Hikâyeye göre bir bilgenin iki köpeği varmış. Köpeklerden birinin adı “kötü”; diğerinin adı “iyi” imiş. Bir gün kendisini ziyarete gelen genç misafirlerinden biri, köpeklerin birbirleriyle oynadıklarını görünce: “Ne de güzel oynuyorlar!” demiş. Bilge: “Onların aralarındaki bu oyun menfaatleri ortaya çıkana kadar devam eder. Ortalarına bir parça et at bakalım, aynı sevecen oyunu görebilir misin?” diye karşılık vermiş. Genç: “Böyle bir kavgada kim yener?” diye sormuş. Bilge: “Elbette güçlü olan yener” demiş. Genç safça sormaya devam etmiş: “Peki, hangisi güçlü oluyor?” Bilge zat: “Çok basit” demiş, “Hangisini beslersem o güçlü oluyor.”
Fücûrun da takvânın da ilham edildiği, irade sahibi insanın, hayatı anlamlı kılma adına hangi tarafını beslediği önemli. Zira beslenen taraf, hayatın istikametini belirliyor. Anlam, beslenen tarafın parametreleri ile inşa ediliyor. Şayet takvâ tarafını besleyebilmişse; o, ömre sirayet ediyor ve şahsiyet inşası için ilâhî, dolayısıyla insanî ilkeleri elzem görüyor. Ama fücûr tarafını beslemişse; bahsedilen ilkeleri hapishane duvarı zannediyor ve ednâ arzuları özgürlük olarak kodlayabiliyor. Hazzı tanrılaştırınca, hazza ulaşma adına bütün yollar mübah görülebiliyor.
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Düşünüyoruz… Bir dergi olsa diyoruz; bütün aileyi kapsayacak, her yaş grubu çocuğa hitap edebilecek, anne babaların da sahiplenebileceği, okuyup okutabilecekleri, eğitici, öğretici, eğlendirici.
Biz mi çıkarsak diyoruz sonra. Ama nasıl? Gücümüz yeter mi? Öncelikle en azından beş sayıyı hazırlamalıyız ki devamının gelip gelmeyeceğini görelim. Deniyoruz ve olabileceğini görüyoruz. Adını da “Adak Çocuk” koyuyoruz dergimizin, hak yola adanmış nesillere bir dua niyetine.
Her ay içerik hazırlama, bilgisayarda temize geçirme, ressama verme, metin ve resimlerin uyumu için kontrol ve düzeltme, renk ayırımına götürme, matbaaya gönderme, heyecanla dergilerin baskıdan gelmesini bekleme, dergiler evin kapısına geldiğinde “acaba bir hata var mı” endişesiyle daha kapıdan içeri almadan göz gezdirme…
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
Çağımız yazarlarından birçoğunun kitaplarında yer verdikleri Yuhanna İncilinde geçen “Önce söz vardı,” ifadesi bu açıdan ele alınabilir. Bunun yanında Hindistanlı bir bilge, “Önce sükût vardı; kelam değil der.” Ve bundan hareketle Tanrı sükûttur der. Ben bu söze iki açıdan bakıyorum. Birincisi, Allah’ı sözle, şiirle anlatamayacağımız. Bununla beraber Allah’ı sadece kelâmla sınırlandıramayacağımız gerçeği. İkincisi ise, Kur’ân-ı Kerîm’de, İnsan sûresinin ilk âyetinde geçen “dehr” kelimesiyle, yani dünyanın yaratılışıyla insanın yaratılışı arasındaki vakte (insanın bir değer olarak hiç anılmadığı zamanlar) işaret edebileceğini düşünüyorum.
Bunu ısrarla söylüyorum. Bazen çok basit gibi gelen konuşmalardan, yaşanan olaylardan dersler alır ve hayatın ilerleyen zamanlarında o anları hatırlayıp bazı çıkarımlarda bulunuruz. Bugünlerde, akademisyenlerin ihtilaflı konulardaki müzakerelerinin bir araya getirildiği ağır bir kitabı okurken,
Dünya Kızılderili’nin evidir derler. Bu sebeple küçük ağaç, büyükbabası ve büyükannesi sayesinde doğayı tanır, açık havada, dağlarda dolaşır. Küçük Ağaç’ın Eğitimi, insana kendisiyle, çevresiyle ve bütün evrenle dost ve barışık olmayı öğreten bir hayat hikayesi. İlişkilerin yüzeyselleştiği, algılamanın mekanikleştiği, kalabalıkların bunalttığı , niceliğin egemen olduğu dünyamızda, sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap
Günahın Tâlimi
“Rabbim beni bağışla!”
