Özgürlük, Düşünce Kontrolü ve Kapitalist İktidarın Evrimi
Özgürlük kavramı büyüdükçe, toplumda bu özgürlüğün etkin biçimde kullanılmasını engellemek isteyen iktidar odakları da artan oranda düşünceleri kontrol etme ihtiyacı duyarlar. Tarihsel olarak özgürlüğün yayılması, özellikle ekonomik ve siyasi alanlarda, egemen güçlerin çıkarlarıyla çatışmış ve bu durum daha sıkı ideolojik denetim mekanizmalarının devreye sokulmasına yol açmıştır. Günümüzde de benzer süreçler yaşanmaktadır; halkın bilgiye erişimi ve özgür düşünce pratiği genişledikçe, bu alanda müdahaleler ve baskılar çoğalmaktadır.
Bu bağlamda, çağdaş sağcı ideolojilerin yükselişinde kahraman olarak anılan isimlerden biri olan Adam Smith, neoliberal ekonomi politikalarının temel referanslarından biri olarak sunulur. Ancak, Smith üzerine yapılan derinlemesine okumalar ve analizler, onun hakkında genel kabul gören ve popüler kültürde yerleşmiş imajdan çok farklı bir tablo ortaya koymaktadır. Noam Chomsky’nin vurguladığı gibi, Smith kapitalizmi kutsayan değil; daha ziyade eleştiren bir düşünürdü.
Smith’in başyapıtı olan Ulusların Zenginliğinin ilk bölümlerinde iş bölümünün üretkenliğe katkısı övülse de kitabın ilerleyen sayfalarında iş bölümünün insan doğasını yozlaştırdığı, bireyleri mekanik ve düşüncesiz varlıklara dönüştürdüğü yönünde sert eleştiriler yer alır. Bu noktada Smith, iş bölümünün aşırı derecede gelişmesini önlemek için devletin müdahale etmesini savunur. Buradan hareketle, Smith’in devlet müdahalesi gerekliliği, bugünkü neoliberal ideolojinin savunduğunun aksine, serbest piyasa mekanizmasının sınırsız işlemesine karşı bir uyarıdır.
Bu yazının devamı
220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir.
Modernitenin toplumsal birikimleri hiçe saydığı bir dönemden geçiyoruz. Özü itibariyle geçmişle olan ilişkisini pamuk ipliğine bağlamayı amaçlayan modern düzen, makyajlı ama bir o kadar da özsuyu olmayan bir geleceğe insanlığı mecbur kılıyor. Bu da geçmişi üzerine ‘kendiliğini’ kurmuş olan toplumların
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler. Yunan-Roma düşüncesinde şiir etika, Sasani düşüncesinde ise edeb denilen köklü siyasi-hukuki yapıları yeniden diriltebilirdi.
Düşüncenin Evrimi
Özgürlük, Düşünce Kontrolü ve Kapitalist İktidarın Evrimi
Özgürlük kavramı büyüdükçe, toplumda bu özgürlüğün etkin biçimde kullanılmasını engellemek isteyen iktidar odakları da artan oranda düşünceleri kontrol etme ihtiyacı duyarlar. Tarihsel olarak özgürlüğün yayılması, özellikle ekonomik ve siyasi alanlarda, egemen güçlerin çıkarlarıyla çatışmış ve bu durum daha sıkı ideolojik denetim mekanizmalarının devreye sokulmasına yol açmıştır. Günümüzde de benzer süreçler yaşanmaktadır; halkın bilgiye erişimi ve özgür düşünce pratiği genişledikçe, bu alanda müdahaleler ve baskılar çoğalmaktadır.
Bu bağlamda, çağdaş sağcı ideolojilerin yükselişinde kahraman olarak anılan isimlerden biri olan Adam Smith, neoliberal ekonomi politikalarının temel referanslarından biri olarak sunulur. Ancak, Smith üzerine yapılan derinlemesine okumalar ve analizler, onun hakkında genel kabul gören ve popüler kültürde yerleşmiş imajdan çok farklı bir tablo ortaya koymaktadır. Noam Chomsky’nin vurguladığı gibi, Smith kapitalizmi kutsayan değil; daha ziyade eleştiren bir düşünürdü.
Smith’in başyapıtı olan Ulusların Zenginliğinin ilk bölümlerinde iş bölümünün üretkenliğe katkısı övülse de kitabın ilerleyen sayfalarında iş bölümünün insan doğasını yozlaştırdığı, bireyleri mekanik ve düşüncesiz varlıklara dönüştürdüğü yönünde sert eleştiriler yer alır. Bu noktada Smith, iş bölümünün aşırı derecede gelişmesini önlemek için devletin müdahale etmesini savunur. Buradan hareketle, Smith’in devlet müdahalesi gerekliliği, bugünkü neoliberal ideolojinin savunduğunun aksine, serbest piyasa mekanizmasının sınırsız işlemesine karşı bir uyarıdır.
Bu yazının devamı 220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Üzerimde Kalan Yaşamak Suçu mu?
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
Algı Yönetimine Feda Edilen Kurum: Aile
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir.
Hangi Eğitim?
Modernitenin toplumsal birikimleri hiçe saydığı bir dönemden geçiyoruz. Özü itibariyle geçmişle olan ilişkisini pamuk ipliğine bağlamayı amaçlayan modern düzen, makyajlı ama bir o kadar da özsuyu olmayan bir geleceğe insanlığı mecbur kılıyor. Bu da geçmişi üzerine ‘kendiliğini’ kurmuş olan toplumların
Hayatı Ciddiye Almanın Bir Adıdır Tövbe
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Şiir Hukuku
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler. Yunan-Roma düşüncesinde şiir etika, Sasani düşüncesinde ise edeb denilen köklü siyasi-hukuki yapıları yeniden diriltebilirdi.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.