, düşüşler-kalkışlar, sevinçler ve kederlerle doludur hayat. İnsan, bir eli yağda bir eli balda olduğu sürece kurtuluş teolojilerine ihtiyaç duymamıştır. “Hayat bu dünya hayatıdır, yaşarız ve ölürüz.” iyimserliği ile gününü gün etmiştir. Daha ziyade ‘zor zamanlar’da geliştirmiştir insan, akıl zoru nazariyeleri.
Kuşkusuz insanın ‘kara günler’i olmuştur: Tufanlar, doğal afetler, salgın hastalıklar, kuraklık, savaşlar vb afetlerin doğadan gelenlerinin etkileri küçük sıyrıklarla atlatılmışsa da, hemcinsinden gelen darbeler, bedeninden ziyade aklına ve duygularına indirmiş ölümcül darbelerini. Savaşlarda ülkeler sadece ordularını yitirmemişler, toplum da izzet, şeref, namus ve haysiyet dar geçidinden geçirilmiştir. Bu zorlu günlerde ağıtlar yakılmış, destanlar oluşmuştur. Kriz zamanının ürünü bu destanlar süreç içerisinde gerçeğin önüne geçmişlerdir.
Derdi veren Allah dermanını da verir derler ama büyük hadiselerin yaşandığı dönemler aklın da adeta dumura uğradığı mevsimler olduğu için, umutlar, hayaller hakikati perdelemektedir. Gerçek kahramanların mitleştirilmesinin en şaşılası örnekleri de bizim coğrafyamızda olmamış mıdır?
Bu yazının devamı 195. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Küresel Panoptikon Egemen Güçlerin Yenidünya Düzenidir
İnsanların özgürlük beklentileri hiçbir dönemde bu kadar çok olmamıştır. Tarihe bakıldığında insanoğlunun kimi dönemlerde özgürce yaşadığı kimi dönemlerde özgürlüğünü bir güç sahibine devrettiği, görece daha sınırlandırılmış bir şekilde hayatına devam ettiği görülecektir. Tarih boyunca kitle yönetimi devletlerin önceliği olmuştur hep. Gerek hapishanelerin doğuşu ve gerekse akıl hastanelerinin kuruluşu hatta düzenli eğitim kurumlarının ortaya çıkışı bir yandan başıbozukluğu ve kaosu önlemişken diğer yandan da toplumu sınırlamış, bireylerin tek tipleşmesinin ve onları istenilen şekle dönüştürmenin yolunu açmıştır.
Kurulu Sistemlerin Truva Atı Olmak
Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda… Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler …
Alev Alatlı’yı Ürgüp’te Anlamak: Taşın Hafızası ve Edebî Direniş
Neredeyse tamamı doğal bir işlenmişlikle renklenen bir belde olarak Ürgüp’te sabah, yalnızca güneşin değil, taşın hafızasının da uyanışıyla başlar. Malum Katpatuka/Güzel Atların Ülkesi Kapadokya’nın oyuk kayaları, yılların rüzgârını değil,
Okul Öncesi Dönemde Din Eğitimi IV
Aile toplumun en küçük birimi olarak kabul edilmektedir. Sağlıklı, güçlü ve huzurlu bir toplumun garantisi aile kurumudur. Ailenin belki de en başta gelen görevlerinden biri, çocukların bakımı ve eğitimidir.
Hakikatin Modernizasyonu
İnsanın var oluşundan beri, hayat ile arasındaki ilişkiye binaen gerçek, doğru ve hakikat kavramları onun için her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Çünkü insan içine “atıldığı” dünyanın gerçekliğini, bu gerçeklik içinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu ve bu nesneler dünyasında hakikat denen bir şey var
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.