“Biz, kendi hayatımızı değerli kılacağız, her birimiz zihni kapasitelerimiz açısından, geliştirdiğimiz yeteneklerimiz bakımından birer hazine olmaya yöneleceğiz. Öyle ki, bir gün canımızı İslam uğruna vermemiz gerektiğinde Allah için hazineler feda edebilelim, ölmeyi göze alışımız basit hazlardan, basit tatmin vasıtalarından vazgeçmemiz anlamına gelmesin. Batarsak güneşler olarak batabilelim.”
İSMET ÖZEL
Öncelikle İslami hareket veya İslami dâvâcılık kavramlarının yetersizliği ve belirsizliği konusunda akla gelen itirazların haklı olduğunu itiraf etmeliyim. Fakat Müslüman her ferdin dinini öğrenmesi, tebliğ etmesi ve savunması adına yapılan ve çaba sarf edilen bütün organizasyon, topluluk, bireysel çalışma, niyet ve ülküyü ifade edebilmek için kullanılabilecek kavramların kısıtlılığı malumdur. Ve özellikle İslamcılık kavramını kullanmadık zira amacımız İslamcılığın neliği ve tanımı üzerinde bir tartışma yapmak/üretmek değil. Yazımızda bu iki kavramı kullanmaktaki amacımız Müslümanım diyen bütün kesimleri ve İslam’a taalluk eden bütün fraksiyonları kastettiğimiz bir çerçeve oluşturmaktır. Bu mülahazaların belirli bir grup veya akım üzerine yapılmadığını açıkça ifade etmiş olmak isteriz.
Bu yazının devamı
188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ümit ederim iyisindir, zira ümit soluk alıp-vermenin niteliğini etkiler… Nicedir yazıyorum, içimden geldiği, dilimin döndüğü, aklımın erdiği kadarıyla… Geçen mektupta “istersen yaz e-mail adresime” dedim. Yazmadın, demek ki istemedin, yoksa yazacaklarını bitirmiş, sebeplerini yitirmiş olamazsın. Yok yok, sitem değil bu, niye sitem edeyim ki yazmak benim kararım ve tercihim, senin için de durum aynı diğer bir ifadeyle. Ama yazsaydın, yazmak kadar okumak da iyi gelirdi bana. Hâlinden haber almak, kafanı yoranları, gönlünü besleyenleri, ümidini destekleyenleri görmek isterdim/isterim. Kapsama alanımda olanlar ilgilendirir beni, yazarken dinliyor ve dinleniyorum ben, öyle düşünüyorum işte, yazmak bana iyi geldiği gibi sana da iyi gelir düşüncesindeyim.
Daha birkaç saat önce toprağı terk eden çiçekler. Daha birkaç saat önce hayatın yabanıl yanında umut diye haykıran! Vurdumduymaz bir insanın elinde; bu uzun bardağın içinde, duyguları adına terkedilen çiçekler. Kimi bir kadının ruhuna ruh oluyor, kimi dinlediği müziği yaşıyordu. Kimisi de rüzgârın özlemiyle gözyaşı döküyordu.
İnsan aciz yaratılmıştır. Yardıma muhtaç olarak yaratılmıştır. Birbirinin ihtiyacını görerek, birbirinin eksiğini tamamlayarak, yardımlaşarak hayatlarını devam ettirirler insanlar. Yardıma ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnız Allah’tır. Herkes, her şey O’na muhtaç. O, “samed”dir, “Ğani”dir. Yaratan O. Rızk veren, yaşatan, öldüren, dirilten O. Dünyaya gözümüzü açar açmaz bizi ilk selamlayan fiil “yardım” oluyor. Doktorun, ebenin yardımı… …
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Bir Heves Olarak İslami Hareket Veya İslami Dâvâcılık
“Biz, kendi hayatımızı değerli kılacağız, her birimiz zihni kapasitelerimiz açısından, geliştirdiğimiz yeteneklerimiz bakımından birer hazine olmaya yöneleceğiz. Öyle ki, bir gün canımızı İslam uğruna vermemiz gerektiğinde Allah için hazineler feda edebilelim, ölmeyi göze alışımız basit hazlardan, basit tatmin vasıtalarından vazgeçmemiz anlamına gelmesin. Batarsak güneşler olarak batabilelim.”
