“Namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.”
(Nisa, 103)
Sabahları iş veya okul saatine ayarlı olan akıllı telefonların alarm sesiyle uyanmak; gün içerisinde hep bir şeylere yetişme telaşıyla dakikalarla yarışmak; zamanı “verimli” geçirmenin yollarını öğrenmek için saatler harcamak; “yoğun” ve “meşgul” statüsüne erişebilmek için çalışmak; mesajlara geç cevap verebilme hazzını ve üstünlüğünü yaşamak; akşam kafede otururken yapılacaklar listelerini yarıştırmak; akrep ile yelkovan üst üste geldiğinde “boş” bir gün geçirmediğini düşünerek son haberleri de “kaçırmadan” uykuya dalmak… Bunlar bize sıradan geliyor olabilir. Oysa tüm bu düşünce ve davranışlar, içinde yaşadığımız sosyalliğin zamanı nasıl örgütlediğiyle, nasıl denetlediğiyle ve belki de en önemlisi nasıl “sömürgeleştirdiğiyle” yakından ilişkilidir. Zira zaman yalnızca bir ölçüm birimi veya doğal bir akış değil, aynı zamanda iktidar ilişkilerinin, iktisadi yapıların ve toplumsal normların içine yerleşen bir şeydir.
Zamanın Sömürgeleştirilmesi
Zamanı genellikle doğanın bir parçası olarak düşünürüz. Güneşin doğuşu, gece ve gündüzün birbirini takip edişi, ayın evreleri, yaşlanma süreci vs. Bunları kimse inkâr edemez, ama insanlık tarihi bize gösteriyor ki zamanın deneyimlenme biçimi sabit ve evrensel değildir. “Tarım toplumu”ndaki bir insan için zaman, mevsimlerin ritminden bağımsız bir şey değildir: Ne zaman ekim yapılacağı, sulamanın vakti, hasat zamanı, harmanın süresi vs.
Bu yazının devamı
220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
20. yüzyıl, büyük anlatıların formüle etmiş olduğu ideolojiler çağıdır. Bütünleşme hareketleri bu ideolojilerin merkezinde cereyan etti. Sosyalizm, kapitalizm ve faşizm devasa boyutta tümleşik bir siyasadan bahsediyordu.
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Bu metin, sosyal gelişme (insani yetkinlikler, gelişimci demokrasi) perspektifine yöneltilmiş krizler/eleştiriler dizisine dair bir teşhis ve sonuçların genel bir taslağını sunmaktadır. Bu perspektif, modernitenin merkez-liberal “jeo-kültürü”nün bir tezahürü
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
Zamanın Sömürgeleştirilmesine Karşı Bir Direniş Eylemi Olarak Namaz
“Namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.”
(Nisa, 103)
Sabahları iş veya okul saatine ayarlı olan akıllı telefonların alarm sesiyle uyanmak; gün içerisinde hep bir şeylere yetişme telaşıyla dakikalarla yarışmak; zamanı “verimli” geçirmenin yollarını öğrenmek için saatler harcamak; “yoğun” ve “meşgul” statüsüne erişebilmek için çalışmak; mesajlara geç cevap verebilme hazzını ve üstünlüğünü yaşamak; akşam kafede otururken yapılacaklar listelerini yarıştırmak; akrep ile yelkovan üst üste geldiğinde “boş” bir gün geçirmediğini düşünerek son haberleri de “kaçırmadan” uykuya dalmak… Bunlar bize sıradan geliyor olabilir. Oysa tüm bu düşünce ve davranışlar, içinde yaşadığımız sosyalliğin zamanı nasıl örgütlediğiyle, nasıl denetlediğiyle ve belki de en önemlisi nasıl “sömürgeleştirdiğiyle” yakından ilişkilidir. Zira zaman yalnızca bir ölçüm birimi veya doğal bir akış değil, aynı zamanda iktidar ilişkilerinin, iktisadi yapıların ve toplumsal normların içine yerleşen bir şeydir.
Zamanın Sömürgeleştirilmesi
Zamanı genellikle doğanın bir parçası olarak düşünürüz. Güneşin doğuşu, gece ve gündüzün birbirini takip edişi, ayın evreleri, yaşlanma süreci vs. Bunları kimse inkâr edemez, ama insanlık tarihi bize gösteriyor ki zamanın deneyimlenme biçimi sabit ve evrensel değildir. “Tarım toplumu”ndaki bir insan için zaman, mevsimlerin ritminden bağımsız bir şey değildir: Ne zaman ekim yapılacağı, sulamanın vakti, hasat zamanı, harmanın süresi vs.
Bu yazının devamı 220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kurgusal Kümeste Küme Elamanı Olmak; Ulusalcılık Ve Popülizm Siyasasında Kimliklerin Kaybı
20. yüzyıl, büyük anlatıların formüle etmiş olduğu ideolojiler çağıdır. Bütünleşme hareketleri bu ideolojilerin merkezinde cereyan etti. Sosyalizm, kapitalizm ve faşizm devasa boyutta tümleşik bir siyasadan bahsediyordu.
Okul Öncesi Çocukların Kitaplarla Tanışması
Bilinmelidir ki dünyanın en harika eğitim kurumu mutlu ve huzurlu bir aile; en harika eğitimcileri ise örnek anne ve babalardır. Aile içi iletişimi düzene sokmadan, aile bireyleri arasında güveni oluşturmadan, sevgiyi ve saygıyı bina etmeden söylenecek her söz havada kalacaktır
Geç Demokrasinin Post-Liberal Dünyasında İslam ve İslamofobi. Irkçılığın Neo-Reel-Politik Temelleri
Bu metin, sosyal gelişme (insani yetkinlikler, gelişimci demokrasi) perspektifine yöneltilmiş krizler/eleştiriler dizisine dair bir teşhis ve sonuçların genel bir taslağını sunmaktadır. Bu perspektif, modernitenin merkez-liberal “jeo-kültürü”nün bir tezahürü
Vusûlsüzlüğümüz Samimiyet Yoksunluğundan(mı)dır?
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Hz. Muhammed Müşriklerin Çocuklarını Öldürme Emri Verdi mi?
İslâmî kaynaklarda yer alan rivâyetler, Hz. Muhammed’in hayatına dair zengin tasvirler sunmaktadır. Rivâyetlerin aktarımında -çoğunlukla fıkhî hüküm istinbatı amacıyla- başvurulan ihtisar, taktî ve manen rivâyet gibi tasarruflar, metinlerin bugünkü formlarını belirleyen temel etkenlerdir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.