Ev zihnimizin odalarından oluşur. Hayallerimiz, düşlerimiz rahatlıkla dağılabilir etrafa. Hep bilinmedik bir elin tokmağı kaldırma ihtimali çalar kapının öte yanında. Sırdır ev. Dünya dışardan seslenir çoğu zaman. Dünyayı dış-kapı edebilmenin sürekli öğüdünü evde duyarız. Dünya bize saldırır çünkü. Kendi içimizde bir yabancılaşma başlatır. Gündelik işlerin arasında sıradanlaşan hayat ve ölüm, yolları itibarsızlaştıran şehir, karşıdan karşıya geçerken kimsenin kimseye değmeyen önemsiz bakışları… Tüm bu kuşatmalara karşı ev sığınaktır. İnsanı tüm saldırılardan korur. Kendi içini, özünü, geçmişini ve düşlerini muhafaza ettiği gibi gün be gün kök salıp meyve verdiğimiz yuvamızdır. Hem bedendir ev hem de ruh. Ev mütevazılığı seçer. Öyle güzelleşir. ‘Akşama görüşürüz’ müjdesi, iner her gün o sadeliğe. Kavuşmaların en coşkulusuna şahit olur eşikler. Eşikte beliren gerçek bir düştür çünkü. Ev düşleyeni, hayal edeni, düşüneni korur hep. Duvardaki saat, aynadaki kırıklık, masadaki vazo çocukluktan beri hayallerimizi taşır ve saklar.
Bu yazının devamı
188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sarıp sarmaladım, bağrıma bastım imgeyi. Anladım ki gözsüz görmek ne kadar hırka ise, gördüğüne ermek o kadar derviş.
Körler düğününde ne gelin yadırganır ne damat. Görmektir en büyük kusur.
Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak
Günümüzde toplumlar, iletişim ve bilişim dünyasında meydana gelen gelişmelere paralel olarak daha hızlı bir değişim geçirmekte ve bunun sonucu olarak da kuşaklar arasında ciddi çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Biraz da kaçınılmaz olan bu durum yeni kuşakların bir önceki kuşağın değerlerini önemli ölçüde sorgulayıp bu değerlerle arasına ciddi mesafeler koymalarını hatta zaman zaman bu değerlere karşı hasmane …
Bir hayatın nabzını tutmak çoğu zaman biyografilerle karşımıza çıkar. Hatıratlar, günlükler insanın bütün bir ömür içerisinde belleğine kaydettiği kendince önemli anları bir başkasına anlatmanın yolu olmuştur. Zaman geçerken geride bırakılamayan hatıralar,
Ev Dünyadaki Köşemizdir
Ev zihnimizin odalarından oluşur. Hayallerimiz, düşlerimiz rahatlıkla dağılabilir etrafa. Hep bilinmedik bir elin tokmağı kaldırma ihtimali çalar kapının öte yanında. Sırdır ev. Dünya dışardan seslenir çoğu zaman. Dünyayı dış-kapı edebilmenin sürekli öğüdünü evde duyarız. Dünya bize saldırır çünkü. Kendi içimizde bir yabancılaşma başlatır. Gündelik işlerin arasında sıradanlaşan hayat ve ölüm, yolları itibarsızlaştıran şehir, karşıdan karşıya geçerken kimsenin kimseye değmeyen önemsiz bakışları… Tüm bu kuşatmalara karşı ev sığınaktır. İnsanı tüm saldırılardan korur. Kendi içini, özünü, geçmişini ve düşlerini muhafaza ettiği gibi gün be gün kök salıp meyve verdiğimiz yuvamızdır. Hem bedendir ev hem de ruh. Ev mütevazılığı seçer. Öyle güzelleşir. ‘Akşama görüşürüz’ müjdesi, iner her gün o sadeliğe. Kavuşmaların en coşkulusuna şahit olur eşikler. Eşikte beliren gerçek bir düştür çünkü. Ev düşleyeni, hayal edeni, düşüneni korur hep. Duvardaki saat, aynadaki kırıklık, masadaki vazo çocukluktan beri hayallerimizi taşır ve saklar.
Bu yazının devamı 188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Göz, Şiir ve Yedi
Sarıp sarmaladım, bağrıma bastım imgeyi. Anladım ki gözsüz görmek ne kadar hırka ise, gördüğüne ermek o kadar derviş.
Körler düğününde ne gelin yadırganır ne damat. Görmektir en büyük kusur.
Geçim Ve Geçimlilik Üzerine
Sahi nasılız!? Gerçekten iyi miyiz? Mesela, maddi veya manevi sıkıntılar, bozulmalar, ihmalkârlıklar, huzursuzluklar ve çöküşlerimizin altındaki gerçek nedenleri arıyor, görebiliyor muyuz? Gerçek nedenleri açığa çıkartacak
Toplumu Ayakta Tutan Değer: Yardımlaşma
Günümüzde toplumlar, iletişim ve bilişim dünyasında meydana gelen gelişmelere paralel olarak daha hızlı bir değişim geçirmekte ve bunun sonucu olarak da kuşaklar arasında ciddi çatışmalar ortaya çıkmaktadır. Biraz da kaçınılmaz olan bu durum yeni kuşakların bir önceki kuşağın değerlerini önemli ölçüde sorgulayıp bu değerlerle arasına ciddi mesafeler koymalarını hatta zaman zaman bu değerlere karşı hasmane …
Müslüman Yılmaz!
Sebat, ağlayanı bir gün güldürür.
Sabredip azmeden menzile yürür.
İnsanı öldürmez hapis, işkence;
Öldürürse, ümitsizlik öldürür!
Bir Ömrün Güncesi: 11’e 10 kala…
Bir hayatın nabzını tutmak çoğu zaman biyografilerle karşımıza çıkar. Hatıratlar, günlükler insanın bütün bir ömür içerisinde belleğine kaydettiği kendince önemli anları bir başkasına anlatmanın yolu olmuştur. Zaman geçerken geride bırakılamayan hatıralar,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.