İSMET ÖZEL
Öncelikle İslami hareket veya İslami dâvâcılık kavramlarının yetersizliği ve belirsizliği konusunda akla gelen itirazların haklı olduğunu itiraf etmeliyim. Fakat Müslüman her ferdin dinini öğrenmesi, tebliğ etmesi ve savunması adına yapılan ve çaba sarf edilen bütün organizasyon, topluluk, bireysel çalışma, niyet ve ülküyü ifade edebilmek için kullanılabilecek kavramların kısıtlılığı malumdur. Ve özellikle İslamcılık kavramını kullanmadık zira amacımız İslamcılığın neliği ve tanımı üzerinde bir tartışma yapmak/üretmek değil. Yazımızda bu iki kavramı kullanmaktaki amacımız Müslümanım diyen bütün kesimleri ve İslam’a taalluk eden bütün fraksiyonları kastettiğimiz bir çerçeve oluşturmaktır. Bu mülahazaların belirli bir grup veya akım üzerine yapılmadığını açıkça ifade etmiş olmak isteriz.
Bu yazının devamı 188. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mektup V
Ümit ederim iyisindir, zira ümit soluk alıp-vermenin niteliğini etkiler… Nicedir yazıyorum, içimden geldiği, dilimin döndüğü, aklımın erdiği kadarıyla… Geçen mektupta “istersen yaz e-mail adresime” dedim. Yazmadın, demek ki istemedin, yoksa yazacaklarını bitirmiş, sebeplerini yitirmiş olamazsın. Yok yok, sitem değil bu, niye sitem edeyim ki yazmak benim kararım ve tercihim, senin için de durum aynı diğer bir ifadeyle. Ama yazsaydın, yazmak kadar okumak da iyi gelirdi bana. Hâlinden haber almak, kafanı yoranları, gönlünü besleyenleri, ümidini destekleyenleri görmek isterdim/isterim. Kapsama alanımda olanlar ilgilendirir beni, yazarken dinliyor ve dinleniyorum ben, öyle düşünüyorum işte, yazmak bana iyi geldiği gibi sana da iyi gelir düşüncesindeyim.
Kadının Ayağı Gül Oldu
Daha birkaç saat önce toprağı terk eden çiçekler. Daha birkaç saat önce hayatın yabanıl yanında umut diye haykıran! Vurdumduymaz bir insanın elinde; bu uzun bardağın içinde, duyguları adına terkedilen çiçekler. Kimi bir kadının ruhuna ruh oluyor, kimi dinlediği müziği yaşıyordu. Kimisi de rüzgârın özlemiyle gözyaşı döküyordu.
Yardım
İnsan aciz yaratılmıştır. Yardıma muhtaç olarak yaratılmıştır. Birbirinin ihtiyacını görerek, birbirinin eksiğini tamamlayarak, yardımlaşarak hayatlarını devam ettirirler insanlar. Yardıma ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan yalnız Allah’tır. Herkes, her şey O’na muhtaç. O, “samed”dir, “Ğani”dir. Yaratan O. Rızk veren, yaşatan, öldüren, dirilten O. Dünyaya gözümüzü açar açmaz bizi ilk selamlayan fiil “yardım” oluyor. Doktorun, ebenin yardımı… …
Şiire Dair
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Müslüman Yılmaz!
Sebat, ağlayanı bir gün güldürür.
Sabredip azmeden menzile yürür.
İnsanı öldürmez hapis, işkence;
Öldürürse, ümitsizlik öldürür!
Alışverişe devam et