Çağdaş edebiyat bizden, “Oblomov”la ilgili hep niteleme olarak konuşmamızı ister. Bu nitelemede Oblomov bireyselliği pekişmemiş bir kahraman türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendini kendinde gerçekleştirmeyen, kendinde kendini bulamayan, yani kendiliği tamamlanmayan bir karakter, daha doğrusu bozuk karakter olarak önümüze çıkmaktadır.
Konuşulması istenen şeyde ancak bir şey konuşturulmaktadır. Söz konusu konuşulan bu bir şey, başkasıdır. Bir şeyin önüne çıkarılan başkası, insan olarak “Ben” olmanın önüne çıkarılan “Ben olmayan”dır, dolayısıyla insan olarak insan olduğunun bilincine varmayandır. Kendi olarak kendisinin bilincine varmayan Oblomov`un her türlü olumsuzlukla nitelenmesi doğaldır. Nitekim İvan Gonçarov, 1859 yılında yayımladığı romanında bize, gelişim dışı bir karakteri tanıtmaktadır.
Bir yazara kahraman seçiminde ne yapacağını söyleyecek halimiz olmadığından, seçtiği kahramanla ilgili ne yapmaya çalıştığını söyleyecek de değiliz. Zaten kahramanda bir sıkıntı yoktur.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Burada dönemsel etkilerin ya da bazı isimlerin eserlerinin kendi bağlamlarında okunamamasının ve anlaşılamamasının özellikle sorgulanması gerekmektedir. Seyyid Kutub’u, Mevdudi’yi ya da İran Devrimi sonrasında Humeyni’yi ve Ali Şeriati’yi, şimdilerde de Aliya İzzetbegoviç’i ve Taha Abdurrahman’ı kendi bağlamında okumamanın önemli sonuçlarından biri, dönemlere sıkışan söylemlerdir.
Dini yalnızca belli yerlere, belli zamanlara ve bireysel duygulara indirgeyen modern dünya görüşünün aksine, İslâm kendini, kuşatıcı bir dünya görüşü ve hayat biçimi olarak gösterir. Bu nedenle gerek Kur’ân-ı Kerim’de gerekse Rasulullah’ın
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
Hep aynı pencereden mi bakılması gerek hayata, olaylara, geçmişe, geleceğe? Sormak, sorgulamak, eleştirmek gerekmez mi alışılmışları, öne sürülenleri? Sormak, sorgulamak, eleştirmek başka pencereler açmaktır hayata, olaylara. Başka ufuklar kazandırmak, başka imkânlar bulmak…
Sadece meal üzerinden yapılacak bir okuma kişiye Kur’ân hakkında genel bir bilgi verir fakat doğru anlamın yakalanabilmesi ancak Siyer merkezli bir okumayla mümkündür. Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi
Olumsuzun Keşfi
Çağdaş edebiyat bizden, “Oblomov”la ilgili hep niteleme olarak konuşmamızı ister. Bu nitelemede Oblomov bireyselliği pekişmemiş bir kahraman türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendini kendinde gerçekleştirmeyen, kendinde kendini bulamayan, yani kendiliği tamamlanmayan bir karakter, daha doğrusu bozuk karakter olarak önümüze çıkmaktadır.
Konuşulması istenen şeyde ancak bir şey konuşturulmaktadır. Söz konusu konuşulan bu bir şey, başkasıdır. Bir şeyin önüne çıkarılan başkası, insan olarak “Ben” olmanın önüne çıkarılan “Ben olmayan”dır, dolayısıyla insan olarak insan olduğunun bilincine varmayandır. Kendi olarak kendisinin bilincine varmayan Oblomov`un her türlü olumsuzlukla nitelenmesi doğaldır. Nitekim İvan Gonçarov, 1859 yılında yayımladığı romanında bize, gelişim dışı bir karakteri tanıtmaktadır.
Bir yazara kahraman seçiminde ne yapacağını söyleyecek halimiz olmadığından, seçtiği kahramanla ilgili ne yapmaya çalıştığını söyleyecek de değiliz. Zaten kahramanda bir sıkıntı yoktur.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gelenekçiliğin Reaksiyon Girdabı ve Eleştirel Düşünce
Burada dönemsel etkilerin ya da bazı isimlerin eserlerinin kendi bağlamlarında okunamamasının ve anlaşılamamasının özellikle sorgulanması gerekmektedir. Seyyid Kutub’u, Mevdudi’yi ya da İran Devrimi sonrasında Humeyni’yi ve Ali Şeriati’yi, şimdilerde de Aliya İzzetbegoviç’i ve Taha Abdurrahman’ı kendi bağlamında okumamanın önemli sonuçlarından biri, dönemlere sıkışan söylemlerdir.
Estetik Duyarlılık ve Hayat
Dini yalnızca belli yerlere, belli zamanlara ve bireysel duygulara indirgeyen modern dünya görüşünün aksine, İslâm kendini, kuşatıcı bir dünya görüşü ve hayat biçimi olarak gösterir. Bu nedenle gerek Kur’ân-ı Kerim’de gerekse Rasulullah’ın
Bu Dünyada Yeteri Kadar Acı Yok mu?
İyilik postunda açık, aleni kötülük yapılmaktadır:
Çünkü iyinin ölçütü, kapitalist düzende “refah ve huzur” içinde yaşayabilmek, yeryüzünde cenneti kurmak olarak belirlenmiştir…
Çünkü iyilik, ölümden ve ölüme hazırlayacak olan her türlü ilkeden arınmak olarak tanımlanmıştır…
Çünkü iyilik, bilinmeyen zamana ve tahmin edilemeyen bedele teslim edilemeyecek kadar mülk edinilmiştir…
Eleştirel Düşünme Ya Da Nida Dergisi
Hep aynı pencereden mi bakılması gerek hayata, olaylara, geçmişe, geleceğe? Sormak, sorgulamak, eleştirmek gerekmez mi alışılmışları, öne sürülenleri? Sormak, sorgulamak, eleştirmek başka pencereler açmaktır hayata, olaylara. Başka ufuklar kazandırmak, başka imkânlar bulmak…
Kur’ân’ı Anlamada Yöntem – Salât Kavramı Örneği –
Sadece meal üzerinden yapılacak bir okuma kişiye Kur’ân hakkında genel bir bilgi verir fakat doğru anlamın yakalanabilmesi ancak Siyer merkezli bir okumayla mümkündür. Siyer’in yanında nüzul ve tefsir bilgisi, Peygamber öncesi Arap tarihi, dinler tarihi
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.