(1)Yaşar aslen Kahramanmaraşlıydı. Evin tek erkek çocuğu, değerli. Kısa yoldan ekmek sahibi olsun diye, o günlerde meşhur olan, sağlık meslek lisesine kaydolması ailece onaylanmış, Yaşar büyük bir hüzün eşliğinde Diyarbakır’a yatılı okumaya gönderilmişti. Aileden uzak kalmaya alışır mıydı? Bir başına yapabilir miydi? Bakkala gönderilirken evin penceresinden yol gözleyen anne dayanabilir miydi? Baba daha dayanıklı. Ona …
Daha-
Ne Yapmalı (Bir Dönemin Hikâyeleri)
-
Efendibaba
Gönül sohbet ister satranç bahane. Sürekli sohbet ediyor, soru soruyor. Sürekli beni işliyor. Hissediyorum: Her cümlesinde bir hedef var. İnceden bir mesaj vermek istiyor. Bir cümle fazladan… Bir doğru fazladan… Bir ayet fazladan…
Sorularıyla beni tartıyor. Sohbete bir yol haritası çiziyor ve adım adım ilerliyor. Sıkmadan saatlerce konuşuyor ve soruyor. Ve sohbet ile satranç aynı anda bitiyor. Yatmaya gönderiyor beni ama o her zamanki gibi sabaha kadar okumaya devam edecek.
Daha -
İşte Biz O Gün
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar. Kısa boylu olan eliyle tüm mezarlığı içine alacak bir kavis çizerek ötekine bir şeyler anlatıyor. Ama sen bunları görmüyorsun. Arkadaşlarınla seni ayıran asfaltın üzerinden belli aralıklarla taşıtlar geçiyor. Yıllar içerisinde yarım belediye otobüslerinin yerini, özel firmaların daha büyük ve konforlu otobüsleri alsa da arkandaki asfalt yol pek değişmedi.
Daha -
Her Şeye Rağmen
O hızlı devri “Yaşını hiç göstermiyorsun.” diyenlerin verdiği moral ile dolu dolu geçirmişti. Belki de bundandı bir şiir ile soluk soluğa yürüdüğü yolları hatırlaması. Şimdi üşüyen ellerini ısıtmak için kalorifere sarılırken, soğuk sularla abdest aldığı günleri anımsaması doğaldı. Kitap sayfalarında aradığı o gizli şifreyi bulana kadar saatlerce düşünmesi zihnini açıyordu ya; şimdi şifrelerin baş harflerinden ördüğü hırkaları torununa giydiriyordu. Miras bırakacağı, gözünün nuruna şahit bir gözlük, sabah akşam zikirlerinde dizlerine örttüğü bir battaniye, bir de yıllar da geçse her yaptığında aynı tadı veren cevizli kurabiyeleri vardı evlatlarına.
Daha -
Değerli Dostum
Anlaşılmamanın ne demek olduğunu sen de iyi biliyorsun. İnsanların beni artık anlamadıklarını düşünüyorum. Ya da kabullenmekte zorlansam da, galiba onları artık ben anlamıyorum. Nasıl bir dönemde, hangi kuşağın içinde yaşıyorum, inan ki bilmiyorum. Çoğu kez bana bir hamam böceği gibi baktıklarını, bir hastalıktan kaçar gibi uzaklaştıklarını hissedebiliyorum.
Daha -
Mesihin takipçisi
Yahuda güzel sanatlar fakültesinde çok başarılı, gelecek vaat eden bir öğrenciydi. Kendi besteleri olan yaratıcı bir müzisyendi. Her ne kadar Yahudiler müzik konusunda tutucu olsalar da anne babasını ikna etmiş, güzel sanatlar fakültesine yazılmıştı. En büyük hayali bir gün Mozart veya Beethoven gibi insan ruhunun en kuytu yerlerine dokunan eserler bestelemekti.
Daha -
Kötülük Eden Kötülük Bulur
Masalın yalanı mı olurmuş.
Daha
O yalan bu yalan,
Fili yuttu bir yılan…
Bu da mı yalan?
Derken; sabahleyin erken,
Keçiler koyunları tıraş ederken,
Tahta kurusu saz çalar,
Sıçan cirit atar iken,
Çıkmış bir kocakarı ortaya…
En sonunda açmış ağzını
Yummuş gözünü.
Bir laf etmiş,
Bir laf etmiş…
Bakalım ne laflar etmiş… -
Sınırın Ardı
Uykusuz gözlerini avcuyla ovuşturarak, biraz olsun kendine gelmeye çalıştı. Yüzüne odaklananlar, gözlerinin kırmızıya çalan rengini seçebiliyordu. Bu halde, ne kadar daha uykuyu mağlup edebilirdi? Evvelki geceyi de uykusuz geçirmiş, sadece kafilenin soluklanmak için durduğu sırada biraz kestirmişti. Ceketinden tabakasını çıkardı, son kırıntılarını dökmemek için metal kutuyu dikkatle dizlerine bıraktı.
Daha -
Sessizlik Öyküleri I
Sırada ne var? Sükûnun ebedi olmadığı aşikâr. O halde bir ses çık-ar-malı. Bir ses ki çarkı yeniden döndürsün. İlk kıvılcımı atsın da hareket başlasın. Peki, nasıl olmalı bu ses? Hafifçe mi, aniden mi, sert bir şekilde mi? Tercih ikinciden yana. ÇAT! Eline yeniden aldığı kalemin ikiye ayrılması sesiydi bu. Ayrılmalar her zaman bu kadar ses çıkarmıyordu ama. Öyle ayrılmalar vardı ki ayrılan (yahut ayrıldığını zanneden) dahi farkına varamıyordu ayrılığın.
Daha