Edebiyatın Kısa Tarihi – John Sutherland – Alfa Basım Yayım
“ Kendileri her ne kadar bu adı kullanmasa da bizim “roman”(novel, yeni şey)adını verdiğimiz tür neden bu dönemde ve burada (Londra’da) ortaya çıktı? Bu sorunun yanıtı, romanın yükselişinin kapitalizmin yükselişiyle aynı zamanda ve aynı yerde gerçekleşmiş olmasıdır. Adada mahsur kalan ve kendi çabalarıyla geçimini sağlayan Robinson Crouse’un yeni(novel) ekonomik sistem için yeni(novel) insan türü olduğu söylenebilir. Ekonomistler “homoekonomikus” tanımını yaparken onu sıkça örnek vermiştir. Bu çağ maceracı tüccarların, kapitalizmin ve girişimciliğin çağıdır. Crouse ıssız adayı kolonileştirir ve sadece üzerindeki kıyafetleriyle çıktığı adayı zengin biri olarak terk eder. Peki, bunu nasıl başarır? Girişimcilik ruhuyla: Adanın doğal kaynaklarından istifade ederek kelimenin gerçek anlamıyla servet edinir. Bütün bu süreç boyunca Tanrı’ya inancını asla yitirmez. Bilakis Tanrı’nın bu kaderi hazırladığına ve onun –Robinson’un- adada yaptıklarını onayladığın inanır. Olanlar hem Tanrı’nın hem de kendisinin eseridir.”
İngiliz edebiyatçı Prof. John Sutherland Edebiyatın Kısa Tarihi adını verdiği kitabı aslında edebiyatın değil sadece İngilizce edebiyatın kısa bir anlatısını içeriyor. Çok kısa Latin ve Avrupa edebiyatına değiniler ile edebiyata ve basım yayın dünyasına ilişkin azımsanacak birkaç yorum haricinde klasik bir İngiliz milliyetçisi uyanıklılığı ile karşı karşıya kaldığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu da yetmezmiş gibi edebiyatı özellikle roman ve şiirden ibaret görmesi ayrıca sıkıntılı bir yaklaşım olarak dikkatimizi çekiyor. Bunlara ek olarak edebiyatın gelişimini göstermek için yapılmış bölümlenmelerin de yeterliliği tartışılır düzeyde. Kitabın; mitler, destanlar, Shakspeare, Daniel Defoe, Dickens, Virginia Woolf, Kafka ve para için yazılan kitaplar bölümleri ilgi çekiciliği ve istifade edilebilirliği açısından kanaatimizce dikkate değer idi.
Bu yazının devamı
188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Kur’an’a göre insan değersiz bir şey değildir. Maddenin bir kereliğine ve sonsuza kadar yok olacak, minicik bir parçası değildir. Bedeniyle öyle olsa dahi, ruhuyla birlikte doğada sürüklenir ve ‘şeylerin hiç doğmadığı yere’ değil, şeylerin gerçek olduğu yere doğru ilerler.”
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
“Sonumuzu unutmaya değil miydi?
Sonlu çizgilere o kadar bağlandığımız,
Bir güzel göz, gülünce çukurlaşan yanak
Ve bir ses şimdi süzülen anılardan
Sonumuzu unutmaya değil miydi?
Hep seni anmaya değil miydi,
Pişmanlık kanatlarını kuşandığımız?”
