“Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta- gizlidir. Bu durum, bizi geleneksel İyi ve Kötü ilişkilerini baştan sona gözden geçirmeye itiyor. Günümüzde bir başka Kötülük biçimi vardır ki buna “Mutlak Kötülük” diyoruz. Bu Kötülüğü üreten şey “Aşırı İyiliktir”, başka bir deyişle teknolojik gelişme, sınır tanımayan bir ilerleme ve totaliter bir ahlak anlayışı evrensel bir iyi niyetliliğin dur durak tanımayan yaygınlaşmasıdır. İyiliğin dosdoğru bir şekilde ilerlediği bir yerde Kötülük yön değiştirmiş, anormalleşmiş, bir saptırmaca, kandırmaca, baştan çıkarma, ahlâksızlığa benzemiş ya da topolojik terimle başkalaşmış, bozulmuştur. Ve bu kötülüğü yok etme girişiminin ortaya çıkmasına yol açtığı bir Kötülüktür.”
Fransız post-yapısalcı filozof, sosyolog ve medya teorisyeni Jean Baudrillard, Türkçeye çevrilen son kitabında; hâkimiyetin en son ve en gelişmiş aşaması olan, sömüren değil aksine kumanda eden ve yöneten anlamındaki Hegemonya’nın, Küresel Güç olmasını ve bunun sonuçlarını anlatıyor. Okuyucuyu karamsarlığa ve belirsizliğe itme potansiyeli olsa da Baudrillard’ın tezleri benzerlerinden çok daha cesur, tutarlı ve tarafsız. Baudrillard, 11 Eylül saldırısını nihai bir düzene ve nihai bir güce karşı oluşan alerjinin olağan bir tepkisi ve politik değil simgesel bir olay olarak görür. Yazara göre en sıradan düzene karşı gelme biçimi bile terörist bir olay şeklinde sunulurken, Terörizm artık evrensel bir tema, evrensel bir odak noktası, ne idüğü belirsiz kara bir delik ve viral bir güç halini almıştır. Yazar, bu gün gerçekleşen antropolojik ve metafizik devrim ile tüm modern ülkelerin ilerleme ve sınırsız gelişme konusunda kendi ürettikleri değerlere boyun eğmekten aciz durumda olduklarını söylerken, insanlığın artık gerçeği söyleme ayrıcalığını yitirdiğini savunuyor.
Bu yazının devamı
181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Daha önce belirttiğimiz üzere bu kitabın tezi, herhangi bir modern İslami devlet kavramsallaştırmasının tabiatı gereği kendisiyle çelişeceğidir. Unutmamalıyız ki Müslümanlar bugün dünya nüfusunun beşte birini oluşturuyor ve madem ki modernite içinde yaşıyorlar, öyleyse modern projeyi de yaşıyorlar.”
“ Kendileri her ne kadar bu adı kullanmasa da bizim “roman”(novel, yeni şey)adını verdiğimiz tür neden bu dönemde ve burada (Londra’da) ortaya çıktı? Bu sorunun yanıtı, romanın yükselişinin kapitalizmin yükselişiyle aynı zamanda ve aynı yerde gerçekleşmiş olmasıdır.”
Bir argüman mantık kriterini sağlamasa da kimi zaman sadece doğru öncülleri olduğu için iyi argüman olabilir. Evet en iyi argüman olamaz ancak sadece en iyi argümanları kabul edecek olursak zihni kapasitemizi epeyce kapatmış oluruz ve yaşadığımız pek çok şeyi rasyonel bir şekilde anlamlandıramayız.
“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine
“Özelikle Kur’an ile ilgili olarak Müslümanların -okumamak için- bahaneleri; ‘Kur’an’ın anlaşılamayacağı’ şeklinde olmuştur. Önemli başka bir tartışma da, ‘Akıl, nakil çatışması’ üzerindedir. Ne anlaşılamama ne de çatışma konusu; Kur’an’dan kaynaklanan sorunlar değildir.”
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’!
