Çağdaş edebiyat bizden, “Oblomov”la ilgili hep niteleme olarak konuşmamızı ister. Bu nitelemede Oblomov bireyselliği pekişmemiş bir kahraman türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendini kendinde gerçekleştirmeyen, kendinde kendini bulamayan, yani kendiliği tamamlanmayan bir karakter, daha doğrusu bozuk karakter olarak önümüze çıkmaktadır.
Konuşulması istenen şeyde ancak bir şey konuşturulmaktadır. Söz konusu konuşulan bu bir şey, başkasıdır. Bir şeyin önüne çıkarılan başkası, insan olarak “Ben” olmanın önüne çıkarılan “Ben olmayan”dır, dolayısıyla insan olarak insan olduğunun bilincine varmayandır. Kendi olarak kendisinin bilincine varmayan Oblomov`un her türlü olumsuzlukla nitelenmesi doğaldır. Nitekim İvan Gonçarov, 1859 yılında yayımladığı romanında bize, gelişim dışı bir karakteri tanıtmaktadır.
Bir yazara kahraman seçiminde ne yapacağını söyleyecek halimiz olmadığından, seçtiği kahramanla ilgili ne yapmaya çalıştığını söyleyecek de değiliz. Zaten kahramanda bir sıkıntı yoktur.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ahlâk; bireysel hayattan toplum hayatına, cinsel hayattan aile hayatına, ilimden sanata, devlet yönetiminden uluslararası ilişkilere, savaş hukukuna kadar hayatın her alanını kapsayıp bu alanlara yön veren, erdem ve fazilet olarak kabul edilebilecek her türlü düşünce ve davranışın genel adıdır.
Allah, insanı yeryüzünün halifesi olarak yaratmıştır. Akıl ve irade sahibi her insan, yeryüzünü imar ve ıslahla mükelleftir. İnsanın hem kendi hayatını dengeli bir şekilde idame ettirmesi hem de toplumla ilişkilerinde dengeli bir tavır sergilemesi bireysel hayatla birlikte siyasetin ve dolayısıyla devlet mekanizmasının İslami prensiplere göre düzenlenmesi ve ıslahı ile mümkündür.
Allah’ım! Bu mefhum bize ne kadar da yabancı… Bürokraside, akademik(!) dünyada, sanatta, eğitimde ve hatta sokakta… Çünkü toplumumuzda eleştirmek demek bir tür körlük içinde yargılamak demektir. Eleştirinin bizim toplumumuzdaki yeri, daha büyük ün için karşısındaki kişiyi yerle bir etmekle aynı şeydir. Dolayısıyla eleştiriye maruz kalma ihtimali bile üstünlüğü elden kaçırma korkusuna sebep olmaktadır. Bu zihinsel kalıplar içinde dürüst, ard niyetsiz ve makul bir eleştiriye bile rest çekmek, muhatabına aşırı tepkiler göstermek, kendisinde vehmettiği o enaniyete bağlı gücün kaybedilmesi olarak telâkki edilmektedir.
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı,
Olumsuzun Keşfi
Çağdaş edebiyat bizden, “Oblomov”la ilgili hep niteleme olarak konuşmamızı ister. Bu nitelemede Oblomov bireyselliği pekişmemiş bir kahraman türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendini kendinde gerçekleştirmeyen, kendinde kendini bulamayan, yani kendiliği tamamlanmayan bir karakter, daha doğrusu bozuk karakter olarak önümüze çıkmaktadır.
Konuşulması istenen şeyde ancak bir şey konuşturulmaktadır. Söz konusu konuşulan bu bir şey, başkasıdır. Bir şeyin önüne çıkarılan başkası, insan olarak “Ben” olmanın önüne çıkarılan “Ben olmayan”dır, dolayısıyla insan olarak insan olduğunun bilincine varmayandır. Kendi olarak kendisinin bilincine varmayan Oblomov`un her türlü olumsuzlukla nitelenmesi doğaldır. Nitekim İvan Gonçarov, 1859 yılında yayımladığı romanında bize, gelişim dışı bir karakteri tanıtmaktadır.
Bir yazara kahraman seçiminde ne yapacağını söyleyecek halimiz olmadığından, seçtiği kahramanla ilgili ne yapmaya çalıştığını söyleyecek de değiliz. Zaten kahramanda bir sıkıntı yoktur.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ahlâkın Neliği Üzerine
Ahlâk; bireysel hayattan toplum hayatına, cinsel hayattan aile hayatına, ilimden sanata, devlet yönetiminden uluslararası ilişkilere, savaş hukukuna kadar hayatın her alanını kapsayıp bu alanlara yön veren, erdem ve fazilet olarak kabul edilebilecek her türlü düşünce ve davranışın genel adıdır.
İslam, Devlet ve Siyaset
Allah, insanı yeryüzünün halifesi olarak yaratmıştır. Akıl ve irade sahibi her insan, yeryüzünü imar ve ıslahla mükelleftir. İnsanın hem kendi hayatını dengeli bir şekilde idame ettirmesi hem de toplumla ilişkilerinde dengeli bir tavır sergilemesi bireysel hayatla birlikte siyasetin ve dolayısıyla devlet mekanizmasının İslami prensiplere göre düzenlenmesi ve ıslahı ile mümkündür.
Eleştiri, Bize Yabancı Bir Mefhum..
Allah’ım! Bu mefhum bize ne kadar da yabancı… Bürokraside, akademik(!) dünyada, sanatta, eğitimde ve hatta sokakta… Çünkü toplumumuzda eleştirmek demek bir tür körlük içinde yargılamak demektir. Eleştirinin bizim toplumumuzdaki yeri, daha büyük ün için karşısındaki kişiyi yerle bir etmekle aynı şeydir. Dolayısıyla eleştiriye maruz kalma ihtimali bile üstünlüğü elden kaçırma korkusuna sebep olmaktadır. Bu zihinsel kalıplar içinde dürüst, ard niyetsiz ve makul bir eleştiriye bile rest çekmek, muhatabına aşırı tepkiler göstermek, kendisinde vehmettiği o enaniyete bağlı gücün kaybedilmesi olarak telâkki edilmektedir.
Dönüşen İnsanlığın ve Dünyanın (Transhümanizmin) Zemini Olarak Sinema ve Netflix
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
BM Çocuk Hakları Sözleşmesine Eleştirel Yaklaşım
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.