“İnsanların birbirine görünmez iplerle bağlı”* olduğu şu dünyada bir insanın hikâyesine odaklanırken aslında birçok kişininde yaşamına belirli bir yerden bakmaya başlarız. Sanat ve özelde sinema eserleri bir hikâye içerisinde karakterler ve durumlar üzerinden insanın varoluşuna kimi zaman bir ayna olabilir. Nuri Bilge Ceylan, filmografisine Ahlat Ağacı filmini de katarak insanın hikayesine, bu topraklarda olan bitene ve bu coğrafyanın yaşam kültürüne; yerleşik karakterler ve alışılmış ilişki biçimleri üzerinden bakmaya, düşünmeye ve göstermeye çalışıyor.
Ahlat Ağacı Nuri Bilge Ceylan’ın diğer filmlerinde olduğu gibi insan doğasını ve bu toprakların hikayesini taşra üzerinden anlatır. Kendisinin röportajlarında ve söyleşilerinde belirttiği üzere kendisini cezbeden şey insan doğası ve insan doğasının mucizeliğidir. Söz konusu insan doğası taşraya atfen “Bezelye taneleri gibi herkesin birbirine benzediği” bir durumdan ziyade insanın daha az şeye sahip olduğu bir ortamda aslında insan doğasının daha rahat bir şekilde insan ilişkileri üzerine yansıdığını göstermektedir.
Bu yazının devamı
188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
Yeşil ışığın gözleri kapanmak üzere. Can havliyle gaz pedalına asılanlar, başlarını omuzlarına çekerek ışığın öte yakasına geçmeye gayret ediyor. Birbirine karışıyor kornalar. Camdan dışarı uzanıveriyor eller. Ardından yanan sarı ışığın hüzünden ziyade korkuyu çağrıştıran soğukluğu gözlere yansıyor.
Öykü, kahraman anlatıcının kendine dönük içsel çözümlemelerde bulunduğu bir değişim durumunu konu edinir. Bu değişim durumu anlatıcının kendisi, etrafındakiler ve eşyalarla olan ilişkileri ile gelişim gösterir.
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Ahlat Ağacı
“Neyi Kaybettiğini Hatırla!” / İsmet Özel
“İnsanların birbirine görünmez iplerle bağlı”* olduğu şu dünyada bir insanın hikâyesine odaklanırken aslında birçok kişininde yaşamına belirli bir yerden bakmaya başlarız. Sanat ve özelde sinema eserleri bir hikâye içerisinde karakterler ve durumlar üzerinden insanın varoluşuna kimi zaman bir ayna olabilir. Nuri Bilge Ceylan, filmografisine Ahlat Ağacı filmini de katarak insanın hikayesine, bu topraklarda olan bitene ve bu coğrafyanın yaşam kültürüne; yerleşik karakterler ve alışılmış ilişki biçimleri üzerinden bakmaya, düşünmeye ve göstermeye çalışıyor.
Ahlat Ağacı Nuri Bilge Ceylan’ın diğer filmlerinde olduğu gibi insan doğasını ve bu toprakların hikayesini taşra üzerinden anlatır. Kendisinin röportajlarında ve söyleşilerinde belirttiği üzere kendisini cezbeden şey insan doğası ve insan doğasının mucizeliğidir. Söz konusu insan doğası taşraya atfen “Bezelye taneleri gibi herkesin birbirine benzediği” bir durumdan ziyade insanın daha az şeye sahip olduğu bir ortamda aslında insan doğasının daha rahat bir şekilde insan ilişkileri üzerine yansıdığını göstermektedir.
Bu yazının devamı 188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ataleti Yenmenin Anahtarı: Kalk ve Diren (1988)
Bütün iyi filmler, romanlar ve oyunlar komedi ve trajedinin her tonuyla, seyirciye etkin bir anlamla güçlendirilmiş yeni bir yaşam modeli sunduğu zaman eğlendirir. Seyircinin sadece kendi sorunlarını kapıda bırakmak ve gerçeklikten kaçmak
Hayat Yansıttıklarımızdan mı İbaret
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
Kaplumbağa Hızına Ulaşmak
Yeşil ışığın gözleri kapanmak üzere. Can havliyle gaz pedalına asılanlar, başlarını omuzlarına çekerek ışığın öte yakasına geçmeye gayret ediyor. Birbirine karışıyor kornalar. Camdan dışarı uzanıveriyor eller. Ardından yanan sarı ışığın hüzünden ziyade korkuyu çağrıştıran soğukluğu gözlere yansıyor.
Ali Haydar Haksal’ın Aynamın Sonsuzluğundaki Sen Öyküsü Üzerine
Öykü, kahraman anlatıcının kendine dönük içsel çözümlemelerde bulunduğu bir değişim durumunu konu edinir. Bu değişim durumu anlatıcının kendisi, etrafındakiler ve eşyalarla olan ilişkileri ile gelişim gösterir.
Şam’dan Dostum Geldi: Bin Dilde Hakikat Şarkısı Söyledi
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.