Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir filmi izlemeye başlamadan önce, o filmin sanatsal altyapısına (edebiyat, müzik, resim ilişkisi gibi) vâkıf olmayı, teknolojik imkânlarını (örneğin filmin siyah-beyaz olması) bilmeyi ve ekonomik koşulları hakkında ön sorular sorulmasının tavsiye edildiği bir aşamadır. Hazırlık aşaması, izleyicinin ekrandaki imgelerin ardındaki üretim koşullarına duyarlı olmasını ve filme karşı daha hazırlıklı olmasını, zekice konumlanmasını ve filmdeki karmaşık durumlara tepkiler vermesini sağlamak anlamına gelmektedir. Tabiî böyle olunca izleyici şu soruyu sormaya başlayabilir sessizce: İyi de, bir filmi izlemek için bunca acıya, zahmete ne gerek var ki?
Belki yukarıdaki soruyu kendimize sorarak düşünmeye devam edebiliriz. Bir film izlemek için seçici olmaya, bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek var mıdır? İzleyip eğleneceğiz, vaktimizi değerlendirmiş olacağız, neden bu kadar önemli ki filmi izlemeden önce bu kadar düşünmek, sorular sormak? Tam da burada denebilir ki, okuma alışkanlıklarımızı nasıl ki tertipli, disiplinli bir biçimde yapıyor ve rutinlerimizi ve işlerimizi ziyadesiyle dikkatli biçimde yapıyor isek izleme alışkanlıklarımıza çekidüzen vermemiz gerekmez mi? O halde devam edebiliriz şimdilik, değil mi?
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ankara’dan taşınarak İstanbul’a yerleşme kararı aldığımız o günlerde ilginç bir rüya görmüştüm: kayalık dağların arasından çok yüksek sesle ezan okuyordum ve beni kimse duymuyordu. İstanbul’da ormanlar arasında köy benzeri bir yere taşınmak nasip oldu. Komşularımız ya sonradan oraya ev yaptırıp daha çok dinlenmek için gelen kimselerdi ya da otuz kırk sene önce çoğunlukla Karadeniz’den gelip …
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
11 Eylül’ün yıldönümü zamanlarında kaleme aldığımız bu yazıda, Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare (2010) adlı filmine yer ayırdık ve filmdeki iki farklı kavrama (Ilımlı İslam-Radikal İslam) nasıl bir vurgu yapıldığı, biz ve öteki katmanlarının nasıl kurgulandığı üzerinde düşündük. Bu sebeple ki yazıya, düşünce dünyamızda yer edinmemiş Batılı aklın öne sürdüğü Ilımlı İslam (Moderate Islam) ve Radikal İslam (Radical Islam) tanımlarını açmakla başlayalım.
Öykü, kahraman anlatıcının kendine dönük içsel çözümlemelerde bulunduğu bir değişim durumunu konu edinir. Bu değişim durumu anlatıcının kendisi, etrafındakiler ve eşyalarla olan ilişkileri ile gelişim gösterir.
Küçük kız babasının elinden tutmuştu. Cümleye, babası küçük kızın elinden tutmuştu diye başlamak daha doğru olabilirdi aslında. Yürüdükleri kaldırım asfalta sıfırdı ve babanın tüm gayreti, gidecekleri yere kazasız belasız varmaktı.
