Yüce Allah, sadece yaratmakla yetinmemiş; ayrıca, yarattıkları için uymaları gereken yasaları da takdir etmiştir. Varlıklar ve olaylar bu yasalara göre vücut bulurlar. Hiçbir varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasanın dışına çıkma güç ve iradesine sahip değildir. Bununla, halkın arasında yaygın kabul gören “kader”i değil, Kur’an’da “sünnetullah” olarak tanımlanan ve bilimlerin araştırma konusu olan “varlık ilkeleri”ni kastediyoruz.
Her varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasalara göre vücut bulmasına rağmen, özellikle insan söz konusu olduğunda, yüce Allah bazı zamanlar tarihe ve dolayısıyla insanlığın gidişatına ayrıca özel müdahalelerde de bulunur. Vahiy bu müdahalenin doğrudan gerçekleşen en önemli biçimini oluşturur. “Varlık ilkesiyle” ilgili yasalar varoluşun “olması gereken” nesnel şartlarını tesis etmesine karşılık; vahiyle müdahale de insanın inancını ve hayat tarzını doğru kılma amacı vardır. Fakat, vahiyle müdahalede inancın ve hayat tarzının doğru ölçütleri sadece teorik düzlemde anlam ifade eden bir bilgi paketi biçiminde sunulmaz; ilahi lûtuf gereği uygulamadaki biçimiyle de insanlığa takdim edilir. Bu itibarla, vahiyle bilgilendirilip desteklenen her bir elçinin şahsında ve çevresinde inşa olunan örnek insan ve toplum, vahiyle müdahalenin uygulamadaki boyutu olarak anlam kazanmıştır. Kur’an ve Hz Muhammed (s) ise tarihe vahiyle müdahalenin sonuncusunu teşkil eder. Kur’an bu son müdahalenin bilgi, ilke ve gereklerini sunarken; Hz Peygamber ise müdahalenin amaçladığı inşayı gerçekleştirir. Birisi teoriyi, diğeri pratiği temsil eder ve bu ikili hiçbir şekilde birbirinden ayrı veya kopuk değildir: Süreç içerisinde Hz Peygamber “yürüyen Kur’an”, Kur’an ise “okunan peygamber” vasfına sahip olur.
Bu yazının devamı
180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
Ekranlarla duvarları örülen bu alanlarda, hepimiz farklılıklar içinde yaşıyoruz. Farklı ilişkiler, farklı tanımlar üzerinden farklı kişiliklerle gerçekleşiyor. El telefonları farklı olay mahallerini yanımızda dolaştırırken, “zeka pırıltısıyla” parlayan gözlerine hayran olduğumuz yapay zekaya bağlılığımız artıyor, insana olan hayranlığımız ise gitgide azalıyor. Ekranların sağlığı tehdit eden etkileriyle beraber içerisinde barındırdığı bu yeni dünya, kendi başına en şiddetli eylemi sergiliyor: Değersizleşiyoruz!
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
Kur’an’ın Hayata Müdahalesi
Bireyin ve Toplumun İnşası
İlahi İradenin Tarihe Müdahalesi
Yüce Allah, sadece yaratmakla yetinmemiş; ayrıca, yarattıkları için uymaları gereken yasaları da takdir etmiştir. Varlıklar ve olaylar bu yasalara göre vücut bulurlar. Hiçbir varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasanın dışına çıkma güç ve iradesine sahip değildir. Bununla, halkın arasında yaygın kabul gören “kader”i değil, Kur’an’da “sünnetullah” olarak tanımlanan ve bilimlerin araştırma konusu olan “varlık ilkeleri”ni kastediyoruz.
Her varlık veya olay kendisi için takdir edilen yasalara göre vücut bulmasına rağmen, özellikle insan söz konusu olduğunda, yüce Allah bazı zamanlar tarihe ve dolayısıyla insanlığın gidişatına ayrıca özel müdahalelerde de bulunur. Vahiy bu müdahalenin doğrudan gerçekleşen en önemli biçimini oluşturur. “Varlık ilkesiyle” ilgili yasalar varoluşun “olması gereken” nesnel şartlarını tesis etmesine karşılık; vahiyle müdahale de insanın inancını ve hayat tarzını doğru kılma amacı vardır. Fakat, vahiyle müdahalede inancın ve hayat tarzının doğru ölçütleri sadece teorik düzlemde anlam ifade eden bir bilgi paketi biçiminde sunulmaz; ilahi lûtuf gereği uygulamadaki biçimiyle de insanlığa takdim edilir. Bu itibarla, vahiyle bilgilendirilip desteklenen her bir elçinin şahsında ve çevresinde inşa olunan örnek insan ve toplum, vahiyle müdahalenin uygulamadaki boyutu olarak anlam kazanmıştır. Kur’an ve Hz Muhammed (s) ise tarihe vahiyle müdahalenin sonuncusunu teşkil eder. Kur’an bu son müdahalenin bilgi, ilke ve gereklerini sunarken; Hz Peygamber ise müdahalenin amaçladığı inşayı gerçekleştirir. Birisi teoriyi, diğeri pratiği temsil eder ve bu ikili hiçbir şekilde birbirinden ayrı veya kopuk değildir: Süreç içerisinde Hz Peygamber “yürüyen Kur’an”, Kur’an ise “okunan peygamber” vasfına sahip olur.
Bu yazının devamı 180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gündelik Dil Felsefesi
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
Bağlı Kalın! Yeni Sürüm Yükleniyor… – Şiddetin Öğretilen Yüzü –
Ekranlarla duvarları örülen bu alanlarda, hepimiz farklılıklar içinde yaşıyoruz. Farklı ilişkiler, farklı tanımlar üzerinden farklı kişiliklerle gerçekleşiyor. El telefonları farklı olay mahallerini yanımızda dolaştırırken, “zeka pırıltısıyla” parlayan gözlerine hayran olduğumuz yapay zekaya bağlılığımız artıyor, insana olan hayranlığımız ise gitgide azalıyor. Ekranların sağlığı tehdit eden etkileriyle beraber içerisinde barındırdığı bu yeni dünya, kendi başına en şiddetli eylemi sergiliyor: Değersizleşiyoruz!
Doğru ve Hedef Odaklı Bir Çocuk Edebiyatı
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
Dünyanın Boyasıyla Boyanmış Yüzler
“İhtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılayan kaynaklar arasında bir uyumsuzluk vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırsız, kaynaklar ise kıttır.” argümanı yıllarca üçüncü sınıf köşe yazarlarından sözde alanlarında uzman ekonomi profesörlerine kadar tüm kapitalist ideologlar tarafından savunulmuş, küçük revizyonlardan geçirilerek ders kitaplarında da yer almıştır.
Elhân-ı Osmanî (Osmanlı Sarayında Müzik ve Himâye)
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.