“Cehennem, acı çektiğimiz yer değil; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir…”
Post-kolonyal çalışmaların şekillendirdiği alanların başında kültür çalışmaları ve edebiyat gelir. Edebi eserlerin birçoğu dönemin siyasi, toplumsal ve ekonomik altyapısından etkilenir veya döneme damgasını vuran olaylar ve süreçler yazarlara, şairlere ilham kaynağı olur.
Afrikalı-Amerikalı edebiyatının ivme kazandığı dönem on dokuzuncu yüzyıldır, fakat Afrikalı-Amerikalı edebiyatı için dönüm noktası 1920’li yıllarda sanat ve edebiyata yeni bir soluk getiren Harlem Rönesansı olmuştur. Harlem Rönesansı, 1920’li yıllarda Afrikalıları bir araya getiren, Afrikalılar arasında birlik, farkındalık ve ırksal bir uyanış yaratan sanat ve edebiyat akımıdır. Harlem Rönesansı Afrikalı-Amerikalı edebiyatının ve sanat incelemelerinin bir dönüm noktası niteliğindedir. Harlem Rönesansı’nın başlıca amaçlarından birisi de beyazların ırkçı söylemlerine karşı siyahın kendine özgü karakteristik özelliklerini korumasına yardımcı olmaktı. New Negro hareketine de öncülük eden Harlem Rönesansı, baskın kültür olan Amerikan kültürüne kafa tutarak siyahlar için -beyazların yönlendirdiği ve yönettiğinin aksine- tutsak kalmanın yanlış bir fikir olduğunu göstermiş, siyahileri direnişe çağırmış ve direnişin adresinin de edebiyattan ve sanattan geçmesine özen göstermiştir.
Bu yazının devamı
197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Nuri Bilge Ceylan, filmografisine Ahlat Ağacı filmini de katarak insanın hikayesine, bu topraklarda olan bitene ve bu coğrafyanın yaşam kültürüne; yerleşik karakterler ve alışılmış ilişki biçimleri üzerinden bakmaya, düşünmeye ve göstermeye çalışıyor.
Ümit ederim iyisindir, zira ümit soluk alıp-vermenin niteliğini etkiler… Nicedir yazıyorum, içimden geldiği, dilimin döndüğü, aklımın erdiği kadarıyla… Geçen mektupta “istersen yaz e-mail adresime” dedim. Yazmadın, demek ki istemedin, yoksa yazacaklarını bitirmiş, sebeplerini yitirmiş olamazsın. Yok yok, sitem değil bu, niye sitem edeyim ki yazmak benim kararım ve tercihim, senin için de durum aynı diğer bir ifadeyle. Ama yazsaydın, yazmak kadar okumak da iyi gelirdi bana. Hâlinden haber almak, kafanı yoranları, gönlünü besleyenleri, ümidini destekleyenleri görmek isterdim/isterim. Kapsama alanımda olanlar ilgilendirir beni, yazarken dinliyor ve dinleniyorum ben, öyle düşünüyorum işte, yazmak bana iyi geldiği gibi sana da iyi gelir düşüncesindeyim.
Gece gün değildir. İki gün arasında sınırlanır, belirsiz bir form olarak gözükür. Yönetilemez bir zaman, belki de gayri-zaman olarak dünyayı örter. Postmodern söylem ağında “duyumsanamaz bir karanlık öncü” anlayışının yeniden gündeme gelmesi veya getirilmesiyle gece, iki gün arasında iletişimi temin eden
Küçük kız babasının elinden tutmuştu. Cümleye, babası küçük kızın elinden tutmuştu diye başlamak daha doğru olabilirdi aslında. Yürüdükleri kaldırım asfalta sıfırdı ve babanın tüm gayreti, gidecekleri yere kazasız belasız varmaktı.
