Şiddet hayatın her alanında yer alan, her daim üzerine söz söylenen ve söylenmeye devam edecek kavram ve olgulardan biridir. Arkaik dönemlerden içinde yaşadığımız çağdaş zamanlara değin farklı şiddet görüntülerine maruz kalan insanlık, gerek şiddetin mahiyetine gerekse eleştirel bir zeminden varlığına dair söylemler üretmiştir. Bu söylemler, medya ve iletişim aygıtlarının gelişmesiyle birlikte farklı topluluklar tarafından duyulmaya ve etki alanı genişlemeye başlamıştır. Bazı toplulukların adını dahi duymadığı fakat günlük hayatta maruz kaldığı şiddet biçimlerinin olduğu görülmüştür. Bazı tanımlamalar ise gerçekleşen vakıayı betimlemekte eksik kalmış; yapılan genellemeler ile şiddet, bazen abartıların bazen de hiçliğe terk edilmenin konusu olmuştur.
Şiddete dair yapılan tanımlamalar vakıayı doğru bir şekilde betimlese dahi; bu tespit ve tanımlamalar, çoğunlukla vakıa merkezli değil şiddeti uygulayan ve maruz kalan ekseninde değişkenlik göstermiştir. Bazı durumlarda şiddete dair geliştirilen söylemlerin bizatihi kendisi şiddetin kaynağı hâline gelmiştir. Tüm bunlara rağmen yeryüzünde insan olduğu müddetçe şiddetin (farklı görünümlerde de olsa) bir şekliyle devam edeceği göz önüne alındığında; şiddete dair yapılan çalışmaların ya da dile getirilen görüşlerin sınanması, birçok alana göre daha hızlı gerçekleşecektir.
İnsanlık tarihinde görülebilecek en acımasız ve kanlı şiddet eylemlerine sahne olan günümüz dünyasında hiç değilse şiddete yönelik dile getirilen kelime, kavram ve tanımlamalara dair bir sınamanın yapılabilmesi, bu anlamda önemli bir amaca hizmet edecektir. Gerek yapılan tanımlamaların irdelenmesi gerekse yeni tanımlamaların gündem edilmesi, vakıaların hakkaniyetle değerlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda ele alınan makalede ise günümüzde şiddete dair yapmış olduğu önemli tespitleriyle ön plana çıkan Byung-Chul Han’ın söylemleri analiz edilecek, ardından Gazze ve Doğu Türkistan özelinde bu söylemlerin tutarlı ve tutarsız tarafları ortaya koyulmaya çalışılacak, bunlarla birlikte şiddet teorisyenlerinin suskunluğu zemininde “şiddet ve acının görünmeyen yüzü” ele alınacaktır.
Anahtar Kelimeler: Gazze, Doğu Türkistan, Şiddet, Acı, Byung-Chul Han.
Bu yazının devamı
217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kültür ve medeniyet kavramsallaştırmasının genel kabul görmüş bir tanımlaması bulunmamaktadır. Bu kavramların neye tekabül ettiği sorusuna verilmiş cevapların çokluğu, ortak bir kavramsallaştırma etrafında dahi buluşulamamış olduğunu göstermektedir.
Theseus’un Gemisi, felsefenin en bilinen ve en eski paradokslarından biridir ve temel olarak kimlik ile süreklilik ilişkisini sorgular. Zaman içerisinde parçaları tek tek değiştirilen bir nesnenin, tüm bileşenleri yenilendiğinde hâlâ aynı nesne olarak kabul edilip
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
İnsanların adalet arayışları Hz. Âdem’den beri devam etmektedir. Düşünceleri, bakış açıları değişse de insanların temel talepleri genellikle adalet olmuştur. Zorbalığı, zulmü hiçbir toplum hoş karşılamamıştır. Zamana ve coğrafyalara göre farklı anlamlar yüklense de adaletin büyük önem taşıması, hayatın her alanında kendisine yer bulması gerektiği ile ilgilidir.