Hz. Musa
Hikâyeye göre bir bilgenin iki köpeği varmış. Köpeklerden birinin adı “kötü”; diğerinin adı “iyi” imiş. Bir gün kendisini ziyarete gelen genç misafirlerinden biri, köpeklerin birbirleriyle oynadıklarını görünce: “Ne de güzel oynuyorlar!” demiş. Bilge: “Onların aralarındaki bu oyun menfaatleri ortaya çıkana kadar devam eder. Ortalarına bir parça et at bakalım, aynı sevecen oyunu görebilir misin?” diye karşılık vermiş. Genç: “Böyle bir kavgada kim yener?” diye sormuş. Bilge: “Elbette güçlü olan yener” demiş. Genç safça sormaya devam etmiş: “Peki, hangisi güçlü oluyor?” Bilge zat: “Çok basit” demiş, “Hangisini beslersem o güçlü oluyor.”
Fücûrun da takvânın da ilham edildiği, irade sahibi insanın, hayatı anlamlı kılma adına hangi tarafını beslediği önemli. Zira beslenen taraf, hayatın istikametini belirliyor. Anlam, beslenen tarafın parametreleri ile inşa ediliyor. Şayet takvâ tarafını besleyebilmişse; o, ömre sirayet ediyor ve şahsiyet inşası için ilâhî, dolayısıyla insanî ilkeleri elzem görüyor. Ama fücûr tarafını beslemişse; bahsedilen ilkeleri hapishane duvarı zannediyor ve ednâ arzuları özgürlük olarak kodlayabiliyor. Hazzı tanrılaştırınca, hazza ulaşma adına bütün yollar mübah görülebiliyor.
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir “Çocuk ve Aile Dergisi” Çıkarma Serüveni
Düşünüyoruz… Bir dergi olsa diyoruz; bütün aileyi kapsayacak, her yaş grubu çocuğa hitap edebilecek, anne babaların da sahiplenebileceği, okuyup okutabilecekleri, eğitici, öğretici, eğlendirici.
Biz mi çıkarsak diyoruz sonra. Ama nasıl? Gücümüz yeter mi? Öncelikle en azından beş sayıyı hazırlamalıyız ki devamının gelip gelmeyeceğini görelim. Deniyoruz ve olabileceğini görüyoruz. Adını da “Adak Çocuk” koyuyoruz dergimizin, hak yola adanmış nesillere bir dua niyetine.
Her ay içerik hazırlama, bilgisayarda temize geçirme, ressama verme, metin ve resimlerin uyumu için kontrol ve düzeltme, renk ayırımına götürme, matbaaya gönderme, heyecanla dergilerin baskıdan gelmesini bekleme, dergiler evin kapısına geldiğinde “acaba bir hata var mı” endişesiyle daha kapıdan içeri almadan göz gezdirme…
Ölüm Konuşur
Ölümü unutan insanlar, göremezler, duyamazlar. Yarını yaşayamazlar. Tüm hazlar, başarılar, kazançlar şimdi ve hemen olmalıdır onlar için. Bu nedenle ölüm hep talihsizlik olarak gelir. Beklenmedik bir ölümdür onlarınki.
Oysa “hepimiz ölecek yaştayız.”
Şiirin Burcunda Tanımsal Bir Gezinti
Çağımız yazarlarından birçoğunun kitaplarında yer verdikleri Yuhanna İncilinde geçen “Önce söz vardı,” ifadesi bu açıdan ele alınabilir. Bunun yanında Hindistanlı bir bilge, “Önce sükût vardı; kelam değil der.” Ve bundan hareketle Tanrı sükûttur der. Ben bu söze iki açıdan bakıyorum. Birincisi, Allah’ı sözle, şiirle anlatamayacağımız. Bununla beraber Allah’ı sadece kelâmla sınırlandıramayacağımız gerçeği. İkincisi ise, Kur’ân-ı Kerîm’de, İnsan sûresinin ilk âyetinde geçen “dehr” kelimesiyle, yani dünyanın yaratılışıyla insanın yaratılışı arasındaki vakte (insanın bir değer olarak hiç anılmadığı zamanlar) işaret edebileceğini düşünüyorum.
İşimiz Zor!
Bunu ısrarla söylüyorum. Bazen çok basit gibi gelen konuşmalardan, yaşanan olaylardan dersler alır ve hayatın ilerleyen zamanlarında o anları hatırlayıp bazı çıkarımlarda bulunuruz. Bugünlerde, akademisyenlerin ihtilaflı konulardaki müzakerelerinin bir araya getirildiği ağır bir kitabı okurken,
Küçük Ağaç’ın Eğitimi ya da Çeroki’nin Özgür Ruhu
Dünya Kızılderili’nin evidir derler. Bu sebeple küçük ağaç, büyükbabası ve büyükannesi sayesinde doğayı tanır, açık havada, dağlarda dolaşır. Küçük Ağaç’ın Eğitimi, insana kendisiyle, çevresiyle ve bütün evrenle dost ve barışık olmayı öğreten bir hayat hikayesi. İlişkilerin yüzeyselleştiği, algılamanın mekanikleştiği, kalabalıkların bunalttığı , niceliğin egemen olduğu dünyamızda, sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.