Modernitenin toplumsal birikimleri hiçe saydığı bir dönemden geçiyoruz. Özü itibariyle geçmişle olan ilişkisini pamuk ipliğine bağlamayı amaçlayan modern düzen, makyajlı ama bir o kadar da özsuyu olmayan bir geleceğe insanlığı mecbur kılıyor. Bu da geçmişi üzerine ‘kendiliğini’ kurmuş olan toplumların geleceği kavrayamamasına, bunu sadece taklidî bir şekilde yaşamasına neden oluyor. Taklit ile gelecek kurma hülyasına kapılan toplumlar ise hâkim güç karşısında sömürülecek bir maddi bataklığa dönüşüyor.
Böyle bir zaman diliminde elde edilen öğretimsel birikim; ilme, tabiata ve canlıya hükmetmeyi önceleyen eğitsel bir çöküme neden oluyor. ‘Ötekini’ hüküm altına alınacak bir olgu olarak gören yeni eğitim metotlarıyla daha ne kadar yola devam edilebileceği ise meçhul…
İslam, hükmü bir tek varlığa vermiştir. Müslüman ise geriye kalanlarla bir hâkimiyet düşüncesinden ziyade, hükme sahip olanın rızasını elde etme amacıyla birlikte yaşamayı ‘asıl’ kabul etmiştir. Batı da ise durum bunun tersidir.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsan, tabiatı gereği toplumsal bir varlıktır. Yani insan, hayatını devam ettirebilmek için hem maddi açıdan hem de manevi açıdan başka insanlara ihtiyaç duyar ki bu da onun insan olmasından neşet eder. Aslında insan, sosyal olduğu kadar bireysel ihtiyaçlara da sahiptir. Kitab-ı Kerim’in bize öğrettiği de hesabın bireysel görüleceği ancak hayatın ve dinin müşterek yaşanabileceğidir. İnsan, …
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
Mutlakçı dil ile ilgili tanımlamaların, modernlik içinden yapıldığının altını çizmek gerekir. Gelenek ve modernlik arasında yapılagelen ayrımların Türk düşünce tarihi açısından özel yerinin olduğu açıktır. Tanzimat ile birlikte yüzünü Batı’ya çeviren Osmanlı, Batı ile karşılaşmasında bir ‘medeniyet krizi’ yaşar. Söz konusu kriz çok yönlüdür. Örneğin Batılılaştığını sanan aydının bilinçli ya da bilinçsiz geleneğin diliyle konuşması, bu krizin yıllarca sürecek işaretlerini barındırır. Esasen bunda farkında olunsun ya da olunmasın, geleneğin, hayatın en küçük parçasına dek sirayetinin etkisi vardır. Çünkü zihniyetler, değişimlere karşı dirençli yapılardır ve zihniyet değişimleri de bu nedenle tarihte yavaşlığın tarihi olarak adlandırılırlar.
Hangi Eğitim?
Modernitenin toplumsal birikimleri hiçe saydığı bir dönemden geçiyoruz. Özü itibariyle geçmişle olan ilişkisini pamuk ipliğine bağlamayı amaçlayan modern düzen, makyajlı ama bir o kadar da özsuyu olmayan bir geleceğe insanlığı mecbur kılıyor. Bu da geçmişi üzerine ‘kendiliğini’ kurmuş olan toplumların geleceği kavrayamamasına, bunu sadece taklidî bir şekilde yaşamasına neden oluyor. Taklit ile gelecek kurma hülyasına kapılan toplumlar ise hâkim güç karşısında sömürülecek bir maddi bataklığa dönüşüyor.
Böyle bir zaman diliminde elde edilen öğretimsel birikim; ilme, tabiata ve canlıya hükmetmeyi önceleyen eğitsel bir çöküme neden oluyor. ‘Ötekini’ hüküm altına alınacak bir olgu olarak gören yeni eğitim metotlarıyla daha ne kadar yola devam edilebileceği ise meçhul…
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Köy-Şehir Gerilimine Dair Birkaç Mülahaza
İnsan, tabiatı gereği toplumsal bir varlıktır. Yani insan, hayatını devam ettirebilmek için hem maddi açıdan hem de manevi açıdan başka insanlara ihtiyaç duyar ki bu da onun insan olmasından neşet eder. Aslında insan, sosyal olduğu kadar bireysel ihtiyaçlara da sahiptir. Kitab-ı Kerim’in bize öğrettiği de hesabın bireysel görüleceği ancak hayatın ve dinin müşterek yaşanabileceğidir. İnsan, …
Üzerimde Kalan Yaşamak Suçu mu?
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana ya Rabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbel alemin
tütmesi gereken ocak nerde?
Hayatı Ciddiye Almanın Bir Adıdır Tövbe
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Adını Sen Koy
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
“Mutlakçı Dil ” Etrafında Birkaç Söz
Mutlakçı dil ile ilgili tanımlamaların, modernlik içinden yapıldığının altını çizmek gerekir. Gelenek ve modernlik arasında yapılagelen ayrımların Türk düşünce tarihi açısından özel yerinin olduğu açıktır. Tanzimat ile birlikte yüzünü Batı’ya çeviren Osmanlı, Batı ile karşılaşmasında bir ‘medeniyet krizi’ yaşar. Söz konusu kriz çok yönlüdür. Örneğin Batılılaştığını sanan aydının bilinçli ya da bilinçsiz geleneğin diliyle konuşması, bu krizin yıllarca sürecek işaretlerini barındırır. Esasen bunda farkında olunsun ya da olunmasın, geleneğin, hayatın en küçük parçasına dek sirayetinin etkisi vardır. Çünkü zihniyetler, değişimlere karşı dirençli yapılardır ve zihniyet değişimleri de bu nedenle tarihte yavaşlığın tarihi olarak adlandırılırlar.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.