Kültür ve medeniyet kavramsallaştırmasının genel kabul görmüş bir tanımlaması bulunmamaktadır. Bu kavramların neye tekabül ettiği sorusuna verilmiş cevapların çokluğu, ortak bir kavramsallaştırma etrafında dahi buluşulamamış olduğunu göstermektedir. Kaldı ki bu kavramsallaştırmalar modernizmin üretimleri olup modern sosyal bilim disiplinlerinin uğraşısı alanına girmektedir. Dolaysıyla ‘İslâm Kültür ve Medeniyeti’ kavramsallaştırmasına uzak geçmişimizden bir dayanak bulabilmenin imkânsızlığı tartışmamızı daha başta zora sokmaktadır.
Kültür ve medeniyet kavramları Batılılaşma çabaları ile gündemimize girmiştir. Bu kavramlar çoğu zaman birbirlerine karıştırılmaktadır. Bu karıştırma bilgisizlikten dolayı meydana gelmeyip kavramların ithal edildiği Batılı kaynakların farklılaşması nedeniyle oluşmuştur. Cemil Meriç’in ifadesiyle Fransızcadaki kültür kavramı irfana karşılık gelmekte iken Amerikan İngilizcesindeki kültür, medeniyete karşılık gelmektedir.
Cemil Meriç kültür kavramını kaypak olarak betimler. Zira tahlil edemeyeceğiniz kadar çok unsuru vardır. Tasvir de edemezsiniz zira hiçbir yerde durmaz, kelimelere de dökemezsiniz elinizle havayı tutmuş gibi olursunuz. Her yerde hava vardır ama elleriniz bomboştur.
Hep aynı pencereden mi bakılması gerek hayata, olaylara, geçmişe, geleceğe? Sormak, sorgulamak, eleştirmek gerekmez mi alışılmışları, öne sürülenleri? Sormak, sorgulamak, eleştirmek başka pencereler açmaktır hayata, olaylara. Başka ufuklar kazandırmak, başka imkânlar bulmak…
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz iş birliği (Gutwein) aracılığıyla gerçekleştirildi.
Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zerafet
Dildardan ağyâra şikâyet yeni çıktı
Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı
Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi
Hainlere amma ki riayet yeni çıktı
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Hayat ve ölüm hakkını elinde tutan modern iktidar sistemleri eylemlerin de işlevsizleştirmesini sağlarlar, eylem özünde bir potansiyeli göstermekten ziyade onu terbiye etme yöntemi olarak vardır. Dolayısıyla hakikatin ve anlamın değersizleştiği bir dünyada ifade etme özgürlüğünü tartışamazsın. Ölüm ve yaşam hakkının ifade etmeyle özdeşleştiği bir dünyada eylemin değil susmanın özgürlüğünü tartışmamız lazım. Susma hakkını elinde tutabildiğin ölçüde potansiyel bir tehdit olabilirsin. Bu da elbette nefes alma hürriyetiyle alakalıdır.
Bugün Gazze’de yaşanan trajik gerçek, tam da nekroiktidarın gücünü gösterir.
Özgün ve Öznel Bir ‘İslâm Kültür ve Medeniyeti’ Mümkün müdür?
Giriş
Kültür ve medeniyet kavramsallaştırmasının genel kabul görmüş bir tanımlaması bulunmamaktadır. Bu kavramların neye tekabül ettiği sorusuna verilmiş cevapların çokluğu, ortak bir kavramsallaştırma etrafında dahi buluşulamamış olduğunu göstermektedir. Kaldı ki bu kavramsallaştırmalar modernizmin üretimleri olup modern sosyal bilim disiplinlerinin uğraşısı alanına girmektedir. Dolaysıyla ‘İslâm Kültür ve Medeniyeti’ kavramsallaştırmasına uzak geçmişimizden bir dayanak bulabilmenin imkânsızlığı tartışmamızı daha başta zora sokmaktadır.
Kültür ve medeniyet kavramları Batılılaşma çabaları ile gündemimize girmiştir. Bu kavramlar çoğu zaman birbirlerine karıştırılmaktadır. Bu karıştırma bilgisizlikten dolayı meydana gelmeyip kavramların ithal edildiği Batılı kaynakların farklılaşması nedeniyle oluşmuştur. Cemil Meriç’in ifadesiyle Fransızcadaki kültür kavramı irfana karşılık gelmekte iken Amerikan İngilizcesindeki kültür, medeniyete karşılık gelmektedir.
Bu yazının devamı 183. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
183. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Eleştirel Düşünme Ya Da Nida Dergisi
Hep aynı pencereden mi bakılması gerek hayata, olaylara, geçmişe, geleceğe? Sormak, sorgulamak, eleştirmek gerekmez mi alışılmışları, öne sürülenleri? Sormak, sorgulamak, eleştirmek başka pencereler açmaktır hayata, olaylara. Başka ufuklar kazandırmak, başka imkânlar bulmak…
İsrail ve Filistin Anlatilarinda Filistin’in Etnik Temizliği: Sözcüksel Temsilin Söylem-Kavramsal Analizi
Bu sosyokırım ve politikkırım -veya Filistin’in bir ulus ve devlet olarak önceden planlanmış şekilde yıkımı ve yerinin değiştirilmesi- 1917’de Britanya hükümeti tarafından öngörülerek Siyonist-İngiliz iş birliği (Gutwein) aracılığıyla gerçekleştirildi.
Vakit Muhasebe Vaktidir
Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zerafet
Dildardan ağyâra şikâyet yeni çıktı
Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı
Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi
Hainlere amma ki riayet yeni çıktı
Ahlakın Eleştirisi ya da Eleştiri Ahlakı
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Nekropolitikalar ve Ortadoğu
Hayat ve ölüm hakkını elinde tutan modern iktidar sistemleri eylemlerin de işlevsizleştirmesini sağlarlar, eylem özünde bir potansiyeli göstermekten ziyade onu terbiye etme yöntemi olarak vardır. Dolayısıyla hakikatin ve anlamın değersizleştiği bir dünyada ifade etme özgürlüğünü tartışamazsın. Ölüm ve yaşam hakkının ifade etmeyle özdeşleştiği bir dünyada eylemin değil susmanın özgürlüğünü tartışmamız lazım. Susma hakkını elinde tutabildiğin ölçüde potansiyel bir tehdit olabilirsin. Bu da elbette nefes alma hürriyetiyle alakalıdır.
Bugün Gazze’de yaşanan trajik gerçek, tam da nekroiktidarın gücünü gösterir.
Alışverişe devam et