Antik Roma’dan beri siyaset, ekonomi ve sosyal hadiselerde başvurulan manipülasyon Mekkeli müşriklerin de başvurduğu bir yöntem olmuştur. Mekkeli müşrikler, kendi saflarında olanları “Müslümanlaşabilirler” ihtimaliyle -Hz. Muhammed’e (sav) karşı- sürekli manipüle ettiler. Bir yandan aralarındaki dayanışmaları güçlendirerek “ayaklarını sabit” kılmak isterken diğer yandan Müslümanlara karşı manipülasyona başvurdular. Sonraki zamanlarda da Batılılar, başta Amerika’nın işgali, köleleştirme ve sömürgeleştirme olmak üzere “kötücül” pratiklerini meşrulaştıracak manipülasyon araçlarına başvurdular.
Gutenberg matbaasının, yazılı basını (kitap, dergi, gazete) meydana getirmesi manipülatif bir dünya olan Gutenberg Galaksisi’ni meydana getirdi. Gutenberg Galaksisi, aynı zamanda manipülasyon araçlarının hâkim olduğu bir galaksidir. Manipülasyon araçlarının derdi, gerçeği veya hakikati yaymak değil birilerinin “kendi doğrusunu” yaymak ve meşrulaştırmaktır. Hitler’in propaganda bakanı olan Gobbels, Alman halkını bir fikre yönlendirmek için algı yönetimini veya manipülasyonu ustalıkla kullananlardan biriydi. Yazılı basına -20. yüzyılın başlarında- radyo ve televizyonun eklemlenmesi, toplumu manipülasyona daha açık hâle getirdi. 1990’larda internetin, 2005’li yıllarda mobil-akıllı cihazların dolayısıyla onlarca sosyal medya araçlarının (Facebook, YouTube, İnstagram, TikTok, Twitter/X vs.) dâhil olması, algı yönetimini/manipülasyonu daha da kolaylaştırmıştır. Algı yönetimi araçlarının sosyal çoğunluğu elinde bulundurması, toplumsalı ve siyaseti yönlendirmesine yol açmıştır. Ayrıca dijital platformların kapital bir değeri olması, alışverişi veya tüketimi artırmış, dolaysıyla kapitalizmi güçlendirmiştir.
Bu yazının devamı
218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bâtınî ve felsefî tasavvufun başlıca temsilcilerinden biri olan İbn-i Arabî, vahdet-i vücûd doktrinini temellendirirken naslar üzerinde yaptığı ve çeşitli spekülasyonlara yol açan te’villeri, yaratanla yaratıklar arasındaki kesin ayırımı
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
Aziz İslam varoluşsal önceliğini kaybettiği için, iktidarlar, emperyalistlerle ittifak içerisinde yer almayı tercih ediyor. İslam dünyası ulus-devletleri, varlıklarını, İslami dayanışma yoluyla değil, birbirlerini dışlayarak ve rekabetle sürdürüyor. Sözünü ettiğimiz ulus-devletler, ahlâki birliği değil, çıkarların birliğini esas alan ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ahlâki birlik, ötekine karşı sorumlu olmayı gerektirirken; çıkarların birliği, ötekine karşı mutlak sorumsuzluğu öncelikli hâle getiriyor.
Genel olarak aç kalmak ve özel olarak Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutmak; insanın, duygularını kontrol altına almasını, böylece eğitilmesini sağlayan bir irade eğitimidir. Onun için geçmiş ümmetlere farz olduğu gibi Müslümanlara da farz olmuştur. Yüce Allah “Ramazan, insanlara rehberlik yapmak, bilgilendirmek ve yanlıştan doğruya yönelten bir ölçü olmak üzere içinde Kur’ân’ın indiği aydır” buyurarak …
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
Yönetilen Algı, Kaçak/Homodijitus ve Sığınak/Metaverse
Antik Roma’dan beri siyaset, ekonomi ve sosyal hadiselerde başvurulan manipülasyon Mekkeli müşriklerin de başvurduğu bir yöntem olmuştur. Mekkeli müşrikler, kendi saflarında olanları “Müslümanlaşabilirler” ihtimaliyle -Hz. Muhammed’e (sav) karşı- sürekli manipüle ettiler. Bir yandan aralarındaki dayanışmaları güçlendirerek “ayaklarını sabit” kılmak isterken diğer yandan Müslümanlara karşı manipülasyona başvurdular. Sonraki zamanlarda da Batılılar, başta Amerika’nın işgali, köleleştirme ve sömürgeleştirme olmak üzere “kötücül” pratiklerini meşrulaştıracak manipülasyon araçlarına başvurdular.
