İnsan, anne baba olduğunda omuzlarına ağır bir yük yüklenir. Kendisi henüz çok da hazır değilken, hayata dair pek de tecrübesi yokken, sorumlu olduğu o canlar daha da ağırlaştırır yükünü.
Bir yandan kendisi yetişirken bir yandan da çocuk yetiştirecektir.
Evin işleri, yakınlarla ilgili mes’uliyet, çocukların hizmeti ve eğitimi, kendine ayıracağı vakit derken gençlik bir telaşeyle geçer.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yeryüzünde söz sahibi olmak isteyen insanın ihtirası, en güzel sözü kabullenmesine mâni olmuş, bu mânia Allah’a itaat etmesinin önüne geçmiştir. Kendisine muktedir olamayan insan, kaba güç ve dayatma ile insanlığı abluka altına almış, zalimliği ile zorbalıkla Allah’ın arzında hâkimiyet kurmaya çalışmıştır. İdaresinden mesul olduğu alanlarda, hayra davet eden, iyiliği yaşam tarzı haline getiren ve var …
Çağımız yazarlarından birçoğunun kitaplarında yer verdikleri Yuhanna İncilinde geçen “Önce söz vardı,” ifadesi bu açıdan ele alınabilir. Bunun yanında Hindistanlı bir bilge, “Önce sükût vardı; kelam değil der.” Ve bundan hareketle Tanrı sükûttur der. Ben bu söze iki açıdan bakıyorum. Birincisi, Allah’ı sözle, şiirle anlatamayacağımız. Bununla beraber Allah’ı sadece kelâmla sınırlandıramayacağımız gerçeği. İkincisi ise, Kur’ân-ı Kerîm’de, İnsan sûresinin ilk âyetinde geçen “dehr” kelimesiyle, yani dünyanın yaratılışıyla insanın yaratılışı arasındaki vakte (insanın bir değer olarak hiç anılmadığı zamanlar) işaret edebileceğini düşünüyorum.
Çocuk edebiyatı hızlı bir şekilde güçleniyor çeşitleniyor. Gündemi, zamanın ruhunu yakalayıp bünyesine katıyor. Çetrefilli konuları tartışmaktan kaçınmıyor. Sosyal rolleri, siyasal atmosferi, ölümü, göçü ayrılığı, aile içi şiddeti… Çocuğun yüksek huzuruna çıkartıyor.
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Güneş başıma geçmiş olmalı, baksanıza ne de çok saçmalamışım. Gerçeğe sırtımı dönmüş, hayatta çuvallamışım. Ne şişkin banka hesaplarından ne kocaman villadan ne de sen, ben, sen dalaşından söz açmışım. Oysa hayat böyle mi?
Çocukların Gönüllü Takviye Eğitimcileri: Anneanne ve Babaanneler
İnsan, anne baba olduğunda omuzlarına ağır bir yük yüklenir. Kendisi henüz çok da hazır değilken, hayata dair pek de tecrübesi yokken, sorumlu olduğu o canlar daha da ağırlaştırır yükünü.
Bir yandan kendisi yetişirken bir yandan da çocuk yetiştirecektir.
Evin işleri, yakınlarla ilgili mes’uliyet, çocukların hizmeti ve eğitimi, kendine ayıracağı vakit derken gençlik bir telaşeyle geçer.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hevanın İktidar Alanından Sıyrılmak
Yeryüzünde söz sahibi olmak isteyen insanın ihtirası, en güzel sözü kabullenmesine mâni olmuş, bu mânia Allah’a itaat etmesinin önüne geçmiştir. Kendisine muktedir olamayan insan, kaba güç ve dayatma ile insanlığı abluka altına almış, zalimliği ile zorbalıkla Allah’ın arzında hâkimiyet kurmaya çalışmıştır. İdaresinden mesul olduğu alanlarda, hayra davet eden, iyiliği yaşam tarzı haline getiren ve var …
Şiirin Burcunda Tanımsal Bir Gezinti
Çağımız yazarlarından birçoğunun kitaplarında yer verdikleri Yuhanna İncilinde geçen “Önce söz vardı,” ifadesi bu açıdan ele alınabilir. Bunun yanında Hindistanlı bir bilge, “Önce sükût vardı; kelam değil der.” Ve bundan hareketle Tanrı sükûttur der. Ben bu söze iki açıdan bakıyorum. Birincisi, Allah’ı sözle, şiirle anlatamayacağımız. Bununla beraber Allah’ı sadece kelâmla sınırlandıramayacağımız gerçeği. İkincisi ise, Kur’ân-ı Kerîm’de, İnsan sûresinin ilk âyetinde geçen “dehr” kelimesiyle, yani dünyanın yaratılışıyla insanın yaratılışı arasındaki vakte (insanın bir değer olarak hiç anılmadığı zamanlar) işaret edebileceğini düşünüyorum.
Amerikan Taşrasından Bugüne Uymayan Haller Manzumesi
Çocuk edebiyatı hızlı bir şekilde güçleniyor çeşitleniyor. Gündemi, zamanın ruhunu yakalayıp bünyesine katıyor. Çetrefilli konuları tartışmaktan kaçınmıyor. Sosyal rolleri, siyasal atmosferi, ölümü, göçü ayrılığı, aile içi şiddeti… Çocuğun yüksek huzuruna çıkartıyor.
Anadolu Türkü Dolu
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Anlam Dolu Hayatın Harika Anları: Jacominus’nün Hayırlı Ömrü
Güneş başıma geçmiş olmalı, baksanıza ne de çok saçmalamışım. Gerçeğe sırtımı dönmüş, hayatta çuvallamışım. Ne şişkin banka hesaplarından ne kocaman villadan ne de sen, ben, sen dalaşından söz açmışım. Oysa hayat böyle mi?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.