Filistinlilerin Filistin ve diasporadaki durumları İsrail’inin yerleşimci kolonyalizminin bir sonucudur. İsrail’in, tamamı, Filistinlileri topraklarından sürmek ve nihayetinde tüm bu alanları işgal etmek üzere tasarlanmış sömürgeleştirilmiş Filistinlilere karşı davranışları, işgal altındaki bölgeleri abluka altına almak, evleri, eğitim kurumlarını, hastahaneleri ve ibadet alanlarını yıkmak, hareketlerini kısıtlamak, iletişim kanallarını ve elektriği kesmek, öfke katliamları, soykırım boyutlarına ulaşan katliamlar ve insan haklarına karşı işlenmiş diğer korkunç suçlar üzerine manifestlenmiştir. Akademik disiplinler arasında İsrail-Filistin söylemine en uygun, adalet davası ve bölgedeki insan hakları teşviki için en umut verici söylem postkolonyalizm. Bu makalede, Edward Said’in postkolonyal çalışmaların ilerlemesindeki öncü rolüne dayanarak, bu entelektüel ve edebi hareketin İsrail sömürgeciliğine karşı direnen Filistinlilere dayandığını savunuyorum. Bu nedenle, ilke olarak sömürgecilik karşıtı söylemin uygulayıcıları Filistin’in İsrail’in sömürgeci baskısından kurtuluş meselesini ele almakla yükümlüdürler. Bu makalenin devamında, Salman Rüşdi’nin İsrail-Filistin sorununa ait kimi açıklamalarına üstünkörü bir bakış sunuyorum ve postkolonyal çalışmaların dekolonizasyonuna yönelik algılanan ihtiyacı tartışıyorum.
Anahtar Kelimeler
Filistin ve postkolonyal çalışmalar, Oryantalizm ve Filistin, Edward Said, 1967 Arap-İsrail Savaşı, Salman Rüşdi, postkolonyalizmin dekolonizasyonu
Bu yazının devamı
217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kitle iletişim araçlarındaki fikrî tartışmalarımız ve diğer sohbetlerimizi dikkatlice düşünen kişi, içinde bulunduğumuz kötü durum hakkında bugün sık sık tekrarladığımız şikâyetler ve sunduğumuz çözümlerin, atalarımızın bundan bir asır önce tartıştıklarının aynısı olduğunu görür. Bundan emin olmak istiyorsan, Kevakibi’nin Ummü’l-Kura adlı kitabında tasvir ettiği sözde İslam Konferansı Örgütü
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
Bu metin, sosyal gelişme (insani yetkinlikler, gelişimci demokrasi) perspektifine yöneltilmiş krizler/eleştiriler dizisine dair bir teşhis ve sonuçların genel bir taslağını sunmaktadır. Bu perspektif, modernitenin merkez-liberal “jeo-kültürü”nün bir tezahürü
Postkolonyal Çalışmaların Filistin’den Ayrılmazlığı: Edward Said Üzerine Düşünceler
Tercüme: Dilan Taş
Özet:
Filistinlilerin Filistin ve diasporadaki durumları İsrail’inin yerleşimci kolonyalizminin bir sonucudur. İsrail’in, tamamı, Filistinlileri topraklarından sürmek ve nihayetinde tüm bu alanları işgal etmek üzere tasarlanmış sömürgeleştirilmiş Filistinlilere karşı davranışları, işgal altındaki bölgeleri abluka altına almak, evleri, eğitim kurumlarını, hastahaneleri ve ibadet alanlarını yıkmak, hareketlerini kısıtlamak, iletişim kanallarını ve elektriği kesmek, öfke katliamları, soykırım boyutlarına ulaşan katliamlar ve insan haklarına karşı işlenmiş diğer korkunç suçlar üzerine manifestlenmiştir. Akademik disiplinler arasında İsrail-Filistin söylemine en uygun, adalet davası ve bölgedeki insan hakları teşviki için en umut verici söylem postkolonyalizm. Bu makalede, Edward Said’in postkolonyal çalışmaların ilerlemesindeki öncü rolüne dayanarak, bu entelektüel ve edebi hareketin İsrail sömürgeciliğine karşı direnen Filistinlilere dayandığını savunuyorum. Bu nedenle, ilke olarak sömürgecilik karşıtı söylemin uygulayıcıları Filistin’in İsrail’in sömürgeci baskısından kurtuluş meselesini ele almakla yükümlüdürler. Bu makalenin devamında, Salman Rüşdi’nin İsrail-Filistin sorununa ait kimi açıklamalarına üstünkörü bir bakış sunuyorum ve postkolonyal çalışmaların dekolonizasyonuna yönelik algılanan ihtiyacı tartışıyorum.
Anahtar Kelimeler
Filistin ve postkolonyal çalışmalar, Oryantalizm ve Filistin, Edward Said, 1967 Arap-İsrail Savaşı, Salman Rüşdi, postkolonyalizmin dekolonizasyonu
Bu yazının devamı 217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kalp
Dehşetle açılmış gözlerini yerde duran kalbe dikti… İnanamıyordu gördüklerine…
Kanalı boyalı kalbin nabzı, tıpkı dünyanın nabzı gibi değişik ritimlerle atmaktaydı…
Karanlıkta parlayan güneş ışınları gibi parlamaktaydı…
Kalbi avuçlarının arasına aldı, gözlerini kapadı, sanki kendinden bir parçaydı o…
Bütün vücudu titriyordu… Onu ne kadar derinden sevdiğini fısıldadı:
Sorgulama Kültürü
Kitle iletişim araçlarındaki fikrî tartışmalarımız ve diğer sohbetlerimizi dikkatlice düşünen kişi, içinde bulunduğumuz kötü durum hakkında bugün sık sık tekrarladığımız şikâyetler ve sunduğumuz çözümlerin, atalarımızın bundan bir asır önce tartıştıklarının aynısı olduğunu görür. Bundan emin olmak istiyorsan, Kevakibi’nin Ummü’l-Kura adlı kitabında tasvir ettiği sözde İslam Konferansı Örgütü
Fıkıh (Şeriat), Ahlâk ve Epistemoloji
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Din ve Politikaya Dair Beş Model veya İki Dünya Arasında: Mü’min ve Vatandaş
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
Geç Demokrasinin Post-Liberal Dünyasında İslam ve İslamofobi. Irkçılığın Neo-Reel-Politik Temelleri
Bu metin, sosyal gelişme (insani yetkinlikler, gelişimci demokrasi) perspektifine yöneltilmiş krizler/eleştiriler dizisine dair bir teşhis ve sonuçların genel bir taslağını sunmaktadır. Bu perspektif, modernitenin merkez-liberal “jeo-kültürü”nün bir tezahürü
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.