Popüler bilim adına yapılan televizyon programları vardır; hani şu ismine daha çok belgesel dediğimiz tür. Bunların periyodik yayınları da var; kitaplar, dergiler, gazete ekleri vb. Görünüşte amacı; bilimsel gelişmeleri, olayları, tartışmaları, gözlemleri sıradan insanların anlayabilecekleri bir dil ve anlatımla kitlelere duyurmak, bilimsel düşünme biçimini tabana yaymaktır. Yelpazeleri de oldukça geniştir; zooloji, botanik, tıp, mühendislik, antropoloji, tarih, sosyoloji, psikoloji, felsefe, eğitim bilimleri ve bunların her türlü teknolojileri.
Bir bilim insanı (kadın veya erkek) ekrana çıkar, kibir dolu bir alçak gönüllülük, sinir bir eminlikle konusunu anlatmaya çalışır. Çalışır diyorum; çünkü kendi sınıfına ait bir dili kitlelerin anlayabileceği bir dile çevirmeye çalışmaktadır. Kibirliliğinin arka planında imtiyazlı, yüksek bir sınıf mensubunun aşağı bir sınıfı muhatap alma lütfu yatmaktadır. Eminlik konusuna gelince de; her şeyin künhüne varmış muhteremler, adeta tanrılar katından kullarını haberdar etmektedirler. Hani şu meşhur bilimsel şüpheciliğin, bilimsel bir dogmaya dönüşüvermesinde bir sakınca görülmez buralarda.
Bir yönüyle yitirilmiş bir kimliğin ete kemiğe büründüğü yerdir Filistin, hazanın henüz toprağa düşmemiş yaprağıdır. Bütün yaprak dökümlerimize ve Kemalizm’in İslâm coğrafyasındaki mankurtlaştırıcı etkilerine rağmen asli kimliğimizi bize her daim hatırlatan bir meseldir.
İsrail’in “sınırları belli olmayan bir devlet” olarak 1948’den bu yana Filistin topraklarını işgal ederek sürekli genişlemesini ve daha fazlasını anlamak için Talmudist-Rabbinik Yahudi eskatolojisini anlamak gerekiyor.
Tolstoy’un bir sözünü hatırlıyorum; “Tanrı insanı özgür kılar.” Buna gerçekten inanıyordu Tolstoy ve sık söylediği bir sözü vardı; “İnsanlar özgürlüğümü kısıtlıyorlar ve özgür olabilmem için Tanrıyla başbaşa kalabilmeliyim…” diyordu. Nitekim insanlardan kaçtığı ve belki de İstanbul’a gelmek üzere yola çıktığında yaşlı bedeni Rusya steplerinin soğuğuna dayanamaz ve ebedi özgürlüğüne yürür. “Tanrı’nın egemenliği içinizdedir” diyerek insanları …
‘Hakkı bâtıl ile örtmek’, özü itibariyle inkârcıların hak ile bâtılı birbirine karıştırıp hakkı gizleme cürmüne dayanmaktadır. Müfsitler imana dâvet edilirken, Müslümanlarla birlikte namaz kılıp zekâtı vermeleri yani Allah’ın hükmüne boyun eğmeleri istenmektedir. İlgili âyette, pek çok dinî hükümler arasından özellikle namaz ve zekâtın zikredilmesi/emredilmesi, son derece önemlidir.
‘Yardımlaşma’ dendiğinde genellikle anlaşılan; cebimizde ağırlık eden üç beş lirayı bir dilencinin eline tutuşturmak şeklinde karikatürize edilir hale gelmişse; bu anlayışın yaygınlaşmasında eli sıkı davranan her birimizin katkısı vardır. Böyle olmamalıydı! Müslümanların yardımlaşma, dayanışma gibi önemli bir ibadeti bu kadar basite indirgenmemeliydi. Aç bir insanı doyurmak, çıplak birini giydirmek, barınaksızı barındırmak, imkânı olan her insanın …
Bilimsel Şartların Ânından Sual Olunmaz; Şartsız Yıkım Fragmanları
Popüler bilim adına yapılan televizyon programları vardır; hani şu ismine daha çok belgesel dediğimiz tür. Bunların periyodik yayınları da var; kitaplar, dergiler, gazete ekleri vb. Görünüşte amacı; bilimsel gelişmeleri, olayları, tartışmaları, gözlemleri sıradan insanların anlayabilecekleri bir dil ve anlatımla kitlelere duyurmak, bilimsel düşünme biçimini tabana yaymaktır. Yelpazeleri de oldukça geniştir; zooloji, botanik, tıp, mühendislik, antropoloji, tarih, sosyoloji, psikoloji, felsefe, eğitim bilimleri ve bunların her türlü teknolojileri.
