1900’lü yıllarda hareketli resimlerin, bir sanatın doğuşuna olanak sağlayacağını düşünmek o dönemde anlaşılması güç bir durum olabilirdi. Ancak bu sanatın, günümüze kadar gelen süreç içerisinde nasıl bir gelişim ve değişim geçirdiğini düşündüğümüzde, sinemanın insanları etkileme ve büyülemede önemli bir rolü olduğunu söylemek zor bir durum olmasa gerek. Ortaya çıktığı ilk yıllardan bugüne kadar tekniğin ve teknolojinin olanaklarıyla sürekli gelişen sinema, yeni ürünler (filmler) ortaya çıkararak, bir endüstrinin doğuşunu da beraberinde getirir. Artık insanlar sadece eğlenmemekte, boş vakitlerini harcamamaktadır. Seyirlik bir durum, haz veren bir araç halini almanın ötesine geçerek, Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstrisine” dönüşmeye başlamaktadır. Film üretimi basit bir macera değilse o halde, film yapım ve dağıtım şirketlerinin daha fazla kâra odaklanarak sinemanın bir sanat olup olmadığı tartışmasının bir kez daha gündeme getirir. Bu tartışmalara son nokta konulmadığına göre sözü Duhamel’e şu sözlerine vererek bir girişle başlayalım:
“Ancak kölelere uygun düşebilecek bir vakit öldürme aracı, sıkıntılarının altında ezilen, bilgisiz, yoksul, çalışmaktan posaları çıkmış yaratıklar için düşünülebilecek bir eğlence…
Bu yazının devamı
190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Lumiere Kardeşlerin ilk çektiği videolardan Griffith’in Bir Ulusun Doğuşu filmine, 1920’lerin Arap Şeyhleri temalı filmlerinden 11 Eylül olaylarına, oradan da günümüze kadar uzanan pek çok tarihi filmde ‘öteki’
İnsan, yaşamı boyunca her zaman ilişki içinde olacağı doğayı anlamaya çalışmıştır. İnsan ve doğa ilişkisi insanlık var olmaya başladığından beri süregelen bir durumdur. Nitekim bu ilişki aslında insanlık için bir zorunluluktur.
TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayınlanan Gassal dizisi büyük yankı uyandırdı. Sanal cemaatlerin uzantıları olan mecralarda; diziden kesitler, replikler paylaşıldı. Kısa sürede oluşan bu güçlü yankının evveliyatı var aslında.
11 Eylül 2001 tarihiyle beraber dünyada yeni bir döneme girilir ve “Yeni Dünya Düzeni” (New World Order) kavramının metaforik bir önem kazandığı görülür. Yeni dünya düzeni kavramı, kendi zihinsel temelleri üzerine oturan
Filmler algılarımızı yeniden kavramaya ve bilme ilişkilerine açan değişik coğrafyalara götürür ve dünyayı kavramaya yönelik bakışımızı çoğaltabilme potansiyeline sahiptir (Süalp, 2014).
Truman Show: Bir Gerçeklik Yanılsaması ve Medya Eleştirisi
1900’lü yıllarda hareketli resimlerin, bir sanatın doğuşuna olanak sağlayacağını düşünmek o dönemde anlaşılması güç bir durum olabilirdi. Ancak bu sanatın, günümüze kadar gelen süreç içerisinde nasıl bir gelişim ve değişim geçirdiğini düşündüğümüzde, sinemanın insanları etkileme ve büyülemede önemli bir rolü olduğunu söylemek zor bir durum olmasa gerek. Ortaya çıktığı ilk yıllardan bugüne kadar tekniğin ve teknolojinin olanaklarıyla sürekli gelişen sinema, yeni ürünler (filmler) ortaya çıkararak, bir endüstrinin doğuşunu da beraberinde getirir. Artık insanlar sadece eğlenmemekte, boş vakitlerini harcamamaktadır. Seyirlik bir durum, haz veren bir araç halini almanın ötesine geçerek, Adorno’nun deyişiyle “kültür endüstrisine” dönüşmeye başlamaktadır. Film üretimi basit bir macera değilse o halde, film yapım ve dağıtım şirketlerinin daha fazla kâra odaklanarak sinemanın bir sanat olup olmadığı tartışmasının bir kez daha gündeme getirir. Bu tartışmalara son nokta konulmadığına göre sözü Duhamel’e şu sözlerine vererek bir girişle başlayalım:
“Ancak kölelere uygun düşebilecek bir vakit öldürme aracı, sıkıntılarının altında ezilen, bilgisiz, yoksul, çalışmaktan posaları çıkmış yaratıklar için düşünülebilecek bir eğlence…
Bu yazının devamı 190. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sinemada Öteki ve Oryantalizm Üzerine Okumalar
Lumiere Kardeşlerin ilk çektiği videolardan Griffith’in Bir Ulusun Doğuşu filmine, 1920’lerin Arap Şeyhleri temalı filmlerinden 11 Eylül olaylarına, oradan da günümüze kadar uzanan pek çok tarihi filmde ‘öteki’
Bal Ülkesinin Acı Tadı
İnsan, yaşamı boyunca her zaman ilişki içinde olacağı doğayı anlamaya çalışmıştır. İnsan ve doğa ilişkisi insanlık var olmaya başladığından beri süregelen bir durumdur. Nitekim bu ilişki aslında insanlık için bir zorunluluktur.
Gassal: Randevuyla Çalışmıyoruz
TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayınlanan Gassal dizisi büyük yankı uyandırdı. Sanal cemaatlerin uzantıları olan mecralarda; diziden kesitler, replikler paylaşıldı. Kısa sürede oluşan bu güçlü yankının evveliyatı var aslında.
Oryantalist Söylemin ‘Ölümcül Tuzak’ı
11 Eylül 2001 tarihiyle beraber dünyada yeni bir döneme girilir ve “Yeni Dünya Düzeni” (New World Order) kavramının metaforik bir önem kazandığı görülür. Yeni dünya düzeni kavramı, kendi zihinsel temelleri üzerine oturan
Kısa Filmlerde Eğitimin Katmanlı Boyutlarına Bakmak
Filmler algılarımızı yeniden kavramaya ve bilme ilişkilerine açan değişik coğrafyalara götürür ve dünyayı kavramaya yönelik bakışımızı çoğaltabilme potansiyeline sahiptir (Süalp, 2014).
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.