Bu yazı, İbn Haldun’un umran bilimi (beşerî bilimler/humanities) ve asabiyye kuramı çerçevesinde hukukun profesyonelleşmesi sorununu ele almaktadır. Daha önce yayımladığımız yüksek lisans tezimizde (“İbn Haldun’un Asabiyye Kuramına Göre Devletleşme Sürecinde Hukukun Yeri”) ayrıntılı biçimde incelediğimiz bu ilişkiyi burada odaklanarak yeniden düşünmekteyiz. İbn Haldun’a göre hukuk, asabiyyenin doğal bir ürünüdür; devletten önce var olur ve toplumun kendisinden beslenir. Devletleşme süreci hukukun biçimselleşmesini, uzmanlaşmanın derinleşmesi ise hukukun kendi toplumsal zemininden kopuşunu —yani yabancılaşmasını— beraberinde getirir. Yazı, bu kopuşun gerekçelerini İbn Haldun’un dönemler kuramı ve örf-şeri hukuk gerilimi üzerinden çözümlemeyi amaçlamaktadır.
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“İslâm insanlığa ne vadediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakikat sarkacında incelenmiş, ardından İslâm’ın temel kaynakları ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmada, kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, konunun beyanı öncesi doğru bir durum tespiti yapılması zarureti vurgulanmıştır.
‘Yardımlaşma’ dendiğinde genellikle anlaşılan; cebimizde ağırlık eden üç beş lirayı bir dilencinin eline tutuşturmak şeklinde karikatürize edilir hale gelmişse; bu anlayışın yaygınlaşmasında eli sıkı davranan her birimizin katkısı vardır.
Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
Peki, esas noktaya gelecek olursak, dini temelden yoksun kalındığında, ahlâki normlar hâlâ bağlayıcılığını koruyabilir mi? İnsanların, kendinden büyük bir otorite olmaksızın, bencillikten ve faydacı hesaplardan arınmış bir etik ilke etrafında birleşebilmesi mümkün müdür?
Hukukun Profesyonelleşmesi ve Yabancılaşma: İbn Haldun’un Devlet Kuramından Bir Okuma
Özet
Bu yazı, İbn Haldun’un umran bilimi (beşerî bilimler/humanities) ve asabiyye kuramı çerçevesinde hukukun profesyonelleşmesi sorununu ele almaktadır. Daha önce yayımladığımız yüksek lisans tezimizde (“İbn Haldun’un Asabiyye Kuramına Göre Devletleşme Sürecinde Hukukun Yeri”) ayrıntılı biçimde incelediğimiz bu ilişkiyi burada odaklanarak yeniden düşünmekteyiz. İbn Haldun’a göre hukuk, asabiyyenin doğal bir ürünüdür; devletten önce var olur ve toplumun kendisinden beslenir. Devletleşme süreci hukukun biçimselleşmesini, uzmanlaşmanın derinleşmesi ise hukukun kendi toplumsal zemininden kopuşunu —yani yabancılaşmasını— beraberinde getirir. Yazı, bu kopuşun gerekçelerini İbn Haldun’un dönemler kuramı ve örf-şeri hukuk gerilimi üzerinden çözümlemeyi amaçlamaktadır.
Anahtar Kavramlar: İbn Haldun, asabiyye, devletleşme, hukukun profesyonelleşmesi, örf, şeri hukuk, yabancılaşma
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslâm’ın İnsanlığa Vadettikleri -I-
“İslâm insanlığa ne vadediyor?” sorusu etrafında ele alınan konu, gerçeklikle hakikat sarkacında incelenmiş, ardından İslâm’ın temel kaynakları ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmada, kendini İslâm’a nispet eden toplumların yoğunlukta olduğu coğrafyalarda hezimet söz konusu iken, konunun beyanı öncesi doğru bir durum tespiti yapılması zarureti vurgulanmıştır.
Kendimize Yardım Etmek
‘Yardımlaşma’ dendiğinde genellikle anlaşılan; cebimizde ağırlık eden üç beş lirayı bir dilencinin eline tutuşturmak şeklinde karikatürize edilir hale gelmişse; bu anlayışın yaygınlaşmasında eli sıkı davranan her birimizin katkısı vardır.
Modern Devletin “Kim”liği: Bir İktidardan Fazlası
Bütün bir toplumu bir ideal etrafında birleştirmek için insanların bu ideali benimsemiş olması gerekir. Bu ideal toplum düzeninin meydana gelmesi için de ideal insan tanımlamasına uygun insanlar inşa etmek sosyolojinin doğası gereği elzemdir. Bu ideal insana ve topluma ulaşma sürecinde insanların aslında kim olduklarına
Eşcinsellik Üzerine Bir Değerlendirme
Dünya tarihi boyunca iyilik ve kötülük hep var olagelmiştir. Zaman zaman bunlardan biri diğerine galebe de çalmıştır. Fakat insanlık tarihinde, kötülüğün bu kadar küreselleştiği ve reklamının yapılır hale geldiği bir dönem yaşanmamıştır. Hatta bu durumun biraz daha ötesine geçilerek,
Seküler Bir Ahlâkın İmkânı Nedir?
Peki, esas noktaya gelecek olursak, dini temelden yoksun kalındığında, ahlâki normlar hâlâ bağlayıcılığını koruyabilir mi? İnsanların, kendinden büyük bir otorite olmaksızın, bencillikten ve faydacı hesaplardan arınmış bir etik ilke etrafında birleşebilmesi mümkün müdür?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.