“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine gelen veya aktarılanları her zaman özümseyip kendi kapsamı içine almasını, bilinen kendine özgü değerlerine, dilsel kurallarına ve akide ilkelerine boyun eğdirmesini kastediyorum. Ancak İbn Rüşd’ ün çalışmaları, burada istisna teşkil etmektedir. Nitekim o ömrünün büyük bir kısmını bu İslami değerleri, aktarılan felsefi malzemeden ayıklayıp uzak tutmaya harcamıştı. Sanıldığı üzere İbn Rüşd İslam geleneğiyle Batı düşüncesinin uyanışı arasında bir bağ kurmamıştı. Tersine İslam geleneğinin Batı kültürüyle ilişkisini kesmiş, İslam’ ın onun üzerindeki izlerini tamamen silmişti. Batılı düşünürlerin bu konudaki çığırtkanlıkları, İslam etkisinden kurtulmadan duydukları sevinçten dolayıdır. Zira kendiliğinden sunulan bu ikramlar onlar için yeterli gelmişti.”
Taha Abdurrahman ile yapılan söyleşilerden oluşan bu kitap yazarın, şiir, siyaset, gelenek, modernlik, felsefe ve tercüme gibi birçok konuyla ilgili fikirlerini barındırıyor. Yapıcı- eleştirel bir üslupla yeniden düşüncenin inşasını vurguluyor yazar. Yararlı hedeflere yönelmek tek başına düşünmekle değil; bir düşünce iklimi sayesinde düşünmekle olmalıdır diye vurgulayan yazar açısından doğru- yararlı bir düşünce için diyalog önemli kanallardan biridir. Zira İslam medeniyetinin ayırıcı vasfı: ‘diyalogcu akılcılığı’ inşa etmiş olmasındadır. Yazarın ilgi çekici eleştirilerinden biride Batılı entellektüel geleneğin çağdaş İslam düşünürlerinin Kur’an okumalarını paradigmadik olarak belirlemiş olduğunu iddia etmesidir. Bunun yanında çağımızın en önemli Faslı düşünürlerinden biri kabul edilen yazarın bu söyleşi metni dışında türkçeye çevrilen kitabı henüz bulunmadığından fikirlerini derli toplu tetkik edebilmek maalesef şu an için mümkün görünmemektedir.
Bu yazının devamı
197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“…esas mesele; modern Batılı sistemin uluslararası arenada birkaç asırdır oluşturduğu belirsizlik, ilkesizlik, uluslararası teamüllerin ihlal edildiği bir risk durumu dikkate alındığı zaman Covid-19 pandemisi ile uluslararası sistemin bir muhasebesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. “
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
“Meksika’da Zapatista hareketi, Fransa’da 1995 kışında yaşanan toplumsal hareket ve daha geniş bir bağlamda alternatif-küreselleşmenin uluslararası ölçekte güçlenmesinden beri, hâlihazırda tahakkümlere karşı bireysel ve kolektif özerkliğin ele geçirilmesi olarak özgürleşme meselesi yeniden gündemde.”
“Şiddet bir ölçüde antropolojik, bir ölçüde siyasal ve kültürel ve hatta ontolojik bir sorun. Hele ki İslam dünyası ve Türkiye açısından şiddet kültürel kodlarımıza dek işlemiş olan, üstesinden gelmek şöyle dursun, sorunlarımızın çözümündeki neredeyse yegâne siyasal aracımız olan bir sorun.”
