Bir duman kapladı yürek coğrafyalarımızı… Hangi yöne baksak kan revan içinde insanlık… Nasıl bir çağın yolcuları olduk…
Yaşanası güç günlerin avucunda hırpalanıp duruyoruz… Nereye koşsak orada bir çığlık… Nereye yürüsek ayaklarımızın altında kayıyor toprak, kayıyor zemin… Kayıyor dünya… Hangi günün sorumluluğunu yerine getireceğimizi şaşırdık… Hangi günün yanlışlarıyla mücadele edeceğimizi bilemiyoruz artık… Bu kadar yanlışı olan bir hikâye, nasıl yeni baştan doğru yazılabilir ki?
Sağanak sağanak iniyor yeryüzüne zor günler… Hangi şemsiyesi tutsak içine sızdırıyor… Hangi gemiye binsek fırtınalara dayanmıyor… Ne kadar güçsüz ne kadar aciz olduğumuzu hiç bu kadar hissetmemiştik… Geçer dediğimiz karanlıklar geçmek bilmiyor… Diner dediğimiz acılar çağlara meydan okuyor… Sabahlar yakın demiştik ama şafak sökmüyor…
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Nuri Bilge Ceylan, filmografisine Ahlat Ağacı filmini de katarak insanın hikayesine, bu topraklarda olan bitene ve bu coğrafyanın yaşam kültürüne; yerleşik karakterler ve alışılmış ilişki biçimleri üzerinden bakmaya, düşünmeye ve göstermeye çalışıyor.
Zayıf, güçlüye; aciz, kuvvetliye; eksik, mükemmele; çirkin, güzele; küçük, büyüğe özenir, benzemek ister. İnsanlar da böyledir, toplumlar da. Edebiyatta da çoğunlukla benzetme (teşbih) sanatının kuralı budur. Güçlü zayıfa benzetilmez; zayıf güçlüye benzetilir.
Açık Mektuplar, okuyucularını Rasim Özdenören’in yarım asrı aşan sanat hayatının başlarına götürüyor. Dönemin önemli neşriyatlardan Yeni İstiklal Gazetesi’nin sanat-edebiyat sayfalarına yollanan yazılara verilen cevaplar, Açık Mektuplar’ı oluşturuyor. Daha evvel aynı sayfalarda Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in de isimlerine rastlıyoruz
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Üzerimde Kalan Yaşamak Suçu mu?
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
İsmet Özel
Bir duman kapladı yürek coğrafyalarımızı… Hangi yöne baksak kan revan içinde insanlık… Nasıl bir çağın yolcuları olduk…
Yaşanası güç günlerin avucunda hırpalanıp duruyoruz… Nereye koşsak orada bir çığlık… Nereye yürüsek ayaklarımızın altında kayıyor toprak, kayıyor zemin… Kayıyor dünya… Hangi günün sorumluluğunu yerine getireceğimizi şaşırdık… Hangi günün yanlışlarıyla mücadele edeceğimizi bilemiyoruz artık… Bu kadar yanlışı olan bir hikâye, nasıl yeni baştan doğru yazılabilir ki?
Sağanak sağanak iniyor yeryüzüne zor günler… Hangi şemsiyesi tutsak içine sızdırıyor… Hangi gemiye binsek fırtınalara dayanmıyor… Ne kadar güçsüz ne kadar aciz olduğumuzu hiç bu kadar hissetmemiştik… Geçer dediğimiz karanlıklar geçmek bilmiyor… Diner dediğimiz acılar çağlara meydan okuyor… Sabahlar yakın demiştik ama şafak sökmüyor…
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
XIV. Mektup / Son Mektup
Bilmeni isterim ki yazmak da okumak da benim çok işime yarıyor. Hayatın haritasında gidilecek veya gidilmeyecek yolları görmeme yardım ediyor… Diğerinin düşünceleri kendime ayna tutarken yardım ediyor. Bazen aynı ateşte yandığım, bazen aynı gölgeyi canlı saydığım insanlarla karşılaşıyorum okuduklarımın, dinlediklerimin bir yerinde…
Ahlat Ağacı
Nuri Bilge Ceylan, filmografisine Ahlat Ağacı filmini de katarak insanın hikayesine, bu topraklarda olan bitene ve bu coğrafyanın yaşam kültürüne; yerleşik karakterler ve alışılmış ilişki biçimleri üzerinden bakmaya, düşünmeye ve göstermeye çalışıyor.
İslam Neyin Nesi
Zayıf, güçlüye; aciz, kuvvetliye; eksik, mükemmele; çirkin, güzele; küçük, büyüğe özenir, benzemek ister. İnsanlar da böyledir, toplumlar da. Edebiyatta da çoğunlukla benzetme (teşbih) sanatının kuralı budur. Güçlü zayıfa benzetilmez; zayıf güçlüye benzetilir.
Genç Özdenören’in Açık Mektuplar’ı
Açık Mektuplar, okuyucularını Rasim Özdenören’in yarım asrı aşan sanat hayatının başlarına götürüyor. Dönemin önemli neşriyatlardan Yeni İstiklal Gazetesi’nin sanat-edebiyat sayfalarına yollanan yazılara verilen cevaplar, Açık Mektuplar’ı oluşturuyor. Daha evvel aynı sayfalarda Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in de isimlerine rastlıyoruz
Diasporaki “Canım Öğretmenim” Dertlere Deva Olabilir Mi?
Karlı bir okulun bahçesinde oynayan, birbirleriyle konuşan, ebeveynlerine el sallayan çocuklar için yeni bir öğrenme günüdür. Okulda taze bir güne başlamaya hazırlanan ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar vardır. Çocukların saflığı ile beyaz
Alışverişe devam et