İnsanın yaşamı boyunca arzuladığı temel ve nihai bir amaçtır mutluluk. Yapılan her işte, alınan her kararda mutluluk arzulanandır daima. Ancak insan için bu kadar önemli, aranan ve arzulanan mutluluğun “ne olduğu, nasıl tanımlanabileceği” oldukça çetrefilli bir konudur. Çünkü mutluluk, tek bir tanımı olmayan; belki de kişiden kişiye farklı biçimlerde tanımlanabilen çok anlamlı bir kavramdır. Her insanın farklı anlamlar yüklediği ve farklı unsurlarla bağdaştırdığı mutluluğu, TDK “anlık bir duruma bağlı olarak duyulan sevinç veya alınan zevk” olarak tanımlamaktadır.
“Ruh bilimi” olarak tanımlanan psikolojiye göre ise mutluluk; öznel iyi oluş hâli, memnuniyet, bütün özlemlere ve isteklere eksiksiz biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvanç durumu ya da bir istek ve özlem yerine geldiğinde hissedilen sevinç, olarak tanımlanır. (Kamsız, C.).
Pek çok düşünür, bilim insanı ve psikolog tarafından ele alınan mutluluk kavramı, farklı açılardan ve çeşitli bağlamlarda değerlendirilmiştir. Bunlardan bazılarına yer vererek, mutluluk kavramını daha kapsamlı biçimde ele alalım:
Mutluluk ya da öznel iyi olma, bireyin yaşamına dair olumlu düşünce ve duygularının miktarca üstünlüğüdür (Myers ve Diener, 1995).
Bu yazının devamı
221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yorgun bedenler, bıkkın gönüller… Kendilerine bile izahını yapamadıkları bir çağda her türlü ikilemin kıskacında aradıklarının derman sunamamasının verdiği sancıyla can çekişmekteler.
Yalnız değiller; yalnız değiliz…
Muhabbet ve merhametin, sadakat ve adaletin, kanaat ve sabrın, itaat ve istişarenin, saygı ve sevginin tasfiye edildiği bir toplumda, ebeveyn çaresizliği arasına sıkıştırılmış çocukların dünyasına dair bir şeyler söylemek için önce onları tanımak gerekiyor. ‘Tanım’lamanın işimize gelen ve rahatsızlık vermeyen tarafı, ‘tanıma’yı silikleştirdiği için bilimsel tasnifler “çocuğa göre” olması gereken davranışlarımızı mekanikleştirmeye başlıyor. İlişkilerin ‘ne’ üzerinden ve ‘ne ile’ kurulacağı karmaşası, ‘tekno-çağ’ın mekanik her aracını tutarsız ilişkiler sarmalında asgari saçmalık seviyesine taşımayı kolaylaştırıyor.
Eğitimle alâkalı olacak bu kısa yazımda, eğitimin felsefesinden, muhtelif eğitim modellerinden, modern eğitimden, Emerson’un ya da Rousseau’nun tavsiyelerinden,
Amacım bu yazıda gençliğin sözcülüğünü yapmak veya deizm üzerine felsefi tartışmalara girmek değil. Bir genç olarak söz konusu problemin muhataplığı mesabesince kendi adıma bir cevap vermektir. Bu yazı, Müslümanlar olarak sürekli yapay, asli ve elzem olmayan gündemlere icbar
İşin gerçeği dünden bugüne toplumların (ve hatta fertlerin) kendilerine has özelliklerinin bulunduğu üzerinde durulagelmiştir. Katı-yumuşak, sevecen-öfkeli, güler yüzlü-asık suratlı, çalışkan- tembel, gibi farklı özellikler tespit edilmiş,
Değişim kaçınılmaz bir süreçtir. Değişmeden sabit kalan değil değişebilen, kendini güncelleyebilen ve değişimi yönlendirebilen ayakta kalır. Değişemeyen, statik yapısını devamlı hale getiren ise tarihte kalmaya mahkûmdur.
