“Bilgi ile insan gücü eşanlamlıdır. Çünkü tabiat, sadece yine tabiatın kurallarına uyularak kontrol altına alınabilir.”[1]
On altıncı yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan bir gerçeklik olarak modernizm[2], yalnızca kronolojik bir dönem adı değil; aynı zamanda doğanın, toplumun ve insan davranışlarının hesaplanabilir, öngörülebilir ve yönetilebilir bir düzene dönüştürülmesini hedefleyen özgül bir rasyonalite biçimi olarak anlaşılmalıdır.[3] Bu anlamda, her ne kadar, şimdiyi orta çağdan ve antik zamanlardan ayıran bir kavram işlevi görse de[4] esasında bilgi ve iktidar arasındaki ilişkinin yeniden yapılandırılması anlamına gelir. Francis Bacon’ın yukarıdaki ifadesi, bu dönüşümün epistemolojik temelini açıkça ortaya koyar: Doğa üzerindeki hâkimiyet, ancak doğanın yasalarının bilinmesiyle mümkündür. Ancak bu anlayış zamanla yalnızca doğaya değil, topluma ve insan ilişkilerine de teşmil edilmiş; böylece toplumsal alan da rasyonel müdahalenin ve düzenlemenin nesnesi hâline gelmiştir.
Yukarıdaki süreç, modernizmin kurucu unsurlarından birinin doğumuna sebebiyet vermiştir: meşruiyetin kaynağında meydana gelen radikal dönüşüm. Orta çağ boyunca siyasal ve hukuki düzenin temel meşruiyet zemini olan teolojik referansların çözülmesiyle birlikte bu boşluğun doldurulması ve bu muğlak ve müphem söylemsel alanın[5] yeni güçler tarafından devralınması gerekmiştir.
Bu yazının devamı
223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülahazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
Neredeyse tamamı doğal bir işlenmişlikle renklenen bir belde olarak Ürgüp’te sabah, yalnızca güneşin değil, taşın hafızasının da uyanışıyla başlar. Malum Katpatuka/Güzel Atların Ülkesi Kapadokya’nın oyuk kayaları, yılların rüzgârını değil,
Kur’an’ın kavramlara yüklediği doğru mânâyı bulmak, vahyin kavramı kullandığı zamanki anlamını bilmekle olur. Bunun yolu ise kavramların arka planını bilmekle olur. Cahiliyye kavramı, bugün Kur’ani mânâ dışında kullanılmaktadır. Bugün ‘cahil’e yüklenen anlam okuma-yazmayla
Toplumsal eleştiriyi, ilkeleri hedef alan sosyal, siyasal hareketler bireylere nasıl ve hangi yollarla kimlikler giydirmeye çalışmaktadır? Bu kimlikler bazı kesimlerin dışlanması veya önemsenmemesi şeklinde oluşmuyor mu? Tikel bir kimlikle bugünü, geçmişi açıklamak ne kadar doğrudur?
Modernliğin Hukuki Mimarisi: Rasyonalite, Devlet ve Normatif Merkezileşme
“Bilgi ile insan gücü eşanlamlıdır. Çünkü tabiat, sadece yine tabiatın kurallarına uyularak kontrol altına alınabilir.”[1]
On altıncı yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan bir gerçeklik olarak modernizm[2], yalnızca kronolojik bir dönem adı değil; aynı zamanda doğanın, toplumun ve insan davranışlarının hesaplanabilir, öngörülebilir ve yönetilebilir bir düzene dönüştürülmesini hedefleyen özgül bir rasyonalite biçimi olarak anlaşılmalıdır.[3] Bu anlamda, her ne kadar, şimdiyi orta çağdan ve antik zamanlardan ayıran bir kavram işlevi görse de[4] esasında bilgi ve iktidar arasındaki ilişkinin yeniden yapılandırılması anlamına gelir. Francis Bacon’ın yukarıdaki ifadesi, bu dönüşümün epistemolojik temelini açıkça ortaya koyar: Doğa üzerindeki hâkimiyet, ancak doğanın yasalarının bilinmesiyle mümkündür. Ancak bu anlayış zamanla yalnızca doğaya değil, topluma ve insan ilişkilerine de teşmil edilmiş; böylece toplumsal alan da rasyonel müdahalenin ve düzenlemenin nesnesi hâline gelmiştir.
Yukarıdaki süreç, modernizmin kurucu unsurlarından birinin doğumuna sebebiyet vermiştir: meşruiyetin kaynağında meydana gelen radikal dönüşüm. Orta çağ boyunca siyasal ve hukuki düzenin temel meşruiyet zemini olan teolojik referansların çözülmesiyle birlikte bu boşluğun doldurulması ve bu muğlak ve müphem söylemsel alanın[5] yeni güçler tarafından devralınması gerekmiştir.
Bu yazının devamı 223. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsan Odaklı Bir Yönetim Anlayışı
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
Akıl-Vahiy İlişkisi Üzerine Mülahazalar – Bilginin Kaynağı Sorunu -I-
Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülahazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır.
Alev Alatlı’yı Ürgüp’te Anlamak: Taşın Hafızası ve Edebî Direniş
Neredeyse tamamı doğal bir işlenmişlikle renklenen bir belde olarak Ürgüp’te sabah, yalnızca güneşin değil, taşın hafızasının da uyanışıyla başlar. Malum Katpatuka/Güzel Atların Ülkesi Kapadokya’nın oyuk kayaları, yılların rüzgârını değil,
Cahiliyye Kavramı Ve Cahiliyye Toplumu
Kur’an’ın kavramlara yüklediği doğru mânâyı bulmak, vahyin kavramı kullandığı zamanki anlamını bilmekle olur. Bunun yolu ise kavramların arka planını bilmekle olur. Cahiliyye kavramı, bugün Kur’ani mânâ dışında kullanılmaktadır. Bugün ‘cahil’e yüklenen anlam okuma-yazmayla
Seküler Dünyada Müslüman Kimliğiyle Kalabilmek
Toplumsal eleştiriyi, ilkeleri hedef alan sosyal, siyasal hareketler bireylere nasıl ve hangi yollarla kimlikler giydirmeye çalışmaktadır? Bu kimlikler bazı kesimlerin dışlanması veya önemsenmemesi şeklinde oluşmuyor mu? Tikel bir kimlikle bugünü, geçmişi açıklamak ne kadar doğrudur?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.