“Hayatta en önemli şey, neyin önemli olduğunu bilmektir” diyor, Olto Milo…
İnsan aceleci bir varlıktır derken bunu mu kastetti acaba yüce yaratıcımız, diye düşünüyorum. Öyle bir koşuşturma içinde ki insanlarımız, yaptıkları eylemlerin, davranışların lehine mi aleyhine mi geliştiğini fark edemiyor. Sadece yapması gerektiğini düşünüp yapıyor. Ve bunu yaparken de kendi düşünce ve hissiyatıyla değil birilerinin öyle yapması gerektiğini vurguladığı için yapıyor çoğu zaman…
Ne zamandır kendi gözlerimizle, kendi aynamıza bakamıyoruz… Başka başka gözleri emanet aldık, hep onları kullanıyoruz. Onların bize bak dedikleri yerden bakıyor, onların bize kalk dedikleri yerden kalkıyoruz. Kimin bu baktığımız gözler? Hangi ara bu kadar farklı göz biriktirdik? Birbirinin zıddı, uyumsuz ve de yakışıksız…
Bu yazının devamı
190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Zayıf, güçlüye; aciz, kuvvetliye; eksik, mükemmele; çirkin, güzele; küçük, büyüğe özenir, benzemek ister. İnsanlar da böyledir, toplumlar da. Edebiyatta da çoğunlukla benzetme (teşbih) sanatının kuralı budur. Güçlü zayıfa benzetilmez; zayıf güçlüye benzetilir.
Akıl, nicelik ve nitelik âleminde dolaştı. Akıl, Tevhid ile yolunu buldu ve maksada ulaştı. Yoksa bu bîçâre nerede bir menzil bulacaktı? İdrak gemisinin sahili neresidir?Tevhid’in sırları, hak ehlinin ezberindedir. “Atirrahmani abden”’de gizlidir.
Bilirsiniz; insana en kolay ve en bol verebildiğimiz şeydir nasihat. “Biz eskiden..” der başlarız anlatmaya ama artık “o dediğin eskide kaldı” deyip Batı’dan ithal tecrübeleriyle bilgiçlik taslarlar. Tabiî ki gençler ve çocuklar.. Haklılık payları var elbet, dünden bugüne dediğin 20 yılda, eskiye oranla ‘haddini aşmış bilgi’ye ulaştık ve devam ediyor bu hazır bilgiye direncimizin yetersizliği. Çocuklarda kalıcı hasara sebep olmakta. Toplumun her an gelen bilgi yığını karşısında ‘ayırt etme bilinci’ne sahip olmaması bugünkü sıkıntılarımızın temelidir.
Bugün baba otoritesi, anne şefkati, aile, terbiye, ahlâk gibi tüm değer ve kurumları hedef alan topyekûn bir saldırı hatta bir toplum mühendisliği projesi ile karşı karşıyayız. Aile içinde baba otoritesinin sarsılması, anneliğin ve anne şefkatinin sanki bir yükmüş gibi algılanıyor olması, çocukların bencil ve narsist bir psikolojinin içerisine sürüklenmesi, aile ile birlikte toplumu ve insanlığı hedef alan topyekûn bir saldırıdır.
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
İşin Sonunu Gören Gözler
“Hayatta en önemli şey, neyin önemli olduğunu bilmektir” diyor, Olto Milo…
İnsan aceleci bir varlıktır derken bunu mu kastetti acaba yüce yaratıcımız, diye düşünüyorum. Öyle bir koşuşturma içinde ki insanlarımız, yaptıkları eylemlerin, davranışların lehine mi aleyhine mi geliştiğini fark edemiyor. Sadece yapması gerektiğini düşünüp yapıyor. Ve bunu yaparken de kendi düşünce ve hissiyatıyla değil birilerinin öyle yapması gerektiğini vurguladığı için yapıyor çoğu zaman…
Ne zamandır kendi gözlerimizle, kendi aynamıza bakamıyoruz… Başka başka gözleri emanet aldık, hep onları kullanıyoruz. Onların bize bak dedikleri yerden bakıyor, onların bize kalk dedikleri yerden kalkıyoruz. Kimin bu baktığımız gözler? Hangi ara bu kadar farklı göz biriktirdik? Birbirinin zıddı, uyumsuz ve de yakışıksız…
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslam Neyin Nesi
Zayıf, güçlüye; aciz, kuvvetliye; eksik, mükemmele; çirkin, güzele; küçük, büyüğe özenir, benzemek ister. İnsanlar da böyledir, toplumlar da. Edebiyatta da çoğunlukla benzetme (teşbih) sanatının kuralı budur. Güçlü zayıfa benzetilmez; zayıf güçlüye benzetilir.
İlk Rükun Tevhid
Akıl, nicelik ve nitelik âleminde dolaştı. Akıl, Tevhid ile yolunu buldu ve maksada ulaştı. Yoksa bu bîçâre nerede bir menzil bulacaktı? İdrak gemisinin sahili neresidir?Tevhid’in sırları, hak ehlinin ezberindedir. “Atirrahmani abden”’de gizlidir.
Bir An Önce
Bilirsiniz; insana en kolay ve en bol verebildiğimiz şeydir nasihat. “Biz eskiden..” der başlarız anlatmaya ama artık “o dediğin eskide kaldı” deyip Batı’dan ithal tecrübeleriyle bilgiçlik taslarlar. Tabiî ki gençler ve çocuklar.. Haklılık payları var elbet, dünden bugüne dediğin 20 yılda, eskiye oranla ‘haddini aşmış bilgi’ye ulaştık ve devam ediyor bu hazır bilgiye direncimizin yetersizliği. Çocuklarda kalıcı hasara sebep olmakta. Toplumun her an gelen bilgi yığını karşısında ‘ayırt etme bilinci’ne sahip olmaması bugünkü sıkıntılarımızın temelidir.
Meskulen Erkek, Feminen Kadın Bağlamında İnsan ve Aile
Bugün baba otoritesi, anne şefkati, aile, terbiye, ahlâk gibi tüm değer ve kurumları hedef alan topyekûn bir saldırı hatta bir toplum mühendisliği projesi ile karşı karşıyayız. Aile içinde baba otoritesinin sarsılması, anneliğin ve anne şefkatinin sanki bir yükmüş gibi algılanıyor olması, çocukların bencil ve narsist bir psikolojinin içerisine sürüklenmesi, aile ile birlikte toplumu ve insanlığı hedef alan topyekûn bir saldırıdır.
Adını Sen Koy
Sen ürkek bakışlarınla, titreyen dilinle, dudaklarının ucuna gelip gelip kaybolan titrek sesinle bir türlü adını koyamadın. Neye dönüştü bu, aslolanı bulmaya mı yoksa paslanmaya mı? Sığıntı gibi durdun saklandığın cümlelerin ardı sıra… Önce gözyaşların seni terk etti, sonra melekler…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.