Dr. Abdülkerim Bekkar yazısından tercüme edilmiştir.
Kitle iletişim araçlarındaki fikrî tartışmalarımız ve diğer sohbetlerimizi dikkatlice düşünen kişi, içinde bulunduğumuz kötü durum hakkında bugün sık sık tekrarladığımız şikâyetler ve sunduğumuz çözümlerin, atalarımızın bundan bir asır önce tartıştıklarının aynısı olduğunu görür. Bundan emin olmak istiyorsan, Kevakibi’nin Ummü’l-Kura adlı kitabında tasvir ettiği sözde İslam Konferansı Örgütü toplantılarına bakmanı tavsiye ederim. Bizler bugüne kadar zamanımızı, ümmeti yıllanmış sorunlarından kurtaracağına inandığımız medeni projeler sunmakla geçirmişiz. Benim isteğim bir süreliğine bunlardan vazgeçmektir. Çünkü insanlar bu çare ve kalkınma önerilerine doymuş, ümitsizlik ve çöküş sınırına gelmiştir.
Şimdi de sunulan bu çareler çerçevesinde bir soru soralım: Her bir sorunumuz için devasa plan, öneri ve çarelerimiz olmasına rağmen neden pratik sahada çok zayıf sonuçlar elde ediyoruz?
Bu yazının devamı
183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
Batı hukuku ve İslam hukukunun insanı bir kavram olarak nasıl gördüğüne dair genel bir kategori olarak pek dikkat edilmediğini düşündüğüm insanın önceliği üzerine konuşacağım. Bu nedenle ilk dersimde Şeriat’ın özel ilgiyi hak eden üç merkezi yönü olduğuna işaret ettim. Mevcut durumumuz hakkında, yüzleşmek zorunda bırakıldığımız geç modernite
Sorgulama Kültürü
Tercüme: Selahattin Yıldırım
Dr. Abdülkerim Bekkar yazısından tercüme edilmiştir.
Kitle iletişim araçlarındaki fikrî tartışmalarımız ve diğer sohbetlerimizi dikkatlice düşünen kişi, içinde bulunduğumuz kötü durum hakkında bugün sık sık tekrarladığımız şikâyetler ve sunduğumuz çözümlerin, atalarımızın bundan bir asır önce tartıştıklarının aynısı olduğunu görür. Bundan emin olmak istiyorsan, Kevakibi’nin Ummü’l-Kura adlı kitabında tasvir ettiği sözde İslam Konferansı Örgütü toplantılarına bakmanı tavsiye ederim. Bizler bugüne kadar zamanımızı, ümmeti yıllanmış sorunlarından kurtaracağına inandığımız medeni projeler sunmakla geçirmişiz. Benim isteğim bir süreliğine bunlardan vazgeçmektir. Çünkü insanlar bu çare ve kalkınma önerilerine doymuş, ümitsizlik ve çöküş sınırına gelmiştir.
Şimdi de sunulan bu çareler çerçevesinde bir soru soralım: Her bir sorunumuz için devasa plan, öneri ve çarelerimiz olmasına rağmen neden pratik sahada çok zayıf sonuçlar elde ediyoruz?
Bu yazının devamı 183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Din ve Politikaya Dair Beş Model veya İki Dünya Arasında: Mü’min ve Vatandaş
Dışarıdan bir bakışı kabullenme iki nedenden dolayı içinden çıkılamaz bir duruma yol açmıştır. Her şeyden önce modernleşmenin baskısı altında dinin ölümünü tahmine rağmen, dinin yenilenmiş ve yaşam dolu bir formda ya da farklı bir ifadeyle modern dünyanın bir parçası olduğu fark edilmiştir.
İslâm’a Göre Olağanüstülük (ve Mucize)
İnsanoğlu, varoluşunu anlamlandırmaya çalıştığı tarihsel sürecinde çocukluk evresine benzer, uzun denilebilecek bir dönem geçirdi. Öyle ki, vehim ve hurafeler insan aklı üzerinde egemen olmuş, insanlar arasında aldatıcı, büyücü ve sihirbazlar çoğalmıştı. Bunlar, insanları iftira ve yalanlarıyla nüfuzları altına almış ve tüm işlerinde yetki sahibi olarak
Toplumsal Düzen, Kültür ve Din Olarak Şeriat
Kapitalist, teknik ve bürokratik çağın şafağı ise insanın köleleştirilmesiyle sonuçlandı. Onu yeni bir sekülerleştirilmiş modus vivendi içinde zincirledi. İnsanı büyülü bir evrende bağlayan ve onu kozmik bir kaza haline getiren bu önemli şey, irademizi serbest bıraktı ve onu, gücü irade eden dönüştürülmüş bir enerji
Güney Afrikalı Nazarında İsrail Apartheidi
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
İki Farklı Dünya: Kapitalist Araçsallık ve Ahlaki Düzen
Batı hukuku ve İslam hukukunun insanı bir kavram olarak nasıl gördüğüne dair genel bir kategori olarak pek dikkat edilmediğini düşündüğüm insanın önceliği üzerine konuşacağım. Bu nedenle ilk dersimde Şeriat’ın özel ilgiyi hak eden üç merkezi yönü olduğuna işaret ettim. Mevcut durumumuz hakkında, yüzleşmek zorunda bırakıldığımız geç modernite
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.