Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir; Müptela-yı gâma sor kim geceler kaç vakit!
Merhum Tanpınar, bir şiirine “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” mısralarıyla başlar. Zannediyorum Aşiyan’daki kabrinde de bu mısralar var. Tıpkı bu mısraların ifade ettiği gibi insanımızın birey olarak hangi noktada, hangi hâlet ve değer içinde olduğu da işte bu mısralarda olduğu gibi müphem bir şey. Evet, insanımız nerede? Bu toplumdaki Müslümanlardan, onların beklentilerinden, iddialarından, varsa eğer mücadelelerinden, hayatın neresinde kaldıklarından, ihtiraslarından, şikâyetlerinden, eleştirilerinden, fikir firarlarından vs bahsetmeden evvel, 1- O hayatları temelinden etkileyen en az yüz-yüz elli yıllık bir maceraya ve dış etkilere; 2- Bu zaman zarfında aydınların ve esas olarak da Müslüman aydınların tavırlarına, tepkilerine, çabalarına; 3- kitlelerin bu boğucu atmosfer içindeki duruş ve etkilenişlerine bakmamız gerekir. Bu coğrafyada ağır fırtınalar içinde yaşamış insanımızı tanıyabilmek ve onu kavrayabilmek için bu şarttır ve bugünkü toplumsal kompozisyonun sırrı ancak böyle anlaşılabilir.
Bu yazının devamı
181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
Bu makale, Türkiye’de yakın dönemde İslamî hareketler içerisinden bir ayrışma süreci sonunda mücessemleşen Antikapitalist Müslümanlar’ın (AKM) nasıl bir bağlamda ortaya çıktığı ve temel karakterinin ne olduğu soruları üzerinden şekillenmektedir.
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
Çocuk edebiyatı alanındaki nitelikli ürünlerden söz edebilmek için eserler, bütüncül bir bakışla ele alınmalıdır. Kitabın biçimsel yapısından, içeriğine doğru bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu alanda üretilen metinlerin çocuğun yazıyla, yazın dünyasıyla ilk karşılaşması ve yaşamı boyunca onun kitaba bakışını, yaklaşımını şekillendiren ilk örnekler olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda, kitabın hikâyesinden önce kapak kalitesi, kullanılan hamur, kapak tasarımı, içerik tasarımı, çizimler, renk tercihleri… gibi her bir ayrıntı çok daha önemli bir hale gelmektedir.
Hareketleri çekingen ve nazik, en telaşlı anlarında bile zarif bir tembellik içinde. Onda kaygı nadiren bir fikir halini alır, binde bir de niyet etmeye kadar varır. Sonra tam bir durgunluk ve uyuklama hali. Zaten kitap boyunca da kanepesine uzanmış bedenini, dışarının karmaşasından uzak halini övmekle bitiremez.
Modernizmi Eleştirebilir Miyiz
Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir;
Müptela-yı gâma sor kim geceler kaç vakit!
Merhum Tanpınar, bir şiirine “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” mısralarıyla başlar. Zannediyorum Aşiyan’daki kabrinde de bu mısralar var. Tıpkı bu mısraların ifade ettiği gibi insanımızın birey olarak hangi noktada, hangi hâlet ve değer içinde olduğu da işte bu mısralarda olduğu gibi müphem bir şey. Evet, insanımız nerede? Bu toplumdaki Müslümanlardan, onların beklentilerinden, iddialarından, varsa eğer mücadelelerinden, hayatın neresinde kaldıklarından, ihtiraslarından, şikâyetlerinden, eleştirilerinden, fikir firarlarından vs bahsetmeden evvel, 1- O hayatları temelinden etkileyen en az yüz-yüz elli yıllık bir maceraya ve dış etkilere; 2- Bu zaman zarfında aydınların ve esas olarak da Müslüman aydınların tavırlarına, tepkilerine, çabalarına; 3- kitlelerin bu boğucu atmosfer içindeki duruş ve etkilenişlerine bakmamız gerekir. Bu coğrafyada ağır fırtınalar içinde yaşamış insanımızı tanıyabilmek ve onu kavrayabilmek için bu şarttır ve bugünkü toplumsal kompozisyonun sırrı ancak böyle anlaşılabilir.
Bu yazının devamı 181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gazze’nin Hatırlattıkları ve Gösterdikleri
Gazze’de yaşananlar, halihazırda Batı hegemonyasının (veya ABD’nin) belirleyici olduğu bir küresel düzende yaşadığımızı bize bir kez daha hatırlatmıştır. Malum olduğu üzere, bir küresel düzen varsa, burada “güçler dengesi” süpergücün (veya güçlerin) belirlediği sınırlar çerçevesinde kurulur. Lokal iktidarlar, ancak bu denge sistemi içerisinde kendilerine yer bulabilirler. Sisteme itiraz ettiklerinde ise te’dip edilirler. Süpergücün konumu değişmediği sürece de bu düzen varlığını bu şekilde sürdürür.
Kimlikten Sınıfa: İslami Hareketlerin Dönüşümü ve Anti-Kapitalist Müslümanlar
Bu makale, Türkiye’de yakın dönemde İslamî hareketler içerisinden bir ayrışma süreci sonunda mücessemleşen Antikapitalist Müslümanlar’ın (AKM) nasıl bir bağlamda ortaya çıktığı ve temel karakterinin ne olduğu soruları üzerinden şekillenmektedir.
Anlamın Çekilişi ve Okuma Eyleminin Krizi
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
Çocuk Yazınında Nitelikli Kitap Sorunu
Çocuk edebiyatı alanındaki nitelikli ürünlerden söz edebilmek için eserler, bütüncül bir bakışla ele alınmalıdır. Kitabın biçimsel yapısından, içeriğine doğru bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu alanda üretilen metinlerin çocuğun yazıyla, yazın dünyasıyla ilk karşılaşması ve yaşamı boyunca onun kitaba bakışını, yaklaşımını şekillendiren ilk örnekler olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda, kitabın hikâyesinden önce kapak kalitesi, kullanılan hamur, kapak tasarımı, içerik tasarımı, çizimler, renk tercihleri… gibi her bir ayrıntı çok daha önemli bir hale gelmektedir.
Oblomov’un Rüyası
Hareketleri çekingen ve nazik, en telaşlı anlarında bile zarif bir tembellik içinde. Onda kaygı nadiren bir fikir halini alır, binde bir de niyet etmeye kadar varır. Sonra tam bir durgunluk ve uyuklama hali. Zaten kitap boyunca da kanepesine uzanmış bedenini, dışarının karmaşasından uzak halini övmekle bitiremez.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.