Karl Marx, “Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı” eserinde içinde yaşadığı dönemin dünyası için “kalpsiz bir dünya” ifadesini kullanır. Ona göre bu kalpsiz dünyanın kalbi, dindir. Zira sorunlu ekonomik ve toplumsal ilişkilerin -dönemin- dünyası “acımasızlığı, merhametsizliği, adaletsizliği, eşitsizliği ve yabancılaşmayı” barındıran bir dünyadır. Böylesi bir dünyada din, cemiyet tarafından insana teselli veren, yaşamasına anlam kazandıran bir vasıtadır. Makineleşen dünya, adeta “kalpsizleşen bir dünya” olmuştur. İnsanın manevi ve ahlâki hasletlerini yitirdiği dünya, salt olarak maddileşmiş, rasyonelleşmiş, üretken, nesneleştirici mekanik bir yapı edinmiştir.
Böyle bir dünyada ahlâk, manevi olandan sıyrılıp rasyonel ve pragmatik olana evrilir. Böyle bir evrilme neticesinde kadim etik anlayışları veya ahlâk kuramları yerini yeni etik veya ahlâk teorilerine bırakır. Zira nazari etik veya ahlâki düşünce, zamanın ruhuna, kültürel yapıya ve mevcut insan algısına veya ondan beklenilenlere göre biçim değiştiren bir aynadır. Klasik dünya görüşünün yıkıldığı, iyiliğin, kötülüğün, ahlâki olanın ve olmayanın birbirine karıştığı hiper-modern bir dünyada yaşıyoruz. İnsanın, beklentilerinin, arzularının ve hazlarının peşinde sürüklendiği bir zamanda insanın kendi dünyasını ve kaderini inşa edeceği mottosu perçinleşti. Ahlâkın evrensel olmadığı ve izafilikle tasvir edildiği iddiasının en radikal zamanlarını yaşamaktayız. Zira dijital ve enformasyon teknolojilerin hayata dahil olduğu süreçte postmodern yaşam biçimleri, muğlak, belirsiz, izafi yaklaşımlar ve görüşlerin kendilerine yer bulması daha da kolaylaşmıştır. Yaşantı dünyasındaki iyi-kötü, doğru-yanlış, fayda-vicdan gerçekliklerinin birbirine karışması dijital, sanal ve enformasyon düzleminde daha da üstel bir hâle gelmiştir. Oysa ahlâk, insanı insan yapan ve insanın kendi varlığına yönelik en derin ve özlü varoluştur.
Bu yazının devamı
221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Nasr suresini tefsir ederken, Allah’ın; peygamberliği Mekke’nin fethiyle sonlandırdığı gibi bu peygamberliğin kitabını da bu büyük fetihden bahsederek sona erdirdiğini söylemiştik. Bu durum hakikatin, peygamberliğin merkezine
Buna göre özellikle korku, kaygı ve panik duyguları olmak üzere insanların muhtelif duygusal zaafları kullanılarak sansasyonel bir teori ortaya atılmakta ve insanlar duygusal bir girdaba doğru çekilmektedir. Komplo teorileri bu süreç için nispeten elverişlidir zira aslında aralarında bağlantı olmayan hadiseler ve olgular arasında mesnetsiz bağlantılar oluşturmak suretiyle insanlar duygusal olarak manipüle edilebilmektedir.
Ekranlarla duvarları örülen bu alanlarda, hepimiz farklılıklar içinde yaşıyoruz. Farklı ilişkiler, farklı tanımlar üzerinden farklı kişiliklerle gerçekleşiyor. El telefonları farklı olay mahallerini yanımızda dolaştırırken, “zeka pırıltısıyla” parlayan gözlerine hayran olduğumuz yapay zekaya bağlılığımız artıyor, insana olan hayranlığımız ise gitgide azalıyor. Ekranların sağlığı tehdit eden etkileriyle beraber içerisinde barındırdığı bu yeni dünya, kendi başına en şiddetli eylemi sergiliyor: Değersizleşiyoruz!
Cümle ümmet-i İslam’ın gözü aydın, farklı düşündüğü için bir insanı daha, teolojik bir farklı yorumu daha linç ederek istifa etmesine vesile olduk. Linçin şehvet düzeyi, kışkırtma kat sayısı o kadar yüksekti ki sosyal medyada küfrün, hakaretin, tehdidin binlercesi, onlarca saat sürdü. Herhangi bir ibadetinde erişemediği iştiyakı bir insanı linç etmek için kullanan “biz”ler, “insanlıktan çıkma başarımıza” bir yenisini daha eklemiş bulunuyoruz.
Şüphesiz sırat-ı müstakim üzere olmak, imkânsız olmadığı gibi kolay bir şey de değildir. Bu minvalde sağlam duruş sergilemek de yitip gitmek de vardır. Aslında yaşam ve mücadele, tam da bu iki hal arasında cereyan etmekte ve tercihlerimizle şekillenmektedir.