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Turbo (2013) & Merhamet
Sinema okuryazarlığında izleme ve yazma süreçlerinin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen Corrigan, Film Eleştirisi El Kitabı adlı eserinde merhalesi olan ve sorgulayıcı bir usul önerir. Onun önerdiği yöntemin temelinde, pasif bir izleme deneyimini aktif ve analitik bir düşünme sürecine dönüştürmek yatar. Bunun için de yazar, ön hazırlık sürecine dikkat çeker. Hazırlık süreci, herhangi bir filmi izlemeye başlamadan önce, o filmin sanatsal altyapısına (edebiyat, müzik, resim ilişkisi gibi) vâkıf olmayı, teknolojik imkânlarını (örneğin filmin siyah-beyaz olması) bilmeyi ve ekonomik koşulları hakkında ön sorular sorulmasının tavsiye edildiği bir aşamadır. Hazırlık aşaması, izleyicinin ekrandaki imgelerin ardındaki üretim koşullarına duyarlı olmasını ve filme karşı daha hazırlıklı olmasını, zekice konumlanmasını ve filmdeki karmaşık durumlara tepkiler vermesini sağlamak anlamına gelmektedir. Tabiî böyle olunca izleyici şu soruyu sormaya başlayabilir sessizce: İyi de, bir filmi izlemek için bunca acıya, zahmete ne gerek var ki?
Belki yukarıdaki soruyu kendimize sorarak düşünmeye devam edebiliriz. Bir film izlemek için seçici olmaya, bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek var mıdır? İzleyip eğleneceğiz, vaktimizi değerlendirmiş olacağız, neden bu kadar önemli ki filmi izlemeden önce bu kadar düşünmek, sorular sormak? Tam da burada denebilir ki, okuma alışkanlıklarımızı nasıl ki tertipli, disiplinli bir biçimde yapıyor ve rutinlerimizi ve işlerimizi ziyadesiyle dikkatli biçimde yapıyor isek izleme alışkanlıklarımıza çekidüzen vermemiz gerekmez mi? O halde devam edebiliriz şimdilik, değil mi?
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Aynı Dili Konuşmak
Ankara’dan taşınarak İstanbul’a yerleşme kararı aldığımız o günlerde ilginç bir rüya görmüştüm: kayalık dağların arasından çok yüksek sesle ezan okuyordum ve beni kimse duymuyordu. İstanbul’da ormanlar arasında köy benzeri bir yere taşınmak nasip oldu. Komşularımız ya sonradan oraya ev yaptırıp daha çok dinlenmek için gelen kimselerdi ya da otuz kırk sene önce çoğunlukla Karadeniz’den gelip …
Sen Değerlerini Korursan Değerlerin de Seni Korur
Bir isyan görünce korkarım. Bilmeyebilir insan, unutabilir, gaflet edebilir, şaşırabilir, bir yanlışlık yapabilir… Ama yaratılan aciz bir kul, Yaratanına böyle bir cevap verebilir mi? Bu ne cüret! Ahiretin ve hesabın gerçek olduğuna dair yüzde bir ihtimal veren bir kimsenin dahi söyleyebileceği bir söz müdür bu?
New York’ta Beş Minare’de Yükselen Ilımlı-Radikal İslam Sesleri
11 Eylül’ün yıldönümü zamanlarında kaleme aldığımız bu yazıda, Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare (2010) adlı filmine yer ayırdık ve filmdeki iki farklı kavrama (Ilımlı İslam-Radikal İslam) nasıl bir vurgu yapıldığı, biz ve öteki katmanlarının nasıl kurgulandığı üzerinde düşündük. Bu sebeple ki yazıya, düşünce dünyamızda yer edinmemiş Batılı aklın öne sürdüğü Ilımlı İslam (Moderate Islam) ve Radikal İslam (Radical Islam) tanımlarını açmakla başlayalım.
Ali Haydar Haksal’ın Aynamın Sonsuzluğundaki Sen Öyküsü Üzerine
Öykü, kahraman anlatıcının kendine dönük içsel çözümlemelerde bulunduğu bir değişim durumunu konu edinir. Bu değişim durumu anlatıcının kendisi, etrafındakiler ve eşyalarla olan ilişkileri ile gelişim gösterir.
Kuşluk Vakti
Küçük kız babasının elinden tutmuştu. Cümleye, babası küçük kızın elinden tutmuştu diye başlamak daha doğru olabilirdi aslında. Yürüdükleri kaldırım asfalta sıfırdı ve babanın tüm gayreti, gidecekleri yere kazasız belasız varmaktı.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.