Toni Morrison ve Ötekilerin Kökeni
“Cehennem, acı çektiğimiz yer değil; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir…”
Post-kolonyal çalışmaların şekillendirdiği alanların başında kültür çalışmaları ve edebiyat gelir. Edebi eserlerin birçoğu dönemin siyasi, toplumsal ve ekonomik altyapısından etkilenir veya döneme damgasını vuran olaylar ve süreçler yazarlara, şairlere ilham kaynağı olur.
Afrikalı-Amerikalı edebiyatının ivme kazandığı dönem on dokuzuncu yüzyıldır, fakat Afrikalı-Amerikalı edebiyatı için dönüm noktası 1920’li yıllarda sanat ve edebiyata yeni bir soluk getiren Harlem Rönesansı olmuştur. Harlem Rönesansı, 1920’li yıllarda Afrikalıları bir araya getiren, Afrikalılar arasında birlik, farkındalık ve ırksal bir uyanış yaratan sanat ve edebiyat akımıdır. Harlem Rönesansı Afrikalı-Amerikalı edebiyatının ve sanat incelemelerinin bir dönüm noktası niteliğindedir. Harlem Rönesansı’nın başlıca amaçlarından birisi de beyazların ırkçı söylemlerine karşı siyahın kendine özgü karakteristik özelliklerini korumasına yardımcı olmaktı. New Negro hareketine de öncülük eden Harlem Rönesansı, baskın kültür olan Amerikan kültürüne kafa tutarak siyahlar için -beyazların yönlendirdiği ve yönettiğinin aksine- tutsak kalmanın yanlış bir fikir olduğunu göstermiş, siyahileri direnişe çağırmış ve direnişin adresinin de edebiyattan ve sanattan geçmesine özen göstermiştir.
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ahlat Ağacı
Nuri Bilge Ceylan, filmografisine Ahlat Ağacı filmini de katarak insanın hikayesine, bu topraklarda olan bitene ve bu coğrafyanın yaşam kültürüne; yerleşik karakterler ve alışılmış ilişki biçimleri üzerinden bakmaya, düşünmeye ve göstermeye çalışıyor.
Mektup V
Ümit ederim iyisindir, zira ümit soluk alıp-vermenin niteliğini etkiler… Nicedir yazıyorum, içimden geldiği, dilimin döndüğü, aklımın erdiği kadarıyla… Geçen mektupta “istersen yaz e-mail adresime” dedim. Yazmadın, demek ki istemedin, yoksa yazacaklarını bitirmiş, sebeplerini yitirmiş olamazsın. Yok yok, sitem değil bu, niye sitem edeyim ki yazmak benim kararım ve tercihim, senin için de durum aynı diğer bir ifadeyle. Ama yazsaydın, yazmak kadar okumak da iyi gelirdi bana. Hâlinden haber almak, kafanı yoranları, gönlünü besleyenleri, ümidini destekleyenleri görmek isterdim/isterim. Kapsama alanımda olanlar ilgilendirir beni, yazarken dinliyor ve dinleniyorum ben, öyle düşünüyorum işte, yazmak bana iyi geldiği gibi sana da iyi gelir düşüncesindeyim.
Gece`nin Yönetimi
Gece gün değildir. İki gün arasında sınırlanır, belirsiz bir form olarak gözükür. Yönetilemez bir zaman, belki de gayri-zaman olarak dünyayı örter. Postmodern söylem ağında “duyumsanamaz bir karanlık öncü” anlayışının yeniden gündeme gelmesi veya getirilmesiyle gece, iki gün arasında iletişimi temin eden
Mobeselere Yakalandık
Sen benim son düşümsün
Karşılaştık mı daha evvel?
Alacaklısın göçüp giden yanımdan
Kuşluk Vakti
Küçük kız babasının elinden tutmuştu. Cümleye, babası küçük kızın elinden tutmuştu diye başlamak daha doğru olabilirdi aslında. Yürüdükleri kaldırım asfalta sıfırdı ve babanın tüm gayreti, gidecekleri yere kazasız belasız varmaktı.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.