Kalpsiz Bir Dünyadan Kalpsiz Bir Algoritmaya
Karl Marx, “Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı” eserinde içinde yaşadığı dönemin dünyası için “kalpsiz bir dünya” ifadesini kullanır. Ona göre bu kalpsiz dünyanın kalbi, dindir. Zira sorunlu ekonomik ve toplumsal ilişkilerin -dönemin- dünyası “acımasızlığı, merhametsizliği, adaletsizliği, eşitsizliği ve yabancılaşmayı” barındıran bir dünyadır. Böylesi bir dünyada din, cemiyet tarafından insana teselli veren, yaşamasına anlam kazandıran bir vasıtadır. Makineleşen dünya, adeta “kalpsizleşen bir dünya” olmuştur. İnsanın manevi ve ahlâki hasletlerini yitirdiği dünya, salt olarak maddileşmiş, rasyonelleşmiş, üretken, nesneleştirici mekanik bir yapı edinmiştir.
Böyle bir dünyada ahlâk, manevi olandan sıyrılıp rasyonel ve pragmatik olana evrilir. Böyle bir evrilme neticesinde kadim etik anlayışları veya ahlâk kuramları yerini yeni etik veya ahlâk teorilerine bırakır. Zira nazari etik veya ahlâki düşünce, zamanın ruhuna, kültürel yapıya ve mevcut insan algısına veya ondan beklenilenlere göre biçim değiştiren bir aynadır. Klasik dünya görüşünün yıkıldığı, iyiliğin, kötülüğün, ahlâki olanın ve olmayanın birbirine karıştığı hiper-modern bir dünyada yaşıyoruz. İnsanın, beklentilerinin, arzularının ve hazlarının peşinde sürüklendiği bir zamanda insanın kendi dünyasını ve kaderini inşa edeceği mottosu perçinleşti. Ahlâkın evrensel olmadığı ve izafilikle tasvir edildiği iddiasının en radikal zamanlarını yaşamaktayız. Zira dijital ve enformasyon teknolojilerin hayata dahil olduğu süreçte postmodern yaşam biçimleri, muğlak, belirsiz, izafi yaklaşımlar ve görüşlerin kendilerine yer bulması daha da kolaylaşmıştır. Yaşantı dünyasındaki iyi-kötü, doğru-yanlış, fayda-vicdan gerçekliklerinin birbirine karışması dijital, sanal ve enformasyon düzleminde daha da üstel bir hâle gelmiştir. Oysa ahlâk, insanı insan yapan ve insanın kendi varlığına yönelik en derin ve özlü varoluştur.
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Leheb Suresi Tefsiri Hamîduddîn El-Ferâhi
Nasr suresini tefsir ederken, Allah’ın; peygamberliği Mekke’nin fethiyle sonlandırdığı gibi bu peygamberliğin kitabını da bu büyük fetihden bahsederek sona erdirdiğini söylemiştik. Bu durum hakikatin, peygamberliğin merkezine
Komplo Teorileri Bağlamında Manipülasyon
Buna göre özellikle korku, kaygı ve panik duyguları olmak üzere insanların muhtelif duygusal zaafları kullanılarak sansasyonel bir teori ortaya atılmakta ve insanlar duygusal bir girdaba doğru çekilmektedir. Komplo teorileri bu süreç için nispeten elverişlidir zira aslında aralarında bağlantı olmayan hadiseler ve olgular arasında mesnetsiz bağlantılar oluşturmak suretiyle insanlar duygusal olarak manipüle edilebilmektedir.
Bağlı Kalın! Yeni Sürüm Yükleniyor… – Şiddetin Öğretilen Yüzü –
Ekranlarla duvarları örülen bu alanlarda, hepimiz farklılıklar içinde yaşıyoruz. Farklı ilişkiler, farklı tanımlar üzerinden farklı kişiliklerle gerçekleşiyor. El telefonları farklı olay mahallerini yanımızda dolaştırırken, “zeka pırıltısıyla” parlayan gözlerine hayran olduğumuz yapay zekaya bağlılığımız artıyor, insana olan hayranlığımız ise gitgide azalıyor. Ekranların sağlığı tehdit eden etkileriyle beraber içerisinde barındırdığı bu yeni dünya, kendi başına en şiddetli eylemi sergiliyor: Değersizleşiyoruz!
Eleştiri Kültürümüzün Eleştirisi: Yok Edilmesi Gereken “Öteki”lere Karşı Kahraman “Biz”ler
Cümle ümmet-i İslam’ın gözü aydın, farklı düşündüğü için bir insanı daha, teolojik bir farklı yorumu daha linç ederek istifa etmesine vesile olduk. Linçin şehvet düzeyi, kışkırtma kat sayısı o kadar yüksekti ki sosyal medyada küfrün, hakaretin, tehdidin binlercesi, onlarca saat sürdü. Herhangi bir ibadetinde erişemediği iştiyakı bir insanı linç etmek için kullanan “biz”ler, “insanlıktan çıkma başarımıza” bir yenisini daha eklemiş bulunuyoruz.
Susmak mı Konuşmak mı Yılmak mı
Şüphesiz sırat-ı müstakim üzere olmak, imkânsız olmadığı gibi kolay bir şey de değildir. Bu minvalde sağlam duruş sergilemek de yitip gitmek de vardır. Aslında yaşam ve mücadele, tam da bu iki hal arasında cereyan etmekte ve tercihlerimizle şekillenmektedir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.