Tarihin belli bir döneminde, belli bir bölgesinde, birtakım olaylar üzerine âyet âyet, sûre sûre nazil olmuş olan Kur’ân’ın “hitap” olarak nitelendirilmesini mümkündür. Hitap niteliği taşıyan bir metnin anlaşılması için gerekli olan şartlar ile masa başında yazılmış bir metnin anlaşılması için gerekli olan şartlar birbirinden farklıdır. Kur’ân’ın anlaşılması biraz da Kur’ân’a ilk muhatap olan toplumun tanınmasıyla mümkündür. Diğer bir ifadeyle muhatabı bilinmeden hitabın doğru bir şekilde anlaşılması çok zordur.
Sadece meal üzerinden yapılacak bir okuma kişiye Kur’ân hakkında genel bir bilgi verir fakat doğru anlamın yakalanabilmesi ancak Siyer merkezli bir okumayla mümkündür.
Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi (özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve putperestlik), diğer kutsal kitaplar, dönemin siyasî ve kültürel şartları vb hakkındaki bilgilere de ihtiyaç vardır.
Şu olay söylediklerimizi somutlaştırabilmek için verilebilecek güzel bir örnektir:
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Hüküm yalnızca Allah’ındır.” Yûsuf Sûresi 40. âyet “Devlet, en iyi ifadeyle gerekli kötülüktür. Kötü ifadeyle, dayanılmaz kötülüktür.” Thomas Paine (1737-1809) “Bize hâkim olan iktidarın, bizden fazla sadece bir şeyi var; O da bizi yönetmek için ona vermiş olduğumuz üstünlük.” E. de La Boetie (1530-1563) Devlet Kavramı Devlet nedir, kimdir, neden vardır, insanlığın …
Günler, aylar, yıllar geçiyor ve dünyamız kederleriyle yaşlanıyor. Savaşlar, sahte barışlar, yalanlar üzerine kurulmuş aldatıcı anlaşmalar, zulümler, kahırlar, heder edilen canlar ve hayatla sürüp giden ama hiç değişmeyen insanlığın tarihi,
Bugün Müslümanların önemli sorunlarından birisi, toplumsallaşma alanında yaşanmaktadır. Müslümanlar, birçok gayret göstermelerine, birçok yapı, grup, cemaat vs. kurmalarına rağmen, bir türlü toplumsallaşamamaktadırlar.
Hamdi Yazır tefsirini yetmişli yılların başında okumaya başlayınca, tam dokuz ay hiç ara vermeksizin, mektebi filan da unutarak, adeta zorunlu ders gibi aralıksız sürdürmüştüm. Aynı tarihlerde tefsirden birinci elden öğrendiklerimi de arkadaşlarım arasında, değişik vesilelerle buluşmalarımızda aktarmaya başlamıştım. Anlattıklarım mevcut geleneksel din anlayışına büyük ekseriyetle muhalif düşmekteydi. Benim arkam sağlamdı. Söylediklerime karşı duranlara tefsirin adını andığımda şöyle bir duraklıyor, düşünmeye başlıyor, muhtemelen benim anlamadığıma yoruyorlardı. Fakat asla kaynağına bakma ihtiyacı duymuyorlardı. Genetik ezberleri, alışkanlıkları ve korkuları buna mani oluyordu.
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Kur’ân’ı Anlamada Yöntem – Salât Kavramı Örneği –
Tarihin belli bir döneminde, belli bir bölgesinde, birtakım olaylar üzerine âyet âyet, sûre sûre nazil olmuş olan Kur’ân’ın “hitap” olarak nitelendirilmesini mümkündür. Hitap niteliği taşıyan bir metnin anlaşılması için gerekli olan şartlar ile masa başında yazılmış bir metnin anlaşılması için gerekli olan şartlar birbirinden farklıdır. Kur’ân’ın anlaşılması biraz da Kur’ân’a ilk muhatap olan toplumun tanınmasıyla mümkündür. Diğer bir ifadeyle muhatabı bilinmeden hitabın doğru bir şekilde anlaşılması çok zordur.
Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi (özellikle Yahudilik, Hristiyanlık ve putperestlik), diğer kutsal kitaplar, dönemin siyasî ve kültürel şartları vb hakkındaki bilgilere de ihtiyaç vardır.
Şu olay söylediklerimizi somutlaştırabilmek için verilebilecek güzel bir örnektir:
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Modernizmin Korkuttuğu Müslümanlar: Devlet Çıkmazı
Hüküm yalnızca Allah’ındır.” Yûsuf Sûresi 40. âyet “Devlet, en iyi ifadeyle gerekli kötülüktür. Kötü ifadeyle, dayanılmaz kötülüktür.” Thomas Paine (1737-1809) “Bize hâkim olan iktidarın, bizden fazla sadece bir şeyi var; O da bizi yönetmek için ona vermiş olduğumuz üstünlük.” E. de La Boetie (1530-1563) Devlet Kavramı Devlet nedir, kimdir, neden vardır, insanlığın …
Söyleyecek Son Bir Sözümüz Olmalı
Günler, aylar, yıllar geçiyor ve dünyamız kederleriyle yaşlanıyor. Savaşlar, sahte barışlar, yalanlar üzerine kurulmuş aldatıcı anlaşmalar, zulümler, kahırlar, heder edilen canlar ve hayatla sürüp giden ama hiç değişmeyen insanlığın tarihi,
İlkeler Nasıl Toplumsallaşır
Bugün Müslümanların önemli sorunlarından birisi, toplumsallaşma alanında yaşanmaktadır. Müslümanlar, birçok gayret göstermelerine, birçok yapı, grup, cemaat vs. kurmalarına rağmen, bir türlü toplumsallaşamamaktadırlar.
Hamdi Yazır Tefsirinden Kavramsal İzdüşümler
Hamdi Yazır tefsirini yetmişli yılların başında okumaya başlayınca, tam dokuz ay hiç ara vermeksizin, mektebi filan da unutarak, adeta zorunlu ders gibi aralıksız sürdürmüştüm. Aynı tarihlerde tefsirden birinci elden öğrendiklerimi de arkadaşlarım arasında, değişik vesilelerle buluşmalarımızda aktarmaya başlamıştım. Anlattıklarım mevcut geleneksel din anlayışına büyük ekseriyetle muhalif düşmekteydi. Benim arkam sağlamdı. Söylediklerime karşı duranlara tefsirin adını andığımda şöyle bir duraklıyor, düşünmeye başlıyor, muhtemelen benim anlamadığıma yoruyorlardı. Fakat asla kaynağına bakma ihtiyacı duymuyorlardı. Genetik ezberleri, alışkanlıkları ve korkuları buna mani oluyordu.
Mutluluk ve Ahlâk İlişkisi
Sosyolog Zygmunt Bauman ise mutluluk konusuna oldukça farklı bir noktadan yaklaşır. Ona göre “mutluluk, dertsizlik değil; dertlerle mücadele edebilme gücüdür. Mutluluk, sorunların yokluğu değil, onlarla yüzleşip onları aşabilme cesaretidir. İnsan hayatı hiçbir zaman tamamen huzurlu değildir; ancak anlamlı bir mücadele sürdüğü sürece ‘mutlu bir yaşam’dan söz edilebilir.”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.