Yüzlerce okuyucumuzun memnuniyeti için kısa süre önce Noam Chomksy’nin Slavoj Zizek ve Jacques Lacan gibi post-modernist entelektüelleri “şarlatanlar” ve numaracı olarak eleştirdiği bir röportaj gerçekleştirdik. Uzun zamandır süregelen post-modernizme karşı dönüş ki yıllardır siyasal sağın yapmış olduğu tiyatronun karşı tepkisidir, ancak siyasal soldaki anarşist Chomsky, Marksist Vivek Chibber ve kendini “eski solcu” olarak tanımlayan Alan Sokal gibi düşünürlerin eleştirileri de aynı derecede güçlüdür (ve daha serttir). Bu röportajda, Chomsky, “bilimdeki sol eleştiriyi” emperyalist, ırkçı, cinsiyet ayrımcılığı vb olarak nitelendirdiği şeyleri tamamen kapsayan bir eleştiri yapıyor. Onun cevapları, Chomsky’nin post-modern düşüncenin politik çıkarımları ve söyleminin kökenleri olarak algıladığı şeylere ışık tutuyor.
Chomsky, sol post-modern akademisyenleri “kuşkusuz mükemmel bir şekilde samimi olan bir entelektüel kategorisi” olarak nitelendiriyor. Bununla birlikte, eleştirisinde, bu düşünürler için “hepsi çok şişirilmiş” ve “üçüncü dünya üzerinde korkunç bir etkisi olan” “çoksesli kelimeler ve karmaşık yapılar” gibi tanımlamalar kullanıyor.
Bu yazının devamı
181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Postkolonyal teori sömürge karşıtı düşüncede ve direniş hareketlerinde geniş bir sprektrum dokümante eder ve insan deneyimlerinin ve özellikle sömürgeleştirilmiş kimselerin algılarının geniş bir yelpazesini tanımlar.
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Bilimin Postmodern Eleştirilerini “Aşırı Şişirilmiş Çok Sesli Mütearife” Olarak Tanımlıyor
Tercüme: Ragıp Ergün
Yüzlerce okuyucumuzun memnuniyeti için kısa süre önce Noam Chomksy’nin Slavoj Zizek ve Jacques Lacan gibi post-modernist entelektüelleri “şarlatanlar” ve numaracı olarak eleştirdiği bir röportaj gerçekleştirdik. Uzun zamandır süregelen post-modernizme karşı dönüş ki yıllardır siyasal sağın yapmış olduğu tiyatronun karşı tepkisidir, ancak siyasal soldaki anarşist Chomsky, Marksist Vivek Chibber ve kendini “eski solcu” olarak tanımlayan Alan Sokal gibi düşünürlerin eleştirileri de aynı derecede güçlüdür (ve daha serttir). Bu röportajda, Chomsky, “bilimdeki sol eleştiriyi” emperyalist, ırkçı, cinsiyet ayrımcılığı vb olarak nitelendirdiği şeyleri tamamen kapsayan bir eleştiri yapıyor. Onun cevapları, Chomsky’nin post-modern düşüncenin politik çıkarımları ve söyleminin kökenleri olarak algıladığı şeylere ışık tutuyor.
Chomsky, sol post-modern akademisyenleri “kuşkusuz mükemmel bir şekilde samimi olan bir entelektüel kategorisi” olarak nitelendiriyor. Bununla birlikte, eleştirisinde, bu düşünürler için “hepsi çok şişirilmiş” ve “üçüncü dünya üzerinde korkunç bir etkisi olan” “çoksesli kelimeler ve karmaşık yapılar” gibi tanımlamalar kullanıyor.
Bu yazının devamı 181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Postkolonyal Çalışmaların Filistin’den Ayrılmazlığı: Edward Said Üzerine Düşünceler
Postkolonyal teori sömürge karşıtı düşüncede ve direniş hareketlerinde geniş bir sprektrum dokümante eder ve insan deneyimlerinin ve özellikle sömürgeleştirilmiş kimselerin algılarının geniş bir yelpazesini tanımlar.
Toplumsal Düzen, Kültür ve Din Olarak Şeriat
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
Din ve Politikaya Dair Beş Model veya İki Dünya Arasında: Mü’min ve Vatandaş
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
Kalp
Dehşetle açılmış gözlerini yerde duran kalbe dikti… İnanamıyordu gördüklerine…
Kanalı boyalı kalbin nabzı, tıpkı dünyanın nabzı gibi değişik ritimlerle atmaktaydı…
Karanlıkta parlayan güneş ışınları gibi parlamaktaydı…
Kalbi avuçlarının arasına aldı, gözlerini kapadı, sanki kendinden bir parçaydı o…
Bütün vücudu titriyordu… Onu ne kadar derinden sevdiğini fısıldadı:
Fıkıh (Şeriat), Ahlâk ve Epistemoloji
Bakışlarımızı Şeriat’ın hem tarihsel hem de çağdaş olan üç yönü üzerinde yoğunlaştırmak istiyorum. Tarihsel ve çağdaş derken kastettiğim şey, Şeriat’ı kendi iyiliği için çalışmanın sözde içsel değerine ek olarak, tabii eğer bu mümkünse, size karşı dürüst olmak gerekirse, içsel ilgiye inanmıyorum. İnsanların bir şeye ilgi duymasının ardında
Alışverişe devam et