Can Çekişen Küresel Güç, Jean Baudrillard
Doğubatı
“
Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta- gizlidir. Bu durum, bizi geleneksel İyi ve Kötü ilişkilerini baştan sona gözden geçirmeye itiyor. Günümüzde bir başka Kötülük biçimi vardır ki buna “Mutlak Kötülük” diyoruz. Bu Kötülüğü üreten şey “Aşırı İyiliktir”, başka bir deyişle teknolojik gelişme, sınır tanımayan bir ilerleme ve totaliter bir ahlak anlayışı evrensel bir iyi niyetliliğin dur durak tanımayan yaygınlaşmasıdır. İyiliğin dosdoğru bir şekilde ilerlediği bir yerde Kötülük yön değiştirmiş, anormalleşmiş, bir saptırmaca, kandırmaca, baştan çıkarma, ahlâksızlığa benzemiş ya da topolojik terimle başkalaşmış, bozulmuştur. Ve bu kötülüğü yok etme girişiminin ortaya çıkmasına yol açtığı bir Kötülüktür.”
Fransız post-yapısalcı filozof, sosyolog ve medya teorisyeni Jean Baudrillard, Türkçeye çevrilen son kitabında; hâkimiyetin en son ve en gelişmiş aşaması olan, sömüren değil aksine kumanda eden ve yöneten anlamındaki Hegemonya’nın, Küresel Güç olmasını ve bunun sonuçlarını anlatıyor. Okuyucuyu karamsarlığa ve belirsizliğe itme potansiyeli olsa da Baudrillard’ın tezleri benzerlerinden çok daha cesur, tutarlı ve tarafsız. Baudrillard, 11 Eylül saldırısını nihai bir düzene ve nihai bir güce karşı oluşan alerjinin olağan bir tepkisi ve politik değil simgesel bir olay olarak görür. Yazara göre en sıradan düzene karşı gelme biçimi bile terörist bir olay şeklinde sunulurken, Terörizm artık evrensel bir tema, evrensel bir odak noktası, ne idüğü belirsiz kara bir delik ve viral bir güç halini almıştır. Yazar, bu gün gerçekleşen antropolojik ve metafizik devrim ile tüm modern ülkelerin ilerleme ve sınırsız gelişme konusunda kendi ürettikleri değerlere boyun eğmekten aciz durumda olduklarını söylerken, insanlığın artık gerçeği söyleme ayrıcalığını yitirdiğini savunuyor.
Bu yazının devamı 181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Fütürizm Geleceğin Peşinde Ânın Yitimi
“Daha önce belirttiğimiz üzere bu kitabın tezi, herhangi bir modern İslami devlet kavramsallaştırmasının tabiatı gereği kendisiyle çelişeceğidir. Unutmamalıyız ki Müslümanlar bugün dünya nüfusunun beşte birini oluşturuyor ve madem ki modernite içinde yaşıyorlar, öyleyse modern projeyi de yaşıyorlar.”
İmaja Sığınmak Hikmet Ve Hakikatten Yoksun ‘Hükmetme’ Arzusu
“ Kendileri her ne kadar bu adı kullanmasa da bizim “roman”(novel, yeni şey)adını verdiğimiz tür neden bu dönemde ve burada (Londra’da) ortaya çıktı? Bu sorunun yanıtı, romanın yükselişinin kapitalizmin yükselişiyle aynı zamanda ve aynı yerde gerçekleşmiş olmasıdır.”
TÖVBE -Yenilenme ve Dirilmenin İmkânı-
Bir argüman mantık kriterini sağlamasa da kimi zaman sadece doğru öncülleri olduğu için iyi argüman olabilir. Evet en iyi argüman olamaz ancak sadece en iyi argümanları kabul edecek olursak zihni kapasitemizi epeyce kapatmış oluruz ve yaşadığımız pek çok şeyi rasyonel bir şekilde anlamlandıramayız.
“İnsan Hakları” Hakk’a Baş Kaldırmış Egemenin Hakkı
“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine
Efendim Şartlar Böyle!
“Özelikle Kur’an ile ilgili olarak Müslümanların -okumamak için- bahaneleri; ‘Kur’an’ın anlaşılamayacağı’ şeklinde olmuştur. Önemli başka bir tartışma da, ‘Akıl, nakil çatışması’ üzerindedir. Ne anlaşılamama ne de çatışma konusu; Kur’an’dan kaynaklanan sorunlar değildir.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.