Çocuk edebiyatı, modern zamanlara ilişkin bir adlandırma. Birçok şeyin asıl olandan ayrışıp genişlediği ve giderek bağımsızlaştığı gibi çocuk edebiyatı da zamanla bağımsız bir hüviyet kazanmıştır. Şüphesiz, kavramın temel bileşenlerinden olan çocuk ve edebiyat, insanlık tarihi kadar eskidir. Hayatın içerisinde insan tekinin kadın ve erkek olarak büyük görünümü içinde çocukların da yeri tartışmasızdır. Öte yandan edebiyatın hayata koşut olan önemi de ortadadır. Burada, modern zamanlar kategorisini tamamen kötülemek veya doğrulamak düşüncesinden uzak olarak; yaşanan değişime odaklanmak gerekir. Çünkü çocuk edebiyatında bilimsel gelişmelerle çocuğun ön plana çıkması, ilgi ve ihtiyaçlarının dikkate alınması gibi iyileştirici saikler etkili olmuştur. Bu açıdan çocuk edebiyatına kavramsal anlamda ilişkisel bir mantıkla bakılmalı ve ona temel teşkil eden ile onu özelleştiren hususlar bir arada düşünülmelidir. Nitekim, kavram; çocukluk ve edebiyat temelinde estetik, kültürel, pedagojik ve eğitsel boyutlara sahiptir. Geçmişte daha çok dini ve ahlaki öğretilerle tezahür eden çocuklara yönelik yazma eylemi, günümüzde çocuk psikolojisine odaklanmış, pedagojik ve estetik unsurlar önem kazanmaya başlamıştır. Aslında bir diğerine değişilmeyecek kadar önemli olan bu bileşenlerin hepsini bir arada düşünmek çocuk edebiyatında hayati plandadır.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanlığın işlerinin yürütülmesinde de asli olan toplumsal faaliyetin özerkliği ve faalliğidir. “Devlet” (kamu otoritesi) ise onun döneminde özerk bir kurumsal yapı arz etmemekte, toplumsal faaliyetlerin icrasını tamamlayıcı ve bütünleştirici bir işlev görmekteydi.
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı
Müslümanların son iki yüzyıldır siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, fikri ve düşünce alanlarında bir çöküş yaşadığı konusunda Müslim- gayri Müslim herkes ittifak etmiş durumda. Bu önerme zorunlu olarak iki yüzyıl öncesinde Müslümanların bu alanlarda güçlü ve yetkin olduğu konusunda da bir ittifakın varlığına da işaret eder.
Yabancı ile olan ilişkilerin pamuk ipliğine bağlı doğası onun aidiyetsizliğinden gelir. Aidiyetsizlik vurgusu yabancının kökeninedir. Yabancının kökleri, yerlinin mekânsal sınırları dışında olduğundan doğası gereği belirsiz ve öngörülemezdir. Bu nedenle yabancı, bireysel olarak değil belli bir tipte yabancı olarak algılanır.
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
Çocuk Kitapları Çocukların mı?
Çocuk edebiyatı, modern zamanlara ilişkin bir adlandırma. Birçok şeyin asıl olandan ayrışıp genişlediği ve giderek bağımsızlaştığı gibi çocuk edebiyatı da zamanla bağımsız bir hüviyet kazanmıştır. Şüphesiz, kavramın temel bileşenlerinden olan çocuk ve edebiyat, insanlık tarihi kadar eskidir. Hayatın içerisinde insan tekinin kadın ve erkek olarak büyük görünümü içinde çocukların da yeri tartışmasızdır. Öte yandan edebiyatın hayata koşut olan önemi de ortadadır. Burada, modern zamanlar kategorisini tamamen kötülemek veya doğrulamak düşüncesinden uzak olarak; yaşanan değişime odaklanmak gerekir. Çünkü çocuk edebiyatında bilimsel gelişmelerle çocuğun ön plana çıkması, ilgi ve ihtiyaçlarının dikkate alınması gibi iyileştirici saikler etkili olmuştur. Bu açıdan çocuk edebiyatına kavramsal anlamda ilişkisel bir mantıkla bakılmalı ve ona temel teşkil eden ile onu özelleştiren hususlar bir arada düşünülmelidir. Nitekim, kavram; çocukluk ve edebiyat temelinde estetik, kültürel, pedagojik ve eğitsel boyutlara sahiptir. Geçmişte daha çok dini ve ahlaki öğretilerle tezahür eden çocuklara yönelik yazma eylemi, günümüzde çocuk psikolojisine odaklanmış, pedagojik ve estetik unsurlar önem kazanmaya başlamıştır. Aslında bir diğerine değişilmeyecek kadar önemli olan bu bileşenlerin hepsini bir arada düşünmek çocuk edebiyatında hayati plandadır.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Toplumdan Devlete Doğru
İnsanlığın işlerinin yürütülmesinde de asli olan toplumsal faaliyetin özerkliği ve faalliğidir. “Devlet” (kamu otoritesi) ise onun döneminde özerk bir kurumsal yapı arz etmemekte, toplumsal faaliyetlerin icrasını tamamlayıcı ve bütünleştirici bir işlev görmekteydi.
İnsanın Terkedilişi: Dijital ve Siber Bedenler
17. yüzyıl sonrası matematik-fizik esaslı felsefe zihni, ruh düzleminden çıkarıp daha maddi bir düzlemde ele almıştır. Matematik-fizik eksenli felsefi yaklaşım, zihni ruhi veya manevi düzlemden çıkarıp salt maddi bir kurgu olarak ele almıştır. Hatta zihin veya ruh, atomların sayısı
Müslümanların Düşünce Ve Fikir Üretmedeki Kısırlığının Nedenleri Ve Yeni Bir Müslüman Fikriyatın İmkânı Meselesi
Müslümanların son iki yüzyıldır siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, fikri ve düşünce alanlarında bir çöküş yaşadığı konusunda Müslim- gayri Müslim herkes ittifak etmiş durumda. Bu önerme zorunlu olarak iki yüzyıl öncesinde Müslümanların bu alanlarda güçlü ve yetkin olduğu konusunda da bir ittifakın varlığına da işaret eder.
Yabancılarla Dolu Bir Dünyada Zenofobi ve Birlikte Yaşamının İmkânı Üzerine
Yabancı ile olan ilişkilerin pamuk ipliğine bağlı doğası onun aidiyetsizliğinden gelir. Aidiyetsizlik vurgusu yabancının kökeninedir. Yabancının kökleri, yerlinin mekânsal sınırları dışında olduğundan doğası gereği belirsiz ve öngörülemezdir. Bu nedenle yabancı, bireysel olarak değil belli bir tipte yabancı olarak algılanır.
Anlamın Çekilişi ve Okuma Eyleminin Krizi
İnsan neden okur? Bu soru, yalnızca bir alışkanlığın gerekçesini değil, insanın kendisiyle olan ilişkisini de sorgulayan ontolojik bir sorudur. Okuma, insanın dünyayı kavrama biçimlerinden biridir; fakat bugün dünyayı kavrama ihtiyacının yerini, dünyayı
Alışverişe devam et