İnsanlar ekonomik güç olarak birbirinden farklıdır. Her toplumda zenginler de vardır yoksullar da. Kimileri zenginliğiyle kimileri de yoksulluğuyla sınanmaktadır. Herkes helal rızkını elde etmek için çalışmak zorundadır elbet. Allah dilediğinin rızkını genişletir, dilediğinin rızkını da daraltır. Ancak zenginlerle yoksullar arasındaki ekonomik farkın kapanması için zenginlerin yoksullara zekât vermesi farz kılınmış, faiz ya da başka haram yollarla elde edilen gelirlerle sömürü yasaklanmıştır. Ancak o zaman hem yoksulların onurlu bir hayat düzeyine ulaşması sağlanır hem de iki kesim arasındaki çatışma potansiyeli sevgiye, saygıya ve kardeşliğe dönüşür. Kur’an’ın bu çözümü dünyadaki yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmaya yönelik çözümdür.
Zekâtla temizlenmeyen mallar, gelirler nedeniyle kavgaların, ekonomik ve sosyal krizlerin, huzursuzlukların had safhaya ulaştığı, zekât verilmediği zaman zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumun giderek büyüdüğü bir gerçektir. Aslında ekonomik ve sosyal krizlerin, savaşların ve fesadın nedenleri çoğu zaman iki temel anlayıştan kaynaklanıyor denebilir: Bunlardan birincisi, “Ben yaşayayım da, varsın başkaları açlıktan ölsün!” ikincisi ise “Benim rahatım için başkaları çalışsın, ben yiyeyim!” anlayışıdır.
Bu yazının devamı
186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
The reflections presented below are part of a broader research project (both theoretical and “interventionist”) devoted to the reconstruction and reaffirmation
Gonçarov’un Oblomov’u 1859’da yayımlandığında Rus edebiyatının en tuhaf kahramanlarından birini dünya edebiyatına armağan etmişti. Oblomov öyle bir adamdı ki romanın neredeyse yarısı boyunca yatağından kalkamıyordu.
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Yardım Faaliyetleri Ve Yoksulluk Kültürü
İnsanlar ekonomik güç olarak birbirinden farklıdır. Her toplumda zenginler de vardır yoksullar da. Kimileri zenginliğiyle kimileri de yoksulluğuyla sınanmaktadır. Herkes helal rızkını elde etmek için çalışmak zorundadır elbet. Allah dilediğinin rızkını genişletir, dilediğinin rızkını da daraltır. Ancak zenginlerle yoksullar arasındaki ekonomik farkın kapanması için zenginlerin yoksullara zekât vermesi farz kılınmış, faiz ya da başka haram yollarla elde edilen gelirlerle sömürü yasaklanmıştır. Ancak o zaman hem yoksulların onurlu bir hayat düzeyine ulaşması sağlanır hem de iki kesim arasındaki çatışma potansiyeli sevgiye, saygıya ve kardeşliğe dönüşür. Kur’an’ın bu çözümü dünyadaki yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmaya yönelik çözümdür.
Zekâtla temizlenmeyen mallar, gelirler nedeniyle kavgaların, ekonomik ve sosyal krizlerin, huzursuzlukların had safhaya ulaştığı, zekât verilmediği zaman zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumun giderek büyüdüğü bir gerçektir. Aslında ekonomik ve sosyal krizlerin, savaşların ve fesadın nedenleri çoğu zaman iki temel anlayıştan kaynaklanıyor denebilir: Bunlardan birincisi, “Ben yaşayayım da, varsın başkaları açlıktan ölsün!” ikincisi ise “Benim rahatım için başkaları çalışsın, ben yiyeyim!” anlayışıdır.
Bu yazının devamı 186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsani Yardım Stratejisinin ve İnfak Fıkhının Üretilmesi Neden Gereklidir
Doğal ya da beşer eliyle oluşmuş felaketler nedeniyle insanların normal yaşamları alt üst olmakta, toplumsal ve bireysel planda temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri organizasyonları ortadan kalkmakta,
Gazze’den Doğu Türkistan’a: Şiddet ve Acının Görünmezliği
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Islam and Islamophobia in the post-liberal world of late democracy. Neo-real-political foundations of racism
The reflections presented below are part of a broader research project (both theoretical and “interventionist”) devoted to the reconstruction and reaffirmation
Dijital Divan: Çağdaş Oblomovculuğun Ekran Başındaki Dönüşümü
Gonçarov’un Oblomov’u 1859’da yayımlandığında Rus edebiyatının en tuhaf kahramanlarından birini dünya edebiyatına armağan etmişti. Oblomov öyle bir adamdı ki romanın neredeyse yarısı boyunca yatağından kalkamıyordu.
Modernitenin Ahlâk Sorunu
Büyüme, zenginleşme, başkalarını tahakküm altına alma hırsı yüzünden ahlâki ilkelerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan dünyamızın yeni ve daha da büyük sorunlarla karşı karşıya gelebileceği nedense göz ardı edilmekte.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.