Lumiere Kardeşlerin ilk çektiği videolardan Griffith’in Bir Ulusun Doğuşu filmine, 1920’lerin Arap Şeyhleri temalı filmlerinden 11 Eylül olaylarına, oradan da günümüze kadar uzanan pek çok tarihi filmde ‘öteki’ temsilinin beyazperdede farklı biçimlerde yer edindiği söylenebilir. Hollywood sinemasında öne çıkan “öteki” temsili tarihsel süreçte farklı toplumlar ve ırklar bağlamında sahnelenir. Sinemada öteki sunumunda “kötü adamlar” kategorisine önce Japonlar, Almanlar, Araplar daha sonrasında Koreliler ve Vietnamlılar dâhil edilir. Hollywood yapımlarında uzun süre zarfında komünistler, öteki tehdit olarak gösterilir, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından Rusların yerini önce İtalyanlar ve Kolombiyalı uyuşturucu tacirleri, daha sonrasında ise Araplar alır. 1990’lardan sonra terör saldırılarının artması ve 11 Eylül olayları sonrasında öteki temsili ağırlıklı olarak İslam, Müslümanlar ve Araplar üçgeninde dönmeye başlar.
Amerikalı iletişimci Jack G. Shaheen’in sinemada Arap ve Müslüman temsili ile ilgili kaleme aldığı önemli eserleri vardır. Bunlar arasında Reel Bad Arabs: How Hollywood Vilifies a People (Gerçek Kötü Araplar: Hollywood Bir Toplumu Nasıl Aşağılar, 2001) adlı kitabı göze çarpar.
Bu yazının devamı
186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Senaryosunu Harvey Gates’in yazdığı ve Roy Del Ruth tarafından yönetilen 1928 yapımı Terör (The Terror) ve Soğuk Savaş dönemindeki Sabotaj (Sabotage, 1936) adlı filmler, terör ve terörizm olgusunun sinema filmleri
İnsanlar, hem de onların en masumları, boy boy türlü türlü hayvanlar, envai çeşit nebatat yok olup gitmeseydi; açlık susuzluk kol gezmeseydi, tahribat sadece mimari ve kültürel boyutta olsaydı bile savaşın ne korkunç, ne zalimce bir lanet olduğunu hemen herkes anlardı.
Biliyor musun, Hz. Ali’nin çok güzel bir sözü vardır: ‘Kişi dilinin altında gizlidir.’ diye… Sana bu sözden kompozisyon yaz demeyeceğim. Seni eskimeyen tarihin sayfalarına götürüp halen dipdiri olan Hz. İbrahim’le birlikte bir zihin yolculuğuna çıkarmak istiyorum.
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Sinemada Öteki ve Oryantalizm Üzerine Okumalar
Lumiere Kardeşlerin ilk çektiği videolardan Griffith’in Bir Ulusun Doğuşu filmine, 1920’lerin Arap Şeyhleri temalı filmlerinden 11 Eylül olaylarına, oradan da günümüze kadar uzanan pek çok tarihi filmde ‘öteki’ temsilinin beyazperdede farklı biçimlerde yer edindiği söylenebilir. Hollywood sinemasında öne çıkan “öteki” temsili tarihsel süreçte farklı toplumlar ve ırklar bağlamında sahnelenir. Sinemada öteki sunumunda “kötü adamlar” kategorisine önce Japonlar, Almanlar, Araplar daha sonrasında Koreliler ve Vietnamlılar dâhil edilir. Hollywood yapımlarında uzun süre zarfında komünistler, öteki tehdit olarak gösterilir, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından Rusların yerini önce İtalyanlar ve Kolombiyalı uyuşturucu tacirleri, daha sonrasında ise Araplar alır. 1990’lardan sonra terör saldırılarının artması ve 11 Eylül olayları sonrasında öteki temsili ağırlıklı olarak İslam, Müslümanlar ve Araplar üçgeninde dönmeye başlar.
Bu yazının devamı 186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
11 Eylül Sonrası Sinemada Terörizm: Hain Filminin Analizi
Senaryosunu Harvey Gates’in yazdığı ve Roy Del Ruth tarafından yönetilen 1928 yapımı Terör (The Terror) ve Soğuk Savaş dönemindeki Sabotaj (Sabotage, 1936) adlı filmler, terör ve terörizm olgusunun sinema filmleri
Benim Sadık Yarim Işıl Işıl Barış
İnsanlar, hem de onların en masumları, boy boy türlü türlü hayvanlar, envai çeşit nebatat yok olup gitmeseydi; açlık susuzluk kol gezmeseydi, tahribat sadece mimari ve kültürel boyutta olsaydı bile savaşın ne korkunç, ne zalimce bir lanet olduğunu hemen herkes anlardı.
İbrahim Gibi Sorular Sormak
Biliyor musun, Hz. Ali’nin çok güzel bir sözü vardır: ‘Kişi dilinin altında gizlidir.’ diye… Sana bu sözden kompozisyon yaz demeyeceğim. Seni eskimeyen tarihin sayfalarına götürüp halen dipdiri olan Hz. İbrahim’le birlikte bir zihin yolculuğuna çıkarmak istiyorum.
İçimde Işıltısını Hissettiğim Hayat
Derin bir kuyuda, başımı öne eğip dizlerime sarıldım.
Düşerken üzerime damlalar, canım yandı.
“Eller Ne Derse Desin, Kullar Kader Yazamaz”
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.