Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Modernizmin kıble edindiği akıl (us), ‘akletmenin’ zorunlu unsuru olmaktan çıkartılmış adeta akide haline getirilmiştir. Sekülarizm, vahyin telkin ettiği inancın yerini tamamen dehri bir anlayışa terk etmiştir. Modernizmle hayatın toplamına şamil bir müdahale hedeflenmiştir. Modern aklın ev sahibi Batı, seküler ilkeleri sorgulanamaz iman rükünleri gibi kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu müdahale, kastıyla çelişik olarak dinin sınırlarına dair belirlemelere varıncaya dek genişledi. Neticede hayatın tümüne dönük kuşatma, iktisadî alanı dışarıda bırakamazdı ve öyle de oldu. Ve hülasa Modernizm, seküler talepleriyle insanı yeniden tanımlamaya ve yaşamını yeniden dizayn etmeye koyuldu.
Kur’an’da İslâm’ın dışında da dinlerin olduğuna dikkat çekilmekte ve İslâm’ın dışındaki dinlerin mevcudiyeti prensip olarak kabul edilmektedir. Ancak Allah (c.c.)’nün seçip beğendiği dinin “İslâm” olduğu belirtilmektedir.
Bu yazının devamı
182. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Klasik insanın bilincinden ve hayatından kovalamak yerine beklediği ölüm, modern insanda kovalanası tedirgin edici bir düzlem olmuştur. Ölümden korkmak yerine onu hafife veya alaya alarak ölüme yaklaşmaktadır. Ölümü “hakiki haysiyet” olarak gören Adorno, ölümün çağdaş insan bilincinden kovulma nedenini; insanın öteki dünyaya olan umudunun kesilmesi ve şimdi ve burada olanın umutsuz sefaleti olarak açıklanmasıdır.
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Nerdesin ey Sultan Hamid Han?
Feryadım varır mı bârgâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan
Şu nankör milletinin bak günahına
Tarihler adını andığı zaman
Sana hak verecek ey koca sultan
Bizdik utanmadan iftira atan
Asrın en siyasi padişahına
Padişah hem zalim hem deli dedik
İhtilâle kıyam etmeli dedik
Şeytan ne dediyse biz belî dedik
Çalıştık fitnenin intihabına
Sonra cinsi bozuk ahlâkı fena
İktisadî Hayat ve Temel Prensipler
Giriş
Kur’an, insanlığın hayatına yön vermek için gönderilmiştir. Vahyin belirleyiciliğinin yerini alan dönemsel cahilî anlayışlar, karaları ve denizleri fesadın kaplamasının sebebidir. Günümüz modern cahiliyesi adeta dönemsel bozulmaların bütün izlerini taşımaktadır.
Modernizmin kıble edindiği akıl (us), ‘akletmenin’ zorunlu unsuru olmaktan çıkartılmış adeta akide haline getirilmiştir. Sekülarizm, vahyin telkin ettiği inancın yerini tamamen dehri bir anlayışa terk etmiştir. Modernizmle hayatın toplamına şamil bir müdahale hedeflenmiştir. Modern aklın ev sahibi Batı, seküler ilkeleri sorgulanamaz iman rükünleri gibi kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu müdahale, kastıyla çelişik olarak dinin sınırlarına dair belirlemelere varıncaya dek genişledi. Neticede hayatın tümüne dönük kuşatma, iktisadî alanı dışarıda bırakamazdı ve öyle de oldu. Ve hülasa Modernizm, seküler talepleriyle insanı yeniden tanımlamaya ve yaşamını yeniden dizayn etmeye koyuldu.
Kur’an’da İslâm’ın dışında da dinlerin olduğuna dikkat çekilmekte ve İslâm’ın dışındaki dinlerin mevcudiyeti prensip olarak kabul edilmektedir. Ancak Allah (c.c.)’nün seçip beğendiği dinin “İslâm” olduğu belirtilmektedir.
Bu yazının devamı 182. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Devlet Talebinden Vazgeçilebilir mi?
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
Postmodern Dönemde Epistemik Şiddet
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Baudrillard ve Bir Meydan Okuma Olarak Ölümün Unutulması
Klasik insanın bilincinden ve hayatından kovalamak yerine beklediği ölüm, modern insanda kovalanası tedirgin edici bir düzlem olmuştur. Ölümden korkmak yerine onu hafife veya alaya alarak ölüme yaklaşmaktadır. Ölümü “hakiki haysiyet” olarak gören Adorno, ölümün çağdaş insan bilincinden kovulma nedenini; insanın öteki dünyaya olan umudunun kesilmesi ve şimdi ve burada olanın umutsuz sefaleti olarak açıklanmasıdır.
Kur’ân Güfte mi?
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Tövbenin Siyaseti ya da Siyasetin Tövbesi
Nerdesin ey Sultan Hamid Han?
Feryadım varır mı bârgâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan
Şu nankör milletinin bak günahına
Tarihler adını andığı zaman
Sana hak verecek ey koca sultan
Bizdik utanmadan iftira atan
Asrın en siyasi padişahına
Padişah hem zalim hem deli dedik
İhtilâle kıyam etmeli dedik
Şeytan ne dediyse biz belî dedik
Çalıştık fitnenin intihabına
Sonra cinsi bozuk ahlâkı fena
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.