Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir filmi izlemeye başlamadan önce, o filmin sanatsal altyapısına (edebiyat, müzik, resim ilişkisi gibi) vâkıf olmayı, teknolojik imkânlarını (örneğin filmin siyah-beyaz olması) bilmeyi ve ekonomik koşulları hakkında ön sorular sorulmasının tavsiye edildiği bir aşamadır. Hazırlık aşaması, izleyicinin ekrandaki imgelerin ardındaki üretim koşullarına duyarlı olmasını ve filme karşı daha hazırlıklı olmasını, zekice konumlanmasını ve filmdeki karmaşık durumlara tepkiler vermesini sağlamak anlamına gelmektedir. Tabiî böyle olunca izleyici şu soruyu sormaya başlayabilir sessizce: İyi de, bir filmi izlemek için bunca acıya, zahmete ne gerek var ki?
Belki yukarıdaki soruyu kendimize sorarak düşünmeye devam edebiliriz. Bir film izlemek için seçici olmaya, bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek var mıdır? İzleyip eğleneceğiz, vaktimizi değerlendirmiş olacağız, neden bu kadar önemli ki filmi izlemeden önce bu kadar düşünmek, sorular sormak? Tam da burada denebilir ki, okuma alışkanlıklarımızı nasıl ki tertipli, disiplinli bir biçimde yapıyor ve rutinlerimizi ve işlerimizi ziyadesiyle dikkatli biçimde yapıyor isek izleme alışkanlıklarımıza çekidüzen vermemiz gerekmez mi? O halde devam edebiliriz şimdilik, değil mi?
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Rutine dair hoş bir resimli kitap okumuştum yakınlarda. Kıymetli dostumun rutin övgüsü peşisıra çıkmıştı karşıma. Arkadaş sohbetlerinden tutun da, anne-baba nasihatlerine, okuldaki derslere, dini söylemlere varıncaya kadar hemen her yerde,
Saatlerce masanın başında durdu, neden sonra sandalyeyi hızlıca çekti ve oturdu. Günlerdir elinden düşürmediği romana baktı. Bir bekleyiş ve umut ediş ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi dedi mırıldanarak. Kitabı eline aldı
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Son zamanlarda sıklıkla kentsel yaşamın yergisi yapılırken, modern teknolojik bireyin çağdaş ağıdı yakılmakta ve herkes bâkir olarak varsayılan doğaya davet edilmektedir. Bir tür popüler kültür eleştirisi yapan bu popüler söylem bu yazının çıkış noktasını tayin etmektedir.
“Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.” (Şuara, 84) İnsan sosyal bir varlık, kendi başına yaşayamaz, ihtiyacı olan şeyleri kendi başına karşılayamaz. Mutlaka başka insanlarla birlikte yaşaması, onlarla bir şekilde iletişime girmesi gerekir. Eğer insan başka kimselerle iletişime geçmiyorsa normal/tabii olmayan bir durum söz konusudur. İlk temasımız ailemizle olur, mecburi bir ilişkidir bu. Anne, baba, …
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Turbo (2013) & Merhamet
Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir filmi izlemeye başlamadan önce, o filmin sanatsal altyapısına (edebiyat, müzik, resim ilişkisi gibi) vâkıf olmayı, teknolojik imkânlarını (örneğin filmin siyah-beyaz olması) bilmeyi ve ekonomik koşulları hakkında ön sorular sorulmasının tavsiye edildiği bir aşamadır. Hazırlık aşaması, izleyicinin ekrandaki imgelerin ardındaki üretim koşullarına duyarlı olmasını ve filme karşı daha hazırlıklı olmasını, zekice konumlanmasını ve filmdeki karmaşık durumlara tepkiler vermesini sağlamak anlamına gelmektedir. Tabiî böyle olunca izleyici şu soruyu sormaya başlayabilir sessizce: İyi de, bir filmi izlemek için bunca acıya, zahmete ne gerek var ki?
Belki yukarıdaki soruyu kendimize sorarak düşünmeye devam edebiliriz. Bir film izlemek için seçici olmaya, bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek var mıdır? İzleyip eğleneceğiz, vaktimizi değerlendirmiş olacağız, neden bu kadar önemli ki filmi izlemeden önce bu kadar düşünmek, sorular sormak? Tam da burada denebilir ki, okuma alışkanlıklarımızı nasıl ki tertipli, disiplinli bir biçimde yapıyor ve rutinlerimizi ve işlerimizi ziyadesiyle dikkatli biçimde yapıyor isek izleme alışkanlıklarımıza çekidüzen vermemiz gerekmez mi? O halde devam edebiliriz şimdilik, değil mi?
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Rutinbozar ve Çocuksavar Olarak Savaş
Rutine dair hoş bir resimli kitap okumuştum yakınlarda. Kıymetli dostumun rutin övgüsü peşisıra çıkmıştı karşıma. Arkadaş sohbetlerinden tutun da, anne-baba nasihatlerine, okuldaki derslere, dini söylemlere varıncaya kadar hemen her yerde,
Sessizlik Öyküleri II
Saatlerce masanın başında durdu, neden sonra sandalyeyi hızlıca çekti ve oturdu. Günlerdir elinden düşürmediği romana baktı. Bir bekleyiş ve umut ediş ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi dedi mırıldanarak. Kitabı eline aldı
Mektup III
Zira ümide ihtiyacımız vardır, yarınları şekillendirirken, eksik olanı tamamlama gayretini gereği gibi gösterirken. Ümide ihtiyacımız vardır, birini teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, zor zamanların yükünü çekerken… Ümide ihtiyacımız vardır, hastayı teselli ederken… Ümide ihtiyacımız vardır, iyiliklerin gerçekleşmesi için belkilere yatırım yaparken…
Hayalin Şirin Tadı ya da Şehirden Kaçmanın Reçetesi
Son zamanlarda sıklıkla kentsel yaşamın yergisi yapılırken, modern teknolojik bireyin çağdaş ağıdı yakılmakta ve herkes bâkir olarak varsayılan doğaya davet edilmektedir. Bir tür popüler kültür eleştirisi yapan bu popüler söylem bu yazının çıkış noktasını tayin etmektedir.
Asil İlişkiler
“Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.” (Şuara, 84) İnsan sosyal bir varlık, kendi başına yaşayamaz, ihtiyacı olan şeyleri kendi başına karşılayamaz. Mutlaka başka insanlarla birlikte yaşaması, onlarla bir şekilde iletişime girmesi gerekir. Eğer insan başka kimselerle iletişime geçmiyorsa normal/tabii olmayan bir durum söz konusudur. İlk temasımız ailemizle olur, mecburi bir ilişkidir bu. Anne, baba, …
Alışverişe devam et