Şartlar… Ne onsuz ne de ona teslim olarak… Onsuz olunduğunda hayalci, hercaî; ona teslim olunduğundaysa statükocu, gelişime kapalı…
Şartlar gözetilmeden adım atmak insanı mahcub eder. Fakat şartlar, esaslar değil; ‘esaslarımızı/ilkelerimizi’ gerçekleştirmek için dikkate alınması gereken unsurlardır.
Kimileri ‘şartlar böyle’ diyerek ilkelerinden vazgeçiyorsa, ‘şartlar’ onu esir almış demektir. Rabbi olmuştur, gözeten ve kollayanı…
Şartlar, yönlendirilmesi gereken unsurlardandır. Şartlar, ‘ama şartlar böyle’ denilerek teslim olunacak iman ilkesi gibi algılanmamalıdır.
Biz de Ferda Kürün Bütün’e ‘Şartlar böyle, ya siz?’ diye sorduk ve kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.
Buyurun hep birlikte tefekkür etmeye…
Bu yazının devamı
184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yönünü ve ufkunu hakikate dönmüş; kendini O’na teslim etmiş insanın tahtından olup, yalnız ve savunmasız kaldığı; hakikat, anlam ve değerin yegâne belirleyeni gibi görülmek istendiği, hakikatin vakıa karşısında hesaba çekildiği(!) çağa erdik. Aşina değiliz bu hâle. Kasım Küçükalp ile ‘İktidar’ı, felsefi, erdem ve hakikat boyutuyla konuştuk.
Organik bir açıklama gibi göz önünde ve bir yönetme meselesi olarak otoritenin kullanımı cihetinden baktığımızda bunun başlangıcını aileye kadar götürebiliriz. Aile, sosyal bir dünya olduğu gibi aynı zamanda bir yönetim merkezi ve dinî/duygusal bir örgütlenme modelidir.
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.” der, Yasemin Işıktaş. Hukukun tanımlanması noktasında bir mutabakat sağlanamamış olsa da hukukun toplumsal düzeni korumak için var olan bir sistem olduğu gerçeği herkes tarafından kabul edilmektedir. Tarihe baktığımızda hukukun
Muhafazakârlık nedir, neyi muhafaza eder? Ya da nasıl muhafaza eder, neye karşı muhafaza eder? Aslında muhafaza edilmeli mi? Bir ideoloji veya değil, bir siyasal tepki veya değil, bir alışkanlık veya değil ama en az iki asırdır etkin olan bu güç neyin nesi? Muhafazakârlığın kültüre, siyasete ve gündelik yaşama etkileri nelerdir?
“Şartlar Böyle” Üzerine
Röportaj: Haluk Polat
Şartlar… Ne onsuz ne de ona teslim olarak… Onsuz olunduğunda hayalci, hercaî; ona teslim olunduğundaysa statükocu, gelişime kapalı…
Şartlar gözetilmeden adım atmak insanı mahcub eder. Fakat şartlar, esaslar değil; ‘esaslarımızı/ilkelerimizi’ gerçekleştirmek için dikkate alınması gereken unsurlardır.
Kimileri ‘şartlar böyle’ diyerek ilkelerinden vazgeçiyorsa, ‘şartlar’ onu esir almış demektir. Rabbi olmuştur, gözeten ve kollayanı…
Şartlar, yönlendirilmesi gereken unsurlardandır. Şartlar, ‘ama şartlar böyle’ denilerek teslim olunacak iman ilkesi gibi algılanmamalıdır.
Biz de Ferda Kürün Bütün’e ‘Şartlar böyle, ya siz?’ diye sorduk ve kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.
Buyurun hep birlikte tefekkür etmeye…
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İktidar ve Erdem Üzerine
Yönünü ve ufkunu hakikate dönmüş; kendini O’na teslim etmiş insanın tahtından olup, yalnız ve savunmasız kaldığı; hakikat, anlam ve değerin yegâne belirleyeni gibi görülmek istendiği, hakikatin vakıa karşısında hesaba çekildiği(!) çağa erdik. Aşina değiliz bu hâle. Kasım Küçükalp ile ‘İktidar’ı, felsefi, erdem ve hakikat boyutuyla konuştuk.
Modern Devlet ve Açmazları Üzerine
Organik bir açıklama gibi göz önünde ve bir yönetme meselesi olarak otoritenin kullanımı cihetinden baktığımızda bunun başlangıcını aileye kadar götürebiliriz. Aile, sosyal bir dünya olduğu gibi aynı zamanda bir yönetim merkezi ve dinî/duygusal bir örgütlenme modelidir.
İslam ve Siyaset Üzerine
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
Toplumsal Düzeni Sağlayan Hukukumuzun Çıkmazları Üzerine
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.” der, Yasemin Işıktaş. Hukukun tanımlanması noktasında bir mutabakat sağlanamamış olsa da hukukun toplumsal düzeni korumak için var olan bir sistem olduğu gerçeği herkes tarafından kabul edilmektedir. Tarihe baktığımızda hukukun
Muhafazakârlık Üzerine
Muhafazakârlık nedir, neyi muhafaza eder? Ya da nasıl muhafaza eder, neye karşı muhafaza eder? Aslında muhafaza edilmeli mi? Bir ideoloji veya değil, bir siyasal tepki veya değil, bir alışkanlık veya değil ama en az iki asırdır etkin olan bu güç neyin nesi? Muhafazakârlığın kültüre, siyasete ve gündelik yaşama etkileri nelerdir?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.