Bir duman kapladı yürek coğrafyalarımızı… Hangi yöne baksak kan revan içinde insanlık… Nasıl bir çağın yolcuları olduk…
Yaşanası güç günlerin avucunda hırpalanıp duruyoruz… Nereye koşsak orada bir çığlık… Nereye yürüsek ayaklarımızın altında kayıyor toprak, kayıyor zemin… Kayıyor dünya… Hangi günün sorumluluğunu yerine getireceğimizi şaşırdık… Hangi günün yanlışlarıyla mücadele edeceğimizi bilemiyoruz artık… Bu kadar yanlışı olan bir hikâye, nasıl yeni baştan doğru yazılabilir ki?
Sağanak sağanak iniyor yeryüzüne zor günler… Hangi şemsiyesi tutsak içine sızdırıyor… Hangi gemiye binsek fırtınalara dayanmıyor… Ne kadar güçsüz ne kadar aciz olduğumuzu hiç bu kadar hissetmemiştik… Geçer dediğimiz karanlıklar geçmek bilmiyor… Diner dediğimiz acılar çağlara meydan okuyor… Sabahlar yakın demiştik ama şafak sökmüyor…
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar.
“ Evleri mevsimlere kapatmamakla başlar hikâyeler. Uçuşan bir çiçeğin rüzgârla rüzgârın çocuk kovalamacası ile doğrudan ilgisi vardır.” Bir düzen ile doğarız. Yerli yerinde, sıralı ve rengârenk bir uyum, estetik ve letafet kuşatır bizi. Bakmakla hareketlenen hisler, duyma mesafesi bu dengenin bir parçası haline gelmemize olanak …
Yumruklarını sıkarak bu hayatı yorumlayamazsın… Kenetleyerek kollarını kimseyi saramazsın… Öfke saçan nazarınla önünü aydınlatamazsın… Hep şikâyet ederek sorunları çözemezsin… Ağaç ağaç diyorlardı hep. Tohumu küçümsüyorlardı. Ağacın tohumdan olduğunu bilmiyorlardı.
Üzerimde Kalan Yaşamak Suçu mu?
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
İsmet Özel
Bir duman kapladı yürek coğrafyalarımızı… Hangi yöne baksak kan revan içinde insanlık… Nasıl bir çağın yolcuları olduk…
Yaşanası güç günlerin avucunda hırpalanıp duruyoruz… Nereye koşsak orada bir çığlık… Nereye yürüsek ayaklarımızın altında kayıyor toprak, kayıyor zemin… Kayıyor dünya… Hangi günün sorumluluğunu yerine getireceğimizi şaşırdık… Hangi günün yanlışlarıyla mücadele edeceğimizi bilemiyoruz artık… Bu kadar yanlışı olan bir hikâye, nasıl yeni baştan doğru yazılabilir ki?
Sağanak sağanak iniyor yeryüzüne zor günler… Hangi şemsiyesi tutsak içine sızdırıyor… Hangi gemiye binsek fırtınalara dayanmıyor… Ne kadar güçsüz ne kadar aciz olduğumuzu hiç bu kadar hissetmemiştik… Geçer dediğimiz karanlıklar geçmek bilmiyor… Diner dediğimiz acılar çağlara meydan okuyor… Sabahlar yakın demiştik ama şafak sökmüyor…
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hayat Yansıttıklarımızdan mı İbaret
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
İşte Biz O Gün
Aranızdaki mesafeyi kapatmak için belini aşan duvarı tek çırpıda aşıyorsun. Başucuyla ayakucuna denk gelen bölgeyi tutturmaya çalışıyorsun. Dizlerin kendiliğinden çöküyor. Arkadaşların arabadan inmişler, kendi aralarında konuşuyorlar.
Kadim Medeniyetlerin Efsunlu Coğrafyası: İran
İsfahan, Kaşhan, Tebriz, Tahran, Kum, Meşhed, Nişabur, Şiraz gibi şehirleriyle şarkın şiiri… Hafız, Firdevsî, Sadi, Şehriyar, Furuğ bu şiirle sesleniyorlar efsunlu ülkeden kalplerimize ve ele geçiriyor ruhumuzu bir tutam şiir…
Evi Yuva Yapan
“ Evleri mevsimlere kapatmamakla başlar hikâyeler. Uçuşan bir çiçeğin rüzgârla rüzgârın çocuk kovalamacası ile doğrudan ilgisi vardır.” Bir düzen ile doğarız. Yerli yerinde, sıralı ve rengârenk bir uyum, estetik ve letafet kuşatır bizi. Bakmakla hareketlenen hisler, duyma mesafesi bu dengenin bir parçası haline gelmemize olanak …
Hayat Bir Yük Değil
Yumruklarını sıkarak bu hayatı yorumlayamazsın… Kenetleyerek kollarını kimseyi saramazsın… Öfke saçan nazarınla önünü aydınlatamazsın… Hep şikâyet ederek sorunları çözemezsin… Ağaç ağaç diyorlardı hep. Tohumu küçümsüyorlardı. Ağacın tohumdan olduğunu bilmiyorlardı.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.