Gutenberg matbaasının, yazılı basını (kitap, dergi, gazete) meydana getirmesi manipülatif bir dünya olan Gutenberg Galaksisi’ni meydana getirdi. Gutenberg Galaksisi, aynı zamanda manipülasyon araçlarının hâkim olduğu bir galaksidir. Manipülasyon araçlarının derdi, gerçeği veya hakikati yaymak değil birilerinin “kendi doğrusunu” yaymak ve meşrulaştırmaktır. Hitler’in propaganda bakanı olan Gobbels, Alman halkını bir fikre yönlendirmek için algı yönetimini veya manipülasyonu ustalıkla kullananlardan biriydi. Yazılı basına -20. yüzyılın başlarında- radyo ve televizyonun eklemlenmesi, toplumu manipülasyona daha açık hâle getirdi. 1990’larda internetin, 2005’li yıllarda mobil-akıllı cihazların dolayısıyla onlarca sosyal medya araçlarının (Facebook, YouTube, İnstagram, TikTok, Twitter/X vs.) dâhil olması, algı yönetimini/manipülasyonu daha da kolaylaştırmıştır. Algı yönetimi araçlarının sosyal çoğunluğu elinde bulundurması, toplumsalı ve siyaseti yönlendirmesine yol açmıştır. Ayrıca dijital platformların kapital bir değeri olması, alışverişi veya tüketimi artırmış, dolaysıyla kapitalizmi güçlendirmiştir.
Bu yazının devamı 218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İbn-i Arabî’nin Vahdet-i Vücûd Felsefesi
Bâtınî ve felsefî tasavvufun başlıca temsilcilerinden biri olan İbn-i Arabî, vahdet-i vücûd doktrinini temellendirirken naslar üzerinde yaptığı ve çeşitli spekülasyonlara yol açan te’villeri, yaratanla yaratıklar arasındaki kesin ayırımı
İslam’ın Vaadleri İle Müslümanların Hayatı Arasındaki Mesafeye Dair Bir Açıklama Denemesi
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
En Büyük Kötülükle Uzlaşmak
Aziz İslam varoluşsal önceliğini kaybettiği için, iktidarlar, emperyalistlerle ittifak içerisinde yer almayı tercih ediyor. İslam dünyası ulus-devletleri, varlıklarını, İslami dayanışma yoluyla değil, birbirlerini dışlayarak ve rekabetle sürdürüyor. Sözünü ettiğimiz ulus-devletler, ahlâki birliği değil, çıkarların birliğini esas alan ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ahlâki birlik, ötekine karşı sorumlu olmayı gerektirirken; çıkarların birliği, ötekine karşı mutlak sorumsuzluğu öncelikli hâle getiriyor.
Kur’an ve Cihad Ayı Ramazan
Genel olarak aç kalmak ve özel olarak Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutmak; insanın, duygularını kontrol altına almasını, böylece eğitilmesini sağlayan bir irade eğitimidir. Onun için geçmiş ümmetlere farz olduğu gibi Müslümanlara da farz olmuştur. Yüce Allah “Ramazan, insanlara rehberlik yapmak, bilgilendirmek ve yanlıştan doğruya yönelten bir ölçü olmak üzere içinde Kur’ân’ın indiği aydır” buyurarak …
Çocuk Edebiyatının Kuramsal Boyutu
Çocuk edebiyatında özerkleşmenin niteliksel karşılıklarını yadsımak yanlış sonuçlara vardırır. Fakat alanı, birincil derecede bağımlı olduğu edebiyat ve çocukluk kavramından ayırmak neredeyse imkânsızdır. Tacettin Şimşek’in dikkat çektiği üzere çocuk edebiyatı, her şeyden önce bir edebiyattır. Bu nedenle edebiyat için geçerli olan değerlendirmelerin ve kıstasların ancak çocuk ölçüsünde özel bağlamlarla anlaşılabileceği boyutlar söz konusudur. Bu durum, tam da çocuk olmaklığın barındırdığı özelliklerle bir denkleşmeye işaret eder.
Alışverişe devam et