Bir duman kapladı yürek coğrafyalarımızı… Hangi yöne baksak kan revan içinde insanlık… Nasıl bir çağın yolcuları olduk…
Yaşanası güç günlerin avucunda hırpalanıp duruyoruz… Nereye koşsak orada bir çığlık… Nereye yürüsek ayaklarımızın altında kayıyor toprak, kayıyor zemin… Kayıyor dünya… Hangi günün sorumluluğunu yerine getireceğimizi şaşırdık… Hangi günün yanlışlarıyla mücadele edeceğimizi bilemiyoruz artık… Bu kadar yanlışı olan bir hikâye, nasıl yeni baştan doğru yazılabilir ki?
Sağanak sağanak iniyor yeryüzüne zor günler… Hangi şemsiyesi tutsak içine sızdırıyor… Hangi gemiye binsek fırtınalara dayanmıyor… Ne kadar güçsüz ne kadar aciz olduğumuzu hiç bu kadar hissetmemiştik… Geçer dediğimiz karanlıklar geçmek bilmiyor… Diner dediğimiz acılar çağlara meydan okuyor… Sabahlar yakın demiştik ama şafak sökmüyor…
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yumruklarını sıkarak bu hayatı yorumlayamazsın… Kenetleyerek kollarını kimseyi saramazsın… Öfke saçan nazarınla önünü aydınlatamazsın… Hep şikâyet ederek sorunları çözemezsin… Ağaç ağaç diyorlardı hep. Tohumu küçümsüyorlardı. Ağacın tohumdan olduğunu bilmiyorlardı.
İlk yazımızı Nida Dergisi’nde kaleme alalı beş yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında birkaç yazı haricinde “11 Eylül sonrası dünya sinemalarından örnek filmlerde İslam, Müslüman ve öteki kurgusunu” ele alan değerlendirmeler yaptık.
Kehanet nedir, gerçekten nerede ayrılır, bugünle gelecek arasındaki muhayyel gerilim nasıl dindirilir? Bilimkurgucular kadrosuz bilim insanları mıdır? Fantastik edebiyat menkıbeler mi anlatır? Bilim, sözünü nasıl dinletir? Olmayan şey ciddiye alınır mı?
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da kapılarından geçiriyor teker teker. Her şiirinde ‘çocuk’ sesi duyuyoruz.
Üzerimde Kalan Yaşamak Suçu mu?
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
İsmet Özel
Bir duman kapladı yürek coğrafyalarımızı… Hangi yöne baksak kan revan içinde insanlık… Nasıl bir çağın yolcuları olduk…
Yaşanası güç günlerin avucunda hırpalanıp duruyoruz… Nereye koşsak orada bir çığlık… Nereye yürüsek ayaklarımızın altında kayıyor toprak, kayıyor zemin… Kayıyor dünya… Hangi günün sorumluluğunu yerine getireceğimizi şaşırdık… Hangi günün yanlışlarıyla mücadele edeceğimizi bilemiyoruz artık… Bu kadar yanlışı olan bir hikâye, nasıl yeni baştan doğru yazılabilir ki?
Sağanak sağanak iniyor yeryüzüne zor günler… Hangi şemsiyesi tutsak içine sızdırıyor… Hangi gemiye binsek fırtınalara dayanmıyor… Ne kadar güçsüz ne kadar aciz olduğumuzu hiç bu kadar hissetmemiştik… Geçer dediğimiz karanlıklar geçmek bilmiyor… Diner dediğimiz acılar çağlara meydan okuyor… Sabahlar yakın demiştik ama şafak sökmüyor…
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hayat Bir Yük Değil
Yumruklarını sıkarak bu hayatı yorumlayamazsın… Kenetleyerek kollarını kimseyi saramazsın… Öfke saçan nazarınla önünü aydınlatamazsın… Hep şikâyet ederek sorunları çözemezsin… Ağaç ağaç diyorlardı hep. Tohumu küçümsüyorlardı. Ağacın tohumdan olduğunu bilmiyorlardı.
Gökyüzü Kadar Kırmızı ile Eğitimcinin Sinema Rehberine Giriş
İlk yazımızı Nida Dergisi’nde kaleme alalı beş yılı aşkın bir süre geçti. Bu süre zarfında birkaç yazı haricinde “11 Eylül sonrası dünya sinemalarından örnek filmlerde İslam, Müslüman ve öteki kurgusunu” ele alan değerlendirmeler yaptık.
Sözümü Özümü Tartın Öyle Yargılayın Beni
Kehanet nedir, gerçekten nerede ayrılır, bugünle gelecek arasındaki muhayyel gerilim nasıl dindirilir? Bilimkurgucular kadrosuz bilim insanları mıdır? Fantastik edebiyat menkıbeler mi anlatır? Bilim, sözünü nasıl dinletir? Olmayan şey ciddiye alınır mı?
Hayale Tutunmak ya da Hayalle Tutunmak
İncecik bir ip çizgi şeklinde boydan boya uzanıyor. Çocuk, elinde ip cambazlarına has olan sopayla dengesini korumaya ve karşıya geçmeye çalışıyor. Üstelik ipin bir ucunu tutan başka bir el var. Çocuğun kaderi biraz da bu ele bağlı.
Hiç Haksız Olur Mu Çocuklar?
Haktan yana bir şair Mustafa Ökkeş Evren. Çocuk haklarını şiirlemiş. ‘Çocuk haktır. Çocuğun her çığlığı hakikattir’ diyor. Son şiir kitabında ”hiç haksız olur mu çocuklar?” diye soruyor bize. Her çocuğun hakları ile var olması gerektiğini hatırlatırken, tertemiz bir dünyanın da kapılarından geçiriyor teker teker. Her şiirinde ‘çocuk’ sesi duyuyoruz.
Alışverişe devam et