Özgürlük ve zorunluluk meselesi tüm insanlar için önemlidir ve herkesi ilgilendirir fakat ben (Müslüman Dünya da dâhil olmak üzere) Üçüncü Dünya için daha önemli ve ilgili olduğunu iddia ediyorum. Bizler (aşağı yukarı Chaucer ve eseri Frankleyn gibi) modernitenin eşiğinde beklediğimizden, onu belli
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
İmaja Sığınmak Hikmet Ve Hakikatten Yoksun ‘Hükmetme’ Arzusu
Edebiyatın Kısa Tarihi – John Sutherland – Alfa Basım Yayım
“ K
endileri her ne kadar bu adı kullanmasa da bizim “roman”(novel, yeni şey)adını verdiğimiz tür neden bu dönemde ve burada (Londra’da) ortaya çıktı? Bu sorunun yanıtı, romanın yükselişinin kapitalizmin yükselişiyle aynı zamanda ve aynı yerde gerçekleşmiş olmasıdır. Adada mahsur kalan ve kendi çabalarıyla geçimini sağlayan Robinson Crouse’un yeni(novel) ekonomik sistem için yeni(novel) insan türü olduğu söylenebilir. Ekonomistler “homoekonomikus” tanımını yaparken onu sıkça örnek vermiştir. Bu çağ maceracı tüccarların, kapitalizmin ve girişimciliğin çağıdır. Crouse ıssız adayı kolonileştirir ve sadece üzerindeki kıyafetleriyle çıktığı adayı zengin biri olarak terk eder. Peki, bunu nasıl başarır? Girişimcilik ruhuyla: Adanın doğal kaynaklarından istifade ederek kelimenin gerçek anlamıyla servet edinir. Bütün bu süreç boyunca Tanrı’ya inancını asla yitirmez. Bilakis Tanrı’nın bu kaderi hazırladığına ve onun –Robinson’un- adada yaptıklarını onayladığın inanır. Olanlar hem Tanrı’nın hem de kendisinin eseridir.”
İngiliz edebiyatçı Prof. John Sutherland Edebiyatın Kısa Tarihi adını verdiği kitabı aslında edebiyatın değil sadece İngilizce edebiyatın kısa bir anlatısını içeriyor. Çok kısa Latin ve Avrupa edebiyatına değiniler ile edebiyata ve basım yayın dünyasına ilişkin azımsanacak birkaç yorum haricinde klasik bir İngiliz milliyetçisi uyanıklılığı ile karşı karşıya kaldığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu da yetmezmiş gibi edebiyatı özellikle roman ve şiirden ibaret görmesi ayrıca sıkıntılı bir yaklaşım olarak dikkatimizi çekiyor. Bunlara ek olarak edebiyatın gelişimini göstermek için yapılmış bölümlenmelerin de yeterliliği tartışılır düzeyde. Kitabın; mitler, destanlar, Shakspeare, Daniel Defoe, Dickens, Virginia Woolf, Kafka ve para için yazılan kitaplar bölümleri ilgi çekiciliği ve istifade edilebilirliği açısından kanaatimizce dikkate değer idi.
Bu yazının devamı 188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Meşruiyetin Görünümleri
“Kur’an’a göre insan değersiz bir şey değildir. Maddenin bir kereliğine ve sonsuza kadar yok olacak, minicik bir parçası değildir. Bedeniyle öyle olsa dahi, ruhuyla birlikte doğada sürüklenir ve ‘şeylerin hiç doğmadığı yere’ değil, şeylerin gerçek olduğu yere doğru ilerler.”
Gönüllü Fakirlik!
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
200. Sayı
“Sonumuzu unutmaya değil miydi?
Sonlu çizgilere o kadar bağlandığımız,
Bir güzel göz, gülünce çukurlaşan yanak
Ve bir ses şimdi süzülen anılardan
Sonumuzu unutmaya değil miydi?
Hep seni anmaya değil miydi,
Pişmanlık kanatlarını kuşandığımız?”
İslam’ın İnsanlığa Vaadi
Özgürlük ve zorunluluk meselesi tüm insanlar için önemlidir ve herkesi ilgilendirir fakat ben (Müslüman Dünya da dâhil olmak üzere) Üçüncü Dünya için daha önemli ve ilgili olduğunu iddia ediyorum. Bizler (aşağı yukarı Chaucer ve eseri Frankleyn gibi) modernitenin eşiğinde beklediğimizden, onu belli
Telafisi Olmayan İmtihan: ÖLÜM
“Orta Çağda biri ‘kilise şunu öğretiyor…’ demişse, bu söz odadaki herkesin sesini keserdi. Fakat günümüzde bir Büyük Hakikat adayı varsa, o da bilimdir. Bilim bizim gorilimizdir. Biri ‘bilim diyor ki…’ dediğinde, sohbetin bittiğini düşünürüz. Yani biz postmodernist hermönetler, gözü kara olmalıyız;
Alışverişe devam et