Bir duman kapladı yürek coğrafyalarımızı… Hangi yöne baksak kan revan içinde insanlık… Nasıl bir çağın yolcuları olduk…
Yaşanası güç günlerin avucunda hırpalanıp duruyoruz… Nereye koşsak orada bir çığlık… Nereye yürüsek ayaklarımızın altında kayıyor toprak, kayıyor zemin… Kayıyor dünya… Hangi günün sorumluluğunu yerine getireceğimizi şaşırdık… Hangi günün yanlışlarıyla mücadele edeceğimizi bilemiyoruz artık… Bu kadar yanlışı olan bir hikâye, nasıl yeni baştan doğru yazılabilir ki?
Sağanak sağanak iniyor yeryüzüne zor günler… Hangi şemsiyesi tutsak içine sızdırıyor… Hangi gemiye binsek fırtınalara dayanmıyor… Ne kadar güçsüz ne kadar aciz olduğumuzu hiç bu kadar hissetmemiştik… Geçer dediğimiz karanlıklar geçmek bilmiyor… Diner dediğimiz acılar çağlara meydan okuyor… Sabahlar yakın demiştik ama şafak sökmüyor…
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
– Kırılan bir şeyi tekrar kullanılabilecek hâle getirmek ya da başka bir şeye dönüştürmektir.
“Ben ötekime (yekdiğerime ) karşı sorumluyum. Ben yekdiğerime dair “iyiyi” istiyorum. Her tek kişinin diğerine dair “iyiyi” istemesini arzuluyorum. Erdemli davranışlarda bulunmaktan zevk alıyorum.” Bu şekilde bir bilinç düzeyi, felsefeyi bilmenin ötesinde atölye ortamında “Felsefe yapmakla” mümkün olur. Şöyle ki atölye ortamında felsefe yapmakla, artık birtakım ödüllendirmelerle erdemleri öğretmek yerine öğrencilerin içlerindeki erdemleri kendilerinden itibaren keşfettirmeye yönelik bir sürece girilmiş bulunulmaktadır. Ödüllendirmelerle dışarıdan bir etkiyle erdemler öğretilmeye çalışılmıştır oysaki erdemler çocukların içlerindedir ve erdemler açığa çıkmayı beklemektedir.
Bu noktadan hareketle de salt mekân seçimi bağlamında bile olsa, bazen bir roman, bir mekânı öylesine sahiplenir ki, o yer artık yalnızca coğrafi bir nokta olmaktan çıkar, edebiyatın bir parçasına dönüşür ve biz o romanı okurken işlenen tema bir yana, öte yandan da bu temanın ve konunun geçmiş olduğu seçilen mekânı da
Üzerimde Kalan Yaşamak Suçu mu?
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
İsmet Özel
Bir duman kapladı yürek coğrafyalarımızı… Hangi yöne baksak kan revan içinde insanlık… Nasıl bir çağın yolcuları olduk…
Yaşanası güç günlerin avucunda hırpalanıp duruyoruz… Nereye koşsak orada bir çığlık… Nereye yürüsek ayaklarımızın altında kayıyor toprak, kayıyor zemin… Kayıyor dünya… Hangi günün sorumluluğunu yerine getireceğimizi şaşırdık… Hangi günün yanlışlarıyla mücadele edeceğimizi bilemiyoruz artık… Bu kadar yanlışı olan bir hikâye, nasıl yeni baştan doğru yazılabilir ki?
Sağanak sağanak iniyor yeryüzüne zor günler… Hangi şemsiyesi tutsak içine sızdırıyor… Hangi gemiye binsek fırtınalara dayanmıyor… Ne kadar güçsüz ne kadar aciz olduğumuzu hiç bu kadar hissetmemiştik… Geçer dediğimiz karanlıklar geçmek bilmiyor… Diner dediğimiz acılar çağlara meydan okuyor… Sabahlar yakın demiştik ama şafak sökmüyor…
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Düşünmek mi Yazmak mı? Forrester’ı Bulmak Üzerine Bir Deneme
Son zamanlarda yaptığım küçük bir araştırma sonucunda sinemada eğitim ve eğitimcileri konu alan filmlerin sayısının 2000’e yakın olduğunu fark ettim.
Her Şeyi Onaran Adam
“Her Şeyi Onaran Adam, dışarı çıktığında yıkılmaya yüz tutan evin tek kendi evi olmadığını gördü. Mahallesinde onarılması gereken başka evler de vardı.”
“Onardıkça kent büyüyordu. (Sonra) Şehir bir çığ gibi adamın üstüne yıkıldı. Fakat yığınların içinden çıktı adam.
Her Şeyi Onaran Adam, her şeyi yeniden inşa etmesini de biliyordu.
Yeniden işe koyuldu.”
– Onarmak nedir?
– Kırılan bir şeyi tekrar kullanılabilecek hâle getirmek ya da başka bir şeye dönüştürmektir.
Şiir
başlamaya hasretli dilim
ötelerden belletilene köprüsün
çaktın kibriti lazım değil ruh
Neden Atölye Ortamında Düşünmek?
“Ben ötekime (yekdiğerime ) karşı sorumluyum. Ben yekdiğerime dair “iyiyi” istiyorum. Her tek kişinin diğerine dair “iyiyi” istemesini arzuluyorum. Erdemli davranışlarda bulunmaktan zevk alıyorum.” Bu şekilde bir bilinç düzeyi, felsefeyi bilmenin ötesinde atölye ortamında “Felsefe yapmakla” mümkün olur. Şöyle ki atölye ortamında felsefe yapmakla, artık birtakım ödüllendirmelerle erdemleri öğretmek yerine öğrencilerin içlerindeki erdemleri kendilerinden itibaren keşfettirmeye yönelik bir sürece girilmiş bulunulmaktadır. Ödüllendirmelerle dışarıdan bir etkiyle erdemler öğretilmeye çalışılmıştır oysaki erdemler çocukların içlerindedir ve erdemler açığa çıkmayı beklemektedir.
Zeyniler Köyü ve Çalıkuşu’nun İzinde Bir Yolculuk
Bu noktadan hareketle de salt mekân seçimi bağlamında bile olsa, bazen bir roman, bir mekânı öylesine sahiplenir ki, o yer artık yalnızca coğrafi bir nokta olmaktan çıkar, edebiyatın bir parçasına dönüşür ve biz o romanı okurken işlenen tema bir yana, öte yandan da bu temanın ve konunun geçmiş olduğu seçilen mekânı da
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.