İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker. Şaire göre “şiirin nesneler dünyasındaki çok renkli, çok biçimli yüzünün merkezinde “beşerî olan” bulunmaktadır. Nida Dergisi olarak Beyoğlu doğumlu editör/şair M. Burak Çelik ile Ketebe yayımlarından çıkan şiir kitabı “Halkın Mutsuzluk Lekeleri” üzerinden şiiri ve şairi konuştuk. M. Burak Çelik’in şiirlerinde yer alan “insana dair” simgelerin izini sürdük. Siz değerli okuyucularımızın istifadesine sunarız.
Burak Bey, biz sizi tanıyoruz ama okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Burak Çelik kimdir? Şiir yazmaya ne zaman ve hangi mecralarda başladı?
Aslen Çankırılıyım. Beyoğlu’nda doğdum, Kurtuluş’ta büyüdüm. İlkokul ve liseyi Kurtuluş’ta okudum. Daha sonra Çanakkale’ye ilahiyat okumaya gittim. İstanbul’dan ilk ayrılışımdı ve çok zorlandım. İstanbul’a ne kadar bağlı olduğumu da o zaman anladım. Üniversitede ve sonrasında çeşitli işlerde çalıştım. Kitapçılık, editörlük, habercilik ve öğretmenlik gibi. Şu anda da editörlüğe ve kitapçılığa devam ediyorum, ara sıra sahaflık yapıyorum. Şiir yazmaya “şu zaman” başladım diyemiyorum. Sanki kendimi bildim bileli şiir yazıyordum. Şiir yayımlattığım ilk dergiyi de hatırlamıyorum ama bir taşra dergisi olduğunu ve bir arkadaşımın ısrarı sonucu yayımlattığımı hatırlıyorum. Daha sonra başka dergilerde yayımlatalım derken merkez dergilere kadar ilerledim. Hece ve Aşkar dergilerinde şiirlerim yayımlandığında çok mutlu olmuştum. Sonrasında, aldığım eleştirileri dikkate alarak çalışmaya ve okumalarıma devam ettim.
Necip Fazıl Kısakürek, Abdülhakim Arvasi ile tanıştıktan sonra şiiri, “Allah’ı arama sanatı” olarak tanımlamış ve sanatını da bu gaye uğruna kullanmıştır. Sizin için şiir ne anlama geliyor? Bir şair olarak şiiri nasıl tanımlıyorsunuz?
Bu yazının devamı
208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“İnsanlığı kurtarma isteği duyan herkes günümüzde öncelikle sözü kurtarmalıdır” der Jasques Ellul “Sözün Düşüşü” kitabında. İmajların istila ettiği çağımızda, sözü ayağa kaldırmak, ona hak ettiği değeri vermek gerekmektedir.
Şiir ve hikaye, her ikisi de sanat ve edebiyat ırmağını asırlardır sürükleyen iki büyük dalga. Gerek ‘şiirin saçağı’nın gerekse de ‘hikayenin saçağı’nın altına baktığımızda büyük isimleri, büyük özlemleri, büyük dramları, büyük kavgaları vs. görüyoruz.
Türkü yakmak, türküyle yanmak ve türkü okumak. Bu coğrafya insanın kaderidir türküler. Hüznü, sevinci, yoksulluğu, aşkı ve ölümü türkülerle/türkülerde anlatmıştır Anadolu insanı. Bu sebeple türküleri anlamayan bu coğrafyanın insanını da anlayamaz, anlatamaz.
Değerler eğitimi, değerlerin öğretimi ile ilgili yapılan tüm etkinlikler şeklinde tanımlanabilir. Hayatımızda bizleri yönlendiren pek çok değer türü vardır. ‘Değerlerin öğretiminde edebiyatın, bilhassa çocuk edebiyatının işlevi nedir?’
Filistin edebiyatı, düşmanlarının varlığını dahi inkâr ettikleri bir toplumu vurgular. En önemli hedefi, hafızayı sürekli canlı tutmaktır ki Siyonist siyasi ve kültürel uygulamaların en önemli hedefi unutturmayı başarabilmektir.