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
Gazze’den Doğu Türkistan’a: Şiddet ve Acının Görünmezliği
Özet
Şiddet hayatın her alanında yer alan, her daim üzerine söz söylenen ve söylenmeye devam edecek kavram ve olgulardan biridir. Arkaik dönemlerden içinde yaşadığımız çağdaş zamanlara değin farklı şiddet görüntülerine maruz kalan insanlık, gerek şiddetin mahiyetine gerekse eleştirel bir zeminden varlığına dair söylemler üretmiştir. Bu söylemler, medya ve iletişim aygıtlarının gelişmesiyle birlikte farklı topluluklar tarafından duyulmaya ve etki alanı genişlemeye başlamıştır. Bazı toplulukların adını dahi duymadığı fakat günlük hayatta maruz kaldığı şiddet biçimlerinin olduğu görülmüştür. Bazı tanımlamalar ise gerçekleşen vakıayı betimlemekte eksik kalmış; yapılan genellemeler ile şiddet, bazen abartıların bazen de hiçliğe terk edilmenin konusu olmuştur.
Şiddete dair yapılan tanımlamalar vakıayı doğru bir şekilde betimlese dahi; bu tespit ve tanımlamalar, çoğunlukla vakıa merkezli değil şiddeti uygulayan ve maruz kalan ekseninde değişkenlik göstermiştir. Bazı durumlarda şiddete dair geliştirilen söylemlerin bizatihi kendisi şiddetin kaynağı hâline gelmiştir. Tüm bunlara rağmen yeryüzünde insan olduğu müddetçe şiddetin (farklı görünümlerde de olsa) bir şekliyle devam edeceği göz önüne alındığında; şiddete dair yapılan çalışmaların ya da dile getirilen görüşlerin sınanması, birçok alana göre daha hızlı gerçekleşecektir.
İnsanlık tarihinde görülebilecek en acımasız ve kanlı şiddet eylemlerine sahne olan günümüz dünyasında hiç değilse şiddete yönelik dile getirilen kelime, kavram ve tanımlamalara dair bir sınamanın yapılabilmesi, bu anlamda önemli bir amaca hizmet edecektir. Gerek yapılan tanımlamaların irdelenmesi gerekse yeni tanımlamaların gündem edilmesi, vakıaların hakkaniyetle değerlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda ele alınan makalede ise günümüzde şiddete dair yapmış olduğu önemli tespitleriyle ön plana çıkan Byung-Chul Han’ın söylemleri analiz edilecek, ardından Gazze ve Doğu Türkistan özelinde bu söylemlerin tutarlı ve tutarsız tarafları ortaya koyulmaya çalışılacak, bunlarla birlikte şiddet teorisyenlerinin suskunluğu zemininde “şiddet ve acının görünmeyen yüzü” ele alınacaktır.
Anahtar Kelimeler: Gazze, Doğu Türkistan, Şiddet, Acı, Byung-Chul Han.
Bu yazının devamı 217. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Özgün ve Öznel Bir ‘İslâm Kültür ve Medeniyeti’ Mümkün müdür?
Kültür ve medeniyet kavramsallaştırmasının genel kabul görmüş bir tanımlaması bulunmamaktadır. Bu kavramların neye tekabül ettiği sorusuna verilmiş cevapların çokluğu, ortak bir kavramsallaştırma etrafında dahi buluşulamamış olduğunu göstermektedir.
Aynı Kişi miyim? Zaman ve Değişim Bağlamında Kişisel Kimlik Problemi
Theseus’un Gemisi, felsefenin en bilinen ve en eski paradokslarından biridir ve temel olarak kimlik ile süreklilik ilişkisini sorgular. Zaman içerisinde parçaları tek tek değiştirilen bir nesnenin, tüm bileşenleri yenilendiğinde hâlâ aynı nesne olarak kabul edilip
Pragmatizm Müslümana Uyar Mı
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
Tevhid, Adalet ve Erdem
İnsanların adalet arayışları Hz. Âdem’den beri devam etmektedir. Düşünceleri, bakış açıları değişse de insanların temel talepleri genellikle adalet olmuştur. Zorbalığı, zulmü hiçbir toplum hoş karşılamamıştır. Zamana ve coğrafyalara göre farklı anlamlar yüklense de adaletin büyük önem taşıması, hayatın her alanında kendisine yer bulması gerektiği ile ilgilidir.
Dönüşen İnsanlığın ve Dünyanın (Transhümanizmin) Zemini Olarak Sinema ve Netflix
1970’lerden beri yaşanan yüksek teknoloji/high tech süreci, insan ve onun günlük hayatının üzerinde etkili olmaktadır. Sinema, multi-medya teknolojisi ve akıllı telefonlar üzerinden gelişen süreç; insanlık-teknoloji, organik-mekânik,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.