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
“İnsan Hakları” Hakk’a Baş Kaldırmış Egemenin Hakkı
BİLGİ AHLAKTAN AYRILDIĞINDA
“Kendi açımdan geleneğin bazı yönlerini araştırdığımda, onun özel niteliklere sahip olduğunu ve sıkı tutulması gereken kendine özgü ayrıcalıklı ilkeler üzerine bina edildiğini gördüm. Bunlardan birisi dolaşım (tedavül) ilkesi diye adlandırdığım ilkedir. Bu kavramla İslam geleneğinin veya İslam medeniyetinin başka kültür ve medeniyetlerden kendine gelen veya aktarılanları her zaman özümseyip kendi kapsamı içine almasını, bilinen kendine özgü değerlerine, dilsel kurallarına ve akide ilkelerine boyun eğdirmesini kastediyorum. Ancak İbn Rüşd’ ün çalışmaları, burada istisna teşkil etmektedir. Nitekim o ömrünün büyük bir kısmını bu İslami değerleri, aktarılan felsefi malzemeden ayıklayıp uzak tutmaya harcamıştı. Sanıldığı üzere İbn Rüşd İslam geleneğiyle Batı düşüncesinin uyanışı arasında bir bağ kurmamıştı. Tersine İslam geleneğinin Batı kültürüyle ilişkisini kesmiş, İslam’ ın onun üzerindeki izlerini tamamen silmişti. Batılı düşünürlerin bu konudaki çığırtkanlıkları, İslam etkisinden kurtulmadan duydukları sevinçten dolayıdır. Zira kendiliğinden sunulan bu ikramlar onlar için yeterli gelmişti.”
Taha Abdurrahman ile yapılan söyleşilerden oluşan bu kitap yazarın, şiir, siyaset, gelenek, modernlik, felsefe ve tercüme gibi birçok konuyla ilgili fikirlerini barındırıyor. Yapıcı- eleştirel bir üslupla yeniden düşüncenin inşasını vurguluyor yazar. Yararlı hedeflere yönelmek tek başına düşünmekle değil; bir düşünce iklimi sayesinde düşünmekle olmalıdır diye vurgulayan yazar açısından doğru- yararlı bir düşünce için diyalog önemli kanallardan biridir. Zira İslam medeniyetinin ayırıcı vasfı: ‘diyalogcu akılcılığı’ inşa etmiş olmasındadır. Yazarın ilgi çekici eleştirilerinden biride Batılı entellektüel geleneğin çağdaş İslam düşünürlerinin Kur’an okumalarını paradigmadik olarak belirlemiş olduğunu iddia etmesidir. Bunun yanında çağımızın en önemli Faslı düşünürlerinden biri kabul edilen yazarın bu söyleşi metni dışında türkçeye çevrilen kitabı henüz bulunmadığından fikirlerini derli toplu tetkik edebilmek maalesef şu an için mümkün görünmemektedir.
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
“…esas mesele; modern Batılı sistemin uluslararası arenada birkaç asırdır oluşturduğu belirsizlik, ilkesizlik, uluslararası teamüllerin ihlal edildiği bir risk durumu dikkate alındığı zaman Covid-19 pandemisi ile uluslararası sistemin bir muhasebesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. “
Akleden Kalbi Besleyen Cevher: GÜZELLİK
“Dinin onayı olmadan ahlâki karakterin oluşması pek mümkün değildir. Herkesin zamanla psikolojik yapısından da destek alarak dayanılmaz baskılara bile karşı koyabilmesi, kendisine hâkim olması mümkündür. Mümkün olduğuna göre bu iş
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
“Meksika’da Zapatista hareketi, Fransa’da 1995 kışında yaşanan toplumsal hareket ve daha geniş bir bağlamda alternatif-küreselleşmenin uluslararası ölçekte güçlenmesinden beri, hâlihazırda tahakkümlere karşı bireysel ve kolektif özerkliğin ele geçirilmesi olarak özgürleşme meselesi yeniden gündemde.”
Kekemelik Zihinde Ve Kalptedir
“Şiddet bir ölçüde antropolojik, bir ölçüde siyasal ve kültürel ve hatta ontolojik bir sorun. Hele ki İslam dünyası ve Türkiye açısından şiddet kültürel kodlarımıza dek işlemiş olan, üstesinden gelmek şöyle dursun, sorunlarımızın çözümündeki neredeyse yegâne siyasal aracımız olan bir sorun.”
Gönüllü Fakirlik!
“Geçmişte veya bugünkü hangi sosyal sistem, isteyen herkesin kapitalizme atfettiği herhangi bir sosyal kötülük bakımından daha iyi bir sicile sahiptir? Ortaçağ feodalizmi mi? Mutlak monarşi mi? Sosyalizm veya faşizm mi? Cevap yok. 1917’de Rus köylüleri “Toprak ve Özgürlük!” talep ediyorlardı.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.