Manipülasyon, en genel anlamıyla bir aldatma biçimidir. Çıkarlar doğrultusunda muhataba hileli bir şekilde yaklaşılarak gerçekleşir. Amaçlara ulaşılsa bile meşruiyet çeperinden geçemez. Buna tevessül edenler, doğruluk ekseninde yargılanmaktan kurtulamaz. Hastalıklı olarak yahut bilinçli bir şekilde yapılsın, ahlâkî değerler karşısında tutunulamaz. Manipülasyonun sonuçları aldatana ve aldanana farklı şekilde yansır. Ama ne olursa olsun aldatan daha zayıf, daha acınası bir pozisyondadır. Genel geçer kabuller dışında gerçeklik bunu söylemeyi gerektirir. Çoğunluğun kabulleri ise genellikle bu doğruluk durumunu tersyüz eden bir yaklaşımın sergilenmesinin ürünüdür. Çünkü aldatmaya zekiliğin, aldanmaya da saflığın atfedildiği görülmüştür. Kazanç aldatının, kayıp zayıf olanın hanesine yazılır. Buradaki determinizmi aşmak ise bir bilgi durumunu gerektirir. Manipülasyon gerçeklik karşısında her zaman için malûldür. Bilmek ve fark etmek bu minvalde nicel değil nitel bir karşılık gerektirir. Mücadele etmek, aldanmamak elbette önemlidir ama neticede güç yetirilemediği de olur. En azından yeltenmeleri olgunlukla seyretmenin teskin edici yönüne sığınmak gerekir. Kaybı kazanca irca etmek, çıkarlara tevessül etmemiş olmakla mümkün olur. Kayıp yaşansa bile özgürlüğün vazgeçilmez çekiciliği ve kendine meftun edici yönü vardır. Ali Şeriati’nin (1991) özgürlüğe yüklediği anlam, bu minvalde örnek olarak sunulabilir:
“Savaş her zaman davetsiz gelir. Hoşlanmadığı şeylerin listesini de beraberinde getirir.” Yavuz hırsızdır, ev sahibini bastırır savaş. “Bundan böyleeeeeeee…” diye çirkin naralar atar. Binlerce yılın yaşanmışlığını, birikimini hiçe sayar; sevgi köprülerini hiçbiri kalmayacak şekilde imha eder.
Kore Savaşı (Güney Kore’de Hanguk-jeonjaeng (Han-Guk Savaşı) veya Yugio sabyeon yani 25 Haziran Olayı, (Kuzey Kore’de Chogukhaebang chŏnjaeng yani Vatan Kurtuluş Savaşı), 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve müttefiklerinin, daha sonra da Çin’in müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır. Kore Savaşı sonunda …
Gazze’de … kişi daha öldürüldü. Bir hastane ve iki okul bombalandı. Güvenli bölgeye geçmeye çalışan sivillere ateş açıldı. Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana katledilen kişilerin sayısı … oldu.
Kaydıramadı.
Eli, parmakları uyuşmuştu sanki. Sustu, içinden sustu ve telefonu aldığı yere koydu.
Eğitime ve eğitimciye kendi sinemamızdan bakmamız için münasip bir misal olan Öğretmen filmi, Anadolu’nun bir köşesinde öğretmenlik yapan ancak daha sonra İstanbul’a tayini çıkan Hüsnü karakterinden (Kemal Sunal), onun ailesinden ve yaşadıklarından bahseder.
Edebiyat ve Manipülasyon
Manipülasyon, en genel anlamıyla bir aldatma biçimidir. Çıkarlar doğrultusunda muhataba hileli bir şekilde yaklaşılarak gerçekleşir. Amaçlara ulaşılsa bile meşruiyet çeperinden geçemez. Buna tevessül edenler, doğruluk ekseninde yargılanmaktan kurtulamaz. Hastalıklı olarak yahut bilinçli bir şekilde yapılsın, ahlâkî değerler karşısında tutunulamaz. Manipülasyonun sonuçları aldatana ve aldanana farklı şekilde yansır. Ama ne olursa olsun aldatan daha zayıf, daha acınası bir pozisyondadır. Genel geçer kabuller dışında gerçeklik bunu söylemeyi gerektirir. Çoğunluğun kabulleri ise genellikle bu doğruluk durumunu tersyüz eden bir yaklaşımın sergilenmesinin ürünüdür. Çünkü aldatmaya zekiliğin, aldanmaya da saflığın atfedildiği görülmüştür. Kazanç aldatının, kayıp zayıf olanın hanesine yazılır. Buradaki determinizmi aşmak ise bir bilgi durumunu gerektirir. Manipülasyon gerçeklik karşısında her zaman için malûldür. Bilmek ve fark etmek bu minvalde nicel değil nitel bir karşılık gerektirir. Mücadele etmek, aldanmamak elbette önemlidir ama neticede güç yetirilemediği de olur. En azından yeltenmeleri olgunlukla seyretmenin teskin edici yönüne sığınmak gerekir. Kaybı kazanca irca etmek, çıkarlara tevessül etmemiş olmakla mümkün olur. Kayıp yaşansa bile özgürlüğün vazgeçilmez çekiciliği ve kendine meftun edici yönü vardır. Ali Şeriati’nin (1991) özgürlüğe yüklediği anlam, bu minvalde örnek olarak sunulabilir:
“Ey özgürlük!
Seni seviyorum.
Sana muhtacım.
Sana aşığım.
Sensiz yaşam zordur.
…
Bu yazının devamı 218. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
218. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Benim Sadık Yarim Işıl Işıl Barış
“Savaş her zaman davetsiz gelir. Hoşlanmadığı şeylerin listesini de beraberinde getirir.” Yavuz hırsızdır, ev sahibini bastırır savaş. “Bundan böyleeeeeeee…” diye çirkin naralar atar. Binlerce yılın yaşanmışlığını, birikimini hiçe sayar; sevgi köprülerini hiçbiri kalmayacak şekilde imha eder.
Alternatif Ayla Hikâyesi
Kore Savaşı (Güney Kore’de Hanguk-jeonjaeng (Han-Guk Savaşı) veya Yugio sabyeon yani 25 Haziran Olayı, (Kuzey Kore’de Chogukhaebang chŏnjaeng yani Vatan Kurtuluş Savaşı), 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve müttefiklerinin, daha sonra da Çin’in müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır. Kore Savaşı sonunda …
Kaydıraç
Gazze’de … kişi daha öldürüldü. Bir hastane ve iki okul bombalandı. Güvenli bölgeye geçmeye çalışan sivillere ateş açıldı. Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana katledilen kişilerin sayısı … oldu.
Kaydıramadı.
Eli, parmakları uyuşmuştu sanki. Sustu, içinden sustu ve telefonu aldığı yere koydu.
1980’li Yıllarda Türkiye’de Öğretmen (1988) Olmak
Eğitime ve eğitimciye kendi sinemamızdan bakmamız için münasip bir misal olan Öğretmen filmi, Anadolu’nun bir köşesinde öğretmenlik yapan ancak daha sonra İstanbul’a tayini çıkan Hüsnü karakterinden (Kemal Sunal), onun ailesinden ve yaşadıklarından bahseder.
Şiir
vaziyet
başlamaya hasretli dilim
ötelerden belletilene köprüsün
çaktın kibriti lazım değil ruh
elinde eksik tarif
önünde müşkül bir yol
kalbimin ortasından dilimin ucuna kıvranan
geldiğin gibi olmuyorsun hiç
senden değil bu elbet
rahat ol
şamar oğlanı zaman
Alışverişe devam et