Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir filmi izlemeye başlamadan önce, o filmin sanatsal altyapısına (edebiyat, müzik, resim ilişkisi gibi) vâkıf olmayı, teknolojik imkânlarını (örneğin filmin siyah-beyaz olması) bilmeyi ve ekonomik koşulları hakkında ön sorular sorulmasının tavsiye edildiği bir aşamadır. Hazırlık aşaması, izleyicinin ekrandaki imgelerin ardındaki üretim koşullarına duyarlı olmasını ve filme karşı daha hazırlıklı olmasını, zekice konumlanmasını ve filmdeki karmaşık durumlara tepkiler vermesini sağlamak anlamına gelmektedir. Tabiî böyle olunca izleyici şu soruyu sormaya başlayabilir sessizce: İyi de, bir filmi izlemek için bunca acıya, zahmete ne gerek var ki?
Belki yukarıdaki soruyu kendimize sorarak düşünmeye devam edebiliriz. Bir film izlemek için seçici olmaya, bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek var mıdır? İzleyip eğleneceğiz, vaktimizi değerlendirmiş olacağız, neden bu kadar önemli ki filmi izlemeden önce bu kadar düşünmek, sorular sormak? Tam da burada denebilir ki, okuma alışkanlıklarımızı nasıl ki tertipli, disiplinli bir biçimde yapıyor ve rutinlerimizi ve işlerimizi ziyadesiyle dikkatli biçimde yapıyor isek izleme alışkanlıklarımıza çekidüzen vermemiz gerekmez mi? O halde devam edebiliriz şimdilik, değil mi?
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Öykü, kahraman anlatıcının kendine dönük içsel çözümlemelerde bulunduğu bir değişim durumunu konu edinir. Bu değişim durumu anlatıcının kendisi, etrafındakiler ve eşyalarla olan ilişkileri ile gelişim gösterir.
Tefekkür ki Yaratıcıya mutlak güven, bütün gücü nefiste bulmak değil de, yaratıcının her şeyin üstünde hüküm ve egemenlik sahibi olduğunu kabul etmektir. Semadaki eşsiz güzellikleri ve akıl almaz düzeni seyrederken aynı zamanda yeryüzünde milim yer kaplayan karıncanın varlığını aklımızla yaptığımız istişaredir tefekkür.
Bir anlam aranıyor ve bir hikmet, her şeyi yerli yerinde yapmak için; gözlerin görmediği sır perdesini değil, gözler önünde kini anlayıp kavramak için. Bir heyecan koşar adım geliyor, yetişiyor kalabalıklara, her şeyi sıradanlaştıranların içinde yerleşecek bir gönül arıyor. Bir korku recayla karışık,
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Turbo (2013) & Merhamet
Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir filmi izlemeye başlamadan önce, o filmin sanatsal altyapısına (edebiyat, müzik, resim ilişkisi gibi) vâkıf olmayı, teknolojik imkânlarını (örneğin filmin siyah-beyaz olması) bilmeyi ve ekonomik koşulları hakkında ön sorular sorulmasının tavsiye edildiği bir aşamadır. Hazırlık aşaması, izleyicinin ekrandaki imgelerin ardındaki üretim koşullarına duyarlı olmasını ve filme karşı daha hazırlıklı olmasını, zekice konumlanmasını ve filmdeki karmaşık durumlara tepkiler vermesini sağlamak anlamına gelmektedir. Tabiî böyle olunca izleyici şu soruyu sormaya başlayabilir sessizce: İyi de, bir filmi izlemek için bunca acıya, zahmete ne gerek var ki?
Belki yukarıdaki soruyu kendimize sorarak düşünmeye devam edebiliriz. Bir film izlemek için seçici olmaya, bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek var mıdır? İzleyip eğleneceğiz, vaktimizi değerlendirmiş olacağız, neden bu kadar önemli ki filmi izlemeden önce bu kadar düşünmek, sorular sormak? Tam da burada denebilir ki, okuma alışkanlıklarımızı nasıl ki tertipli, disiplinli bir biçimde yapıyor ve rutinlerimizi ve işlerimizi ziyadesiyle dikkatli biçimde yapıyor isek izleme alışkanlıklarımıza çekidüzen vermemiz gerekmez mi? O halde devam edebiliriz şimdilik, değil mi?
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
223. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Şam’dan Dostum Geldi: Bin Dilde Hakikat Şarkısı Söyledi
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Ali Haydar Haksal’ın Aynamın Sonsuzluğundaki Sen Öyküsü Üzerine
Öykü, kahraman anlatıcının kendine dönük içsel çözümlemelerde bulunduğu bir değişim durumunu konu edinir. Bu değişim durumu anlatıcının kendisi, etrafındakiler ve eşyalarla olan ilişkileri ile gelişim gösterir.
Yolun Başı
Tefekkür ki Yaratıcıya mutlak güven, bütün gücü nefiste bulmak değil de, yaratıcının her şeyin üstünde hüküm ve egemenlik sahibi olduğunu kabul etmektir. Semadaki eşsiz güzellikleri ve akıl almaz düzeni seyrederken aynı zamanda yeryüzünde milim yer kaplayan karıncanın varlığını aklımızla yaptığımız istişaredir tefekkür.
Akıbet Muttakilerindir
Bir anlam aranıyor ve bir hikmet, her şeyi yerli yerinde yapmak için; gözlerin görmediği sır perdesini değil, gözler önünde kini anlayıp kavramak için. Bir heyecan koşar adım geliyor, yetişiyor kalabalıklara, her şeyi sıradanlaştıranların içinde yerleşecek bir gönül arıyor. Bir korku recayla karışık,
Küçürek Öyküler
Tekasür
– Bu kabristan çok büyümüş.
– Say say bitmiyor, sorma…
Alışverişe devam et