İnsanın var oluşundan beri, hayat ile arasındaki ilişkiye binaen gerçek, doğru ve hakikat kavramları onun için her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Çünkü insan içine “atıldığı” dünyanın gerçekliğini, bu gerçeklik içinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu ve bu nesneler dünyasında hakikat denen bir şey var mıdır, varsa nedir bilmek ister. Çünkü insan bilmediği şeyden korkar ya da Abduh’un dediği gibi “İnsan bilmediği şeyin düşmanı olur.” Tarih boyunca insan yaşadığı dünyayı çok farklı şekillerde anlamlandırmaya çalışmış ve farklı saiklerle giriştiği bu çaba sonucunda yaşamına devam etmek için karineler üretmiştir. Bilmek insanın doğasında olduğu sürece, bilinen ile bilen arasındaki bu ilişki devam edecektir.
İnsanın özellikle gerçek ve hakikat kavramları üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Çünkü bu iki kavram çeşitli metinlerde bolca birbiri yerine kullanılmaktadır. Bu durum hem lengüistik hem de felsefi sebeplerden neşet etmektedir. “Gerçek” ve “hakikat”, başlangıçtan günümüze değin felsefede üzerinde en hararetli tartışmaların yaşandığı, kavramlar arasında ayrımların net bir şekilde yapılamadığı sözcüklerdir.
Bu yazının devamı
181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Genel olarak aç kalmak ve özel olarak Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutmak; insanın, duygularını kontrol altına almasını, böylece eğitilmesini sağlayan bir irade eğitimidir. Onun için geçmiş ümmetlere farz olduğu gibi Müslümanlara da farz olmuştur. Yüce Allah “Ramazan, insanlara rehberlik yapmak, bilgilendirmek ve yanlıştan doğruya yönelten bir ölçü olmak üzere içinde Kur’ân’ın indiği aydır” buyurarak …
Yerleşimci sömürgeci bir aktördür İsrail. Yerleşimci sömürgecilik ise bir siyasal projedir ve bir bölgenin yerli halkını yerinden ederek onun yerine başkalarını yerleştirmeyi amaçlayan, sömürgeciliğe dayalı bir baskı sistemidir.
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
Erdem ile bu adaletin arasında ne fark olduğu söylediklerimizden bellidir;
bu adalet erdemle aynı şeydir ama adaletin olduğu şey ile
erdemin olduğu şey aynı değildir:
Başkasıyla ilişkide söz konusu olduğunda adalettir;
kendi başına böyle bir huy söz konusu olduğunda erdemdir.
Hakikatin Modernizasyonu
İnsanın var oluşundan beri, hayat ile arasındaki ilişkiye binaen gerçek, doğru ve hakikat kavramları onun için her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. Çünkü insan içine “atıldığı” dünyanın gerçekliğini, bu gerçeklik içinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu ve bu nesneler dünyasında hakikat denen bir şey var mıdır, varsa nedir bilmek ister. Çünkü insan bilmediği şeyden korkar ya da Abduh’un dediği gibi “İnsan bilmediği şeyin düşmanı olur.” Tarih boyunca insan yaşadığı dünyayı çok farklı şekillerde anlamlandırmaya çalışmış ve farklı saiklerle giriştiği bu çaba sonucunda yaşamına devam etmek için karineler üretmiştir. Bilmek insanın doğasında olduğu sürece, bilinen ile bilen arasındaki bu ilişki devam edecektir.
İnsanın özellikle gerçek ve hakikat kavramları üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Çünkü bu iki kavram çeşitli metinlerde bolca birbiri yerine kullanılmaktadır. Bu durum hem lengüistik hem de felsefi sebeplerden neşet etmektedir. “Gerçek” ve “hakikat”, başlangıçtan günümüze değin felsefede üzerinde en hararetli tartışmaların yaşandığı, kavramlar arasında ayrımların net bir şekilde yapılamadığı sözcüklerdir.
Bu yazının devamı 181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gaslighting: Gaz Lambasının Unutulmaz Marifetleri
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Kur’an ve Cihad Ayı Ramazan
Genel olarak aç kalmak ve özel olarak Allah’ın rızasını kazanmak için oruç tutmak; insanın, duygularını kontrol altına almasını, böylece eğitilmesini sağlayan bir irade eğitimidir. Onun için geçmiş ümmetlere farz olduğu gibi Müslümanlara da farz olmuştur. Yüce Allah “Ramazan, insanlara rehberlik yapmak, bilgilendirmek ve yanlıştan doğruya yönelten bir ölçü olmak üzere içinde Kur’ân’ın indiği aydır” buyurarak …
Yerleşimci Sömürgeci İsrail’in Kültürel Kodları
Yerleşimci sömürgeci bir aktördür İsrail. Yerleşimci sömürgecilik ise bir siyasal projedir ve bir bölgenin yerli halkını yerinden ederek onun yerine başkalarını yerleştirmeyi amaçlayan, sömürgeciliğe dayalı bir baskı sistemidir.
Zihniyet Daralması Karşısında Islahı Yeniden Kuşanmak
Bu yazı, cevaplarını bulmuş bir yol göstericiden çok, daralmanın sebepleri ve çıkış yolları için bazı sorular sorma ve aynı saftakilerle dertleşme niyetindedir. Acaba Müslümanların bir gündemi var mıdır? Suyun üstünde sürüklenmekte miyiz yoksa akışı yönlendirebiliyor muyuz? Acaba niceliğe ve kitleselleşmeye mağlup mu olduk? Bununla ilişkili olarak “demokrasi”/çokluk kıymetin belirleyicisi mi oldu? “Söz”ümüzü, sosyal medyadaki “etkileşim” adedi mi şekillendiriyor? “Cihad”ımızın göstergesi organizasyonel kabiliyetimiz ve hesaplı “katılım sağlama”larımız mı?
Ahlaktan Arındırılmış Hukuk; Adaletten Arıtılmış Hüküm
Erdem ile bu adaletin arasında ne fark olduğu söylediklerimizden bellidir;
bu adalet erdemle aynı şeydir ama adaletin olduğu şey ile
erdemin olduğu şey aynı değildir:
Başkasıyla ilişkide söz konusu olduğunda adalettir;
kendi başına böyle bir huy söz konusu olduğunda erdemdir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.