İvan Aleksandroviç Gonçarov’un (1812-1891) roman kahramanı İlya İliç Oblomov 32-33 yaşında, iyi bir eğitim sonrası bakanlıkta işe girmiş, buradaki anlamsız işlerin vaktini çaldığına kanaat getirince amiriyle ilk takışmada hemen istifa edip eve kapanmış biri. Yazarın bu eseri 45 yaşında (1857’de)yazdığını düşünecek olursak tam da anlam arayışının ve heba olan yıllarla hesaplaşmanın zamanı diye düşünebiliriz.
Oblomov orta boylu, düzgün yapılı, hoş görünüşlü, koyu gri gözlüydü. Yüzünde kaygının, bir şeyler için kafa yormanın açık seçik hiçbir belirtisi yoktu. Yüzü kayıtsızlığın tek renkli ışığıyla kaplanmış. Düşünce bu çehrede serseri bir kuş gibi dolaşıyor, gözlerinden şöyle bir gelip geçiyor, alnının kıvrımlarında saklanıp, sonra iyice silinip gidiyor. Zaman zaman gözleri sıkıntıya, yorgunluğa benzer bir şeyle bulansa da, bütün varlığının hâkim ve devamlı ifadesi olan rehaveti, ne yorgunluk ne de sıkıntı bir an olsun bozuyordu. Ona bakan biri “ne iyi yürekli, kuzu gibi bir adamcağız olsa gerek” dermiş. Ona daha yakından, daha anlayan bir gözle bakan biri ise yüzünü bir müddet süzer, sonra garip bir tereddüt içinde gülümser geçer. Bu anlatıma bakılırsa daha ilk başlardan Oblomov, anlaşılması, çözülmesi gereken tezatlarla dolu biri olarak karşımıza çıkıyor.
Hareketleri çekingen ve nazik, en telaşlı anlarında bile zarif bir tembellik içinde. Onda kaygı nadiren bir fikir halini alır, binde bir de niyet etmeye kadar varır. Sonra tam bir durgunluk ve uyuklama hali.
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserini üzerine kurguladığı üç temel kavramsallaştırma vardır. Bu kavramsallaştırmalar; ümran ilmi, tavırlar nazariyesi ve asabiyettir. İbn Haldun’un ümran ilmini kuruş sebebi yukarıda bahsettiğimiz meraklı kişiliğiyle yakından ilgilidir.
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir.
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
Aziz İslam varoluşsal önceliğini kaybettiği için, iktidarlar, emperyalistlerle ittifak içerisinde yer almayı tercih ediyor. İslam dünyası ulus-devletleri, varlıklarını, İslami dayanışma yoluyla değil, birbirlerini dışlayarak ve rekabetle sürdürüyor. Sözünü ettiğimiz ulus-devletler, ahlâki birliği değil, çıkarların birliğini esas alan ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ahlâki birlik, ötekine karşı sorumlu olmayı gerektirirken; çıkarların birliği, ötekine karşı mutlak sorumsuzluğu öncelikli hâle getiriyor.
Oblomov’un Rüyası
İvan Aleksandroviç Gonçarov’un (1812-1891) roman kahramanı İlya İliç Oblomov 32-33 yaşında, iyi bir eğitim sonrası bakanlıkta işe girmiş, buradaki anlamsız işlerin vaktini çaldığına kanaat getirince amiriyle ilk takışmada hemen istifa edip eve kapanmış biri. Yazarın bu eseri 45 yaşında (1857’de)yazdığını düşünecek olursak tam da anlam arayışının ve heba olan yıllarla hesaplaşmanın zamanı diye düşünebiliriz.
Oblomov orta boylu, düzgün yapılı, hoş görünüşlü, koyu gri gözlüydü. Yüzünde kaygının, bir şeyler için kafa yormanın açık seçik hiçbir belirtisi yoktu. Yüzü kayıtsızlığın tek renkli ışığıyla kaplanmış. Düşünce bu çehrede serseri bir kuş gibi dolaşıyor, gözlerinden şöyle bir gelip geçiyor, alnının kıvrımlarında saklanıp, sonra iyice silinip gidiyor. Zaman zaman gözleri sıkıntıya, yorgunluğa benzer bir şeyle bulansa da, bütün varlığının hâkim ve devamlı ifadesi olan rehaveti, ne yorgunluk ne de sıkıntı bir an olsun bozuyordu. Ona bakan biri “ne iyi yürekli, kuzu gibi bir adamcağız olsa gerek” dermiş. Ona daha yakından, daha anlayan bir gözle bakan biri ise yüzünü bir müddet süzer, sonra garip bir tereddüt içinde gülümser geçer. Bu anlatıma bakılırsa daha ilk başlardan Oblomov, anlaşılması, çözülmesi gereken tezatlarla dolu biri olarak karşımıza çıkıyor.
Hareketleri çekingen ve nazik, en telaşlı anlarında bile zarif bir tembellik içinde. Onda kaygı nadiren bir fikir halini alır, binde bir de niyet etmeye kadar varır. Sonra tam bir durgunluk ve uyuklama hali.
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İbn Haldun’un Düşüncesinde Asabiyet
İbn Haldun’un Mukaddime adlı eserini üzerine kurguladığı üç temel kavramsallaştırma vardır. Bu kavramsallaştırmalar; ümran ilmi, tavırlar nazariyesi ve asabiyettir. İbn Haldun’un ümran ilmini kuruş sebebi yukarıda bahsettiğimiz meraklı kişiliğiyle yakından ilgilidir.
Yönetilen Algı, Kaçak/Homodijitus ve Sığınak/Metaverse
. Dijital ve algoritmik zeminler; şahsiyet(!) inşa edici zeminler hâline geldi. İnsan; artık kendisinin mimarı olmayıp -mimari yapısı olan- dijital ve algoritmik zeminlerin belirlediği farklı bir mimari hâline gelmektedir. Veri/data hâline gelen insana ait epistemik ve etik unsurlar; toplanılarak ve analiz edilerek pazarlama stratejilerinin, sosyal ve siyasal mühendisliklerin manipülasyon malzemesi hâline gelmiştir.
Gönül Maarifi ve Maarifin Gönlü: Bir Mukaddime Teşebbüsü
Maarif, unuttuklarımızı geri çağırabileceğimiz en önemli merci. Maarifin bir marifeti olacaksa o da unuttuklarımızı hatırlatmaktır. Zira insan evvel emirde bu dünyaya niçin geldiğini unutur. Tüm unutmalar bu ilk unutuşun bir devamı gibidir.
Gaslighting: Gaz Lambasının Unutulmaz Marifetleri
Olay, henüz elektrikli aydınlatmanın yaygınlaşmadığı bir dönemde geçer. Evler gaz lambasıyla aydınlanır. Bella, saf bir kadındır. Kocası Jack’i çok sever. Kocasının da kendisini sevdiğinden emindir. Ne var ki Jack, bu güveni Bella’nın aleyhine kullanır.
En Büyük Kötülükle Uzlaşmak
Aziz İslam varoluşsal önceliğini kaybettiği için, iktidarlar, emperyalistlerle ittifak içerisinde yer almayı tercih ediyor. İslam dünyası ulus-devletleri, varlıklarını, İslami dayanışma yoluyla değil, birbirlerini dışlayarak ve rekabetle sürdürüyor. Sözünü ettiğimiz ulus-devletler, ahlâki birliği değil, çıkarların birliğini esas alan ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ahlâki birlik, ötekine karşı sorumlu olmayı gerektirirken; çıkarların birliği, ötekine karşı mutlak sorumsuzluğu öncelikli hâle getiriyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.