Bir bilim insanı (kadın veya erkek) ekrana çıkar, kibir dolu bir alçak gönüllülük, sinir bir eminlikle konusunu anlatmaya çalışır. Çalışır diyorum; çünkü kendi sınıfına ait bir dili kitlelerin anlayabileceği bir dile çevirmeye çalışmaktadır. Kibirliliğinin arka planında imtiyazlı, yüksek bir sınıf mensubunun aşağı bir sınıfı muhatap alma lütfu yatmaktadır. Eminlik konusuna gelince de; her şeyin künhüne varmış muhteremler, adeta tanrılar katından kullarını haberdar etmektedirler. Hani şu meşhur bilimsel şüpheciliğin, bilimsel bir dogmaya dönüşüvermesinde bir sakınca görülmez buralarda.
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
184. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Bir Hazan Yurdu: Filistin
Bir yönüyle yitirilmiş bir kimliğin ete kemiğe büründüğü yerdir Filistin, hazanın henüz toprağa düşmemiş yaprağıdır. Bütün yaprak dökümlerimize ve Kemalizm’in İslâm coğrafyasındaki mankurtlaştırıcı etkilerine rağmen asli kimliğimizi bize her daim hatırlatan bir meseldir.
İsrail’i Nasıl Mağlup Ederiz?
İsrail’in “sınırları belli olmayan bir devlet” olarak 1948’den bu yana Filistin topraklarını işgal ederek sürekli genişlemesini ve daha fazlasını anlamak için Talmudist-Rabbinik Yahudi eskatolojisini anlamak gerekiyor.
Özgür Olmayan Aydın Sadece Kelime Kalpazanıdır
Tolstoy’un bir sözünü hatırlıyorum; “Tanrı insanı özgür kılar.” Buna gerçekten inanıyordu Tolstoy ve sık söylediği bir sözü vardı; “İnsanlar özgürlüğümü kısıtlıyorlar ve özgür olabilmem için Tanrıyla başbaşa kalabilmeliyim…” diyordu. Nitekim insanlardan kaçtığı ve belki de İstanbul’a gelmek üzere yola çıktığında yaşlı bedeni Rusya steplerinin soğuğuna dayanamaz ve ebedi özgürlüğüne yürür. “Tanrı’nın egemenliği içinizdedir” diyerek insanları …
Hakkı Bâtıl ile Örtmek
‘Hakkı bâtıl ile örtmek’, özü itibariyle inkârcıların hak ile bâtılı birbirine karıştırıp hakkı gizleme cürmüne dayanmaktadır. Müfsitler imana dâvet edilirken, Müslümanlarla birlikte namaz kılıp zekâtı vermeleri yani Allah’ın hükmüne boyun eğmeleri istenmektedir. İlgili âyette, pek çok dinî hükümler arasından özellikle namaz ve zekâtın zikredilmesi/emredilmesi, son derece önemlidir.
Kendimize Yardım Etmek
‘Yardımlaşma’ dendiğinde genellikle anlaşılan; cebimizde ağırlık eden üç beş lirayı bir dilencinin eline tutuşturmak şeklinde karikatürize edilir hale gelmişse; bu anlayışın yaygınlaşmasında eli sıkı davranan her birimizin katkısı vardır. Böyle olmamalıydı! Müslümanların yardımlaşma, dayanışma gibi önemli bir ibadeti bu kadar basite indirgenmemeliydi. Aç bir insanı doyurmak, çıplak birini giydirmek, barınaksızı barındırmak, imkânı olan her insanın …
Alışverişe devam et