Mutluluk ve Ahlâk İlişkisi
İnsanın yaşamı boyunca arzuladığı temel ve nihai bir amaçtır mutluluk. Yapılan her işte, alınan her kararda mutluluk arzulanandır daima. Ancak insan için bu kadar önemli, aranan ve arzulanan mutluluğun “ne olduğu, nasıl tanımlanabileceği” oldukça çetrefilli bir konudur. Çünkü mutluluk, tek bir tanımı olmayan; belki de kişiden kişiye farklı biçimlerde tanımlanabilen çok anlamlı bir kavramdır. Her insanın farklı anlamlar yüklediği ve farklı unsurlarla bağdaştırdığı mutluluğu, TDK “anlık bir duruma bağlı olarak duyulan sevinç veya alınan zevk” olarak tanımlamaktadır.
“Ruh bilimi” olarak tanımlanan psikolojiye göre ise mutluluk; öznel iyi oluş hâli, memnuniyet, bütün özlemlere ve isteklere eksiksiz biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvanç durumu ya da bir istek ve özlem yerine geldiğinde hissedilen sevinç, olarak tanımlanır. (Kamsız, C.).
Pek çok düşünür, bilim insanı ve psikolog tarafından ele alınan mutluluk kavramı, farklı açılardan ve çeşitli bağlamlarda değerlendirilmiştir. Bunlardan bazılarına yer vererek, mutluluk kavramını daha kapsamlı biçimde ele alalım:
Mutluluk ya da öznel iyi olma, bireyin yaşamına dair olumlu düşünce ve duygularının miktarca üstünlüğüdür (Myers ve Diener, 1995).
Bu yazının devamı 221. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Çocukluğun Görsel Devinimi: Teyakkûz Hâlleri
Yorgun bedenler, bıkkın gönüller… Kendilerine bile izahını yapamadıkları bir çağda her türlü ikilemin kıskacında aradıklarının derman sunamamasının verdiği sancıyla can çekişmekteler.
Yalnız değiller; yalnız değiliz…
Muhabbet ve merhametin, sadakat ve adaletin, kanaat ve sabrın, itaat ve istişarenin, saygı ve sevginin tasfiye edildiği bir toplumda, ebeveyn çaresizliği arasına sıkıştırılmış çocukların dünyasına dair bir şeyler söylemek için önce onları tanımak gerekiyor. ‘Tanım’lamanın işimize gelen ve rahatsızlık vermeyen tarafı, ‘tanıma’yı silikleştirdiği için bilimsel tasnifler “çocuğa göre” olması gereken davranışlarımızı mekanikleştirmeye başlıyor. İlişkilerin ‘ne’ üzerinden ve ‘ne ile’ kurulacağı karmaşası, ‘tekno-çağ’ın mekanik her aracını tutarsız ilişkiler sarmalında asgari saçmalık seviyesine taşımayı kolaylaştırıyor.
Eğitim Maarif veya Bir Gelecek Projesi Hayâli
Eğitimle alâkalı olacak bu kısa yazımda, eğitimin felsefesinden, muhtelif eğitim modellerinden, modern eğitimden, Emerson’un ya da Rousseau’nun tavsiyelerinden,
Gençlik, Deizm Ve Ciddiyet Üzerine Mülahazalar
Amacım bu yazıda gençliğin sözcülüğünü yapmak veya deizm üzerine felsefi tartışmalara girmek değil. Bir genç olarak söz konusu problemin muhataplığı mesabesince kendi adıma bir cevap vermektir. Bu yazı, Müslümanlar olarak sürekli yapay, asli ve elzem olmayan gündemlere icbar
“İnsan Topluluğu”ndan “Refah Kitlesi”ne
İşin gerçeği dünden bugüne toplumların (ve hatta fertlerin) kendilerine has özelliklerinin bulunduğu üzerinde durulagelmiştir. Katı-yumuşak, sevecen-öfkeli, güler yüzlü-asık suratlı, çalışkan- tembel, gibi farklı özellikler tespit edilmiş,
“Sabit” Ve “Değişken” Bağlamında İslami Yenilenme
Değişim kaçınılmaz bir süreçtir. Değişmeden sabit kalan değil değişebilen, kendini güncelleyebilen ve değişimi yönlendirebilen ayakta kalır. Değişemeyen, statik yapısını devamlı hale getiren ise tarihte kalmaya mahkûmdur.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.