“Halkın Mutsuzluk Lekeleri” Kitabı, Şiir ve Şair Üzerine
Söyleşi: Selma Cansız
İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu adlı eserinde “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde aramalıyız.” der. Bu edebi türün en önemli özelliğini, insanoğluna ait olan yapıp etmelerin sınırında yer alan bir etkinlik olması dolayısıyla kazandığına dikkat çeker. Şaire göre “şiirin nesneler dünyasındaki çok renkli, çok biçimli yüzünün merkezinde “beşerî olan” bulunmaktadır. Nida Dergisi olarak Beyoğlu doğumlu editör/şair M. Burak Çelik ile Ketebe yayımlarından çıkan şiir kitabı “Halkın Mutsuzluk Lekeleri” üzerinden şiiri ve şairi konuştuk. M. Burak Çelik’in şiirlerinde yer alan “insana dair” simgelerin izini sürdük. Siz değerli okuyucularımızın istifadesine sunarız.
Burak Bey, biz sizi tanıyoruz ama okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Burak Çelik kimdir? Şiir yazmaya ne zaman ve hangi mecralarda başladı?
Aslen Çankırılıyım. Beyoğlu’nda doğdum, Kurtuluş’ta büyüdüm. İlkokul ve liseyi Kurtuluş’ta okudum. Daha sonra Çanakkale’ye ilahiyat okumaya gittim. İstanbul’dan ilk ayrılışımdı ve çok zorlandım. İstanbul’a ne kadar bağlı olduğumu da o zaman anladım. Üniversitede ve sonrasında çeşitli işlerde çalıştım. Kitapçılık, editörlük, habercilik ve öğretmenlik gibi. Şu anda da editörlüğe ve kitapçılığa devam ediyorum, ara sıra sahaflık yapıyorum. Şiir yazmaya “şu zaman” başladım diyemiyorum. Sanki kendimi bildim bileli şiir yazıyordum. Şiir yayımlattığım ilk dergiyi de hatırlamıyorum ama bir taşra dergisi olduğunu ve bir arkadaşımın ısrarı sonucu yayımlattığımı hatırlıyorum. Daha sonra başka dergilerde yayımlatalım derken merkez dergilere kadar ilerledim. Hece ve Aşkar dergilerinde şiirlerim yayımlandığında çok mutlu olmuştum. Sonrasında, aldığım eleştirileri dikkate alarak çalışmaya ve okumalarıma devam ettim.
Necip Fazıl Kısakürek, Abdülhakim Arvasi ile tanıştıktan sonra şiiri, “Allah’ı arama sanatı” olarak tanımlamış ve sanatını da bu gaye uğruna kullanmıştır. Sizin için şiir ne anlama geliyor? Bir şair olarak şiiri nasıl tanımlıyorsunuz?
Bu yazının devamı 208. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kelimelerimiz, Kavramlarımız ve Zihin Dünyamız Üzerine
“İnsanlığı kurtarma isteği duyan herkes günümüzde öncelikle sözü kurtarmalıdır” der Jasques Ellul “Sözün Düşüşü” kitabında. İmajların istila ettiği çağımızda, sözü ayağa kaldırmak, ona hak ettiği değeri vermek gerekmektedir.
“Acar Süvari Tutuk Arbalet” Üzerine
Şiir ve hikaye, her ikisi de sanat ve edebiyat ırmağını asırlardır sürükleyen iki büyük dalga. Gerek ‘şiirin saçağı’nın gerekse de ‘hikayenin saçağı’nın altına baktığımızda büyük isimleri, büyük özlemleri, büyük dramları, büyük kavgaları vs. görüyoruz.
Türkünün Ötesi Neşet Ertaş Üzerine
Türkü yakmak, türküyle yanmak ve türkü okumak. Bu coğrafya insanın kaderidir türküler. Hüznü, sevinci, yoksulluğu, aşkı ve ölümü türkülerle/türkülerde anlatmıştır Anadolu insanı. Bu sebeple türküleri anlamayan bu coğrafyanın insanını da anlayamaz, anlatamaz.
“Çocuk Edebiyatında Değerlerin Önemi” Üzerine
Değerler eğitimi, değerlerin öğretimi ile ilgili yapılan tüm etkinlikler şeklinde tanımlanabilir. Hayatımızda bizleri yönlendiren pek çok değer türü vardır. ‘Değerlerin öğretiminde edebiyatın, bilhassa çocuk edebiyatının işlevi nedir?’
Filistin ve Direniş Edebiyatı Üzerine
Filistin edebiyatı, düşmanlarının varlığını dahi inkâr ettikleri bir toplumu vurgular. En önemli hedefi, hafızayı sürekli canlı tutmaktır ki Siyonist siyasi ve kültürel uygulamaların en önemli hedefi unutturmayı başarabilmektir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.