Bir telaş, bir yarış, bir hırs, bir kovalamaca… İyi de bu gidiş nereye? Nereye çıkar bu yol? Yolcu neden gittiği yolun doğruluğunu, yanlışlığını düşünmez? Bir geri dönüş olmayacak mı yol yanlış ise? Bir an önce pişman olup doğruya yönelmek sonradan yaşanacak pişmanlıklardan daha iyi değil mi? Nedir insanı tövbe etmekten alıkoyan? Yetmez mi gaflet ile geçirilen zamanlar? Umursamazlıklar… Kim diyebilir pişman olacak hiçbir şeyinin olmadığını? Hiçbir isyanın cezasız kalmayacağını bile bile.
Andan âna değişebilir yaşadıkça insan. İnişler, çıkışlar elbette olabilir; ama bütün bunlar karamsarlığa düşmek için yeterli neden olamaz ki… Her zaman bir çıkış yolu vardır. Pişmanlık duyulsun yeter ki… Bir açık kapı bekliyor pişmanlık duyanları… Rahmet ve mağfiret kapısı… Tövbe kapısı…
İnsan hata eder, günah işler; ama tövbe ederek Yaratan’ıyla yakınlık kurabilir. Samimi tövbe Allah’ın dostluğunu kazanabilmek için bir vesiledir çünkü. Yaratan’la kurulan her yeni dostluk yeni bir enerji kaynağıdır insan için.
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
Tıpkı dilde lehçe, şive ve ağızların ortadan kalkması gibi farklı kültürel zamanların yok olması, bizi zamanın “zaten” böyle bir şey olduğunu düşünmeye sevk eder ve Kevin K. Birth’in “zaman körlüğü” dediği şeye yol açar. Zamansal deneyimin olumsallığı ortadan kalktığında ise giderek bütün zamanlarımız manipüle edilebilir, paraya çevrilebilir bir şeye dönüşmüş olur. Tüketimin konusu kılınamayan geriye bir tek uyku kalır. 7/24 tüketim dünyasında uyku vakti bile çeşitli şekillerde aşılmaya çalışılır.
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Sibeveyh, kelimeyi merfu olarak okumayı tercih etmiş, ancak bu okuyuşuyla, kelimenin yerme anlamına geldiğini ifade etmemiştir. O sadece bazı kimselerin, kelimeyi yerme anlamına gelmesi için mansub olarak okuduklarını söylemiştir.
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Her Tövbe Yeni Bir Umuttur
Bir telaş, bir yarış, bir hırs, bir kovalamaca… İyi de bu gidiş nereye? Nereye çıkar bu yol? Yolcu neden gittiği yolun doğruluğunu, yanlışlığını düşünmez? Bir geri dönüş olmayacak mı yol yanlış ise? Bir an önce pişman olup doğruya yönelmek sonradan yaşanacak pişmanlıklardan daha iyi değil mi? Nedir insanı tövbe etmekten alıkoyan? Yetmez mi gaflet ile geçirilen zamanlar? Umursamazlıklar… Kim diyebilir pişman olacak hiçbir şeyinin olmadığını? Hiçbir isyanın cezasız kalmayacağını bile bile.
Andan âna değişebilir yaşadıkça insan. İnişler, çıkışlar elbette olabilir; ama bütün bunlar karamsarlığa düşmek için yeterli neden olamaz ki… Her zaman bir çıkış yolu vardır. Pişmanlık duyulsun yeter ki… Bir açık kapı bekliyor pişmanlık duyanları… Rahmet ve mağfiret kapısı… Tövbe kapısı…
İnsan hata eder, günah işler; ama tövbe ederek Yaratan’ıyla yakınlık kurabilir. Samimi tövbe Allah’ın dostluğunu kazanabilmek için bir vesiledir çünkü. Yaratan’la kurulan her yeni dostluk yeni bir enerji kaynağıdır insan için.
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Sembolik Düzen Krizi ve Varolmak
Varolmak bir emaneti yüklendiğinin farkına varmakla başlar. Kim ve ne oluşun arasında salınmanın kültürel, teolojik, etik, politik ve estetik değerlerle ilişkilenmesiyle şekil alır. Oysa 17. yy’da Avrupa merkezci (Hıristiyan ya da pagan kökenli) felsefe tarihi, erdemi gelenekten ve kültürden ayırıp varoluşu inşa etmenin rasyonel anlatısı ve yöntemi olarak sundu.
Zamanın Sömürgeleştirilmesine Karşı Bir Direniş Eylemi Olarak Namaz
Tıpkı dilde lehçe, şive ve ağızların ortadan kalkması gibi farklı kültürel zamanların yok olması, bizi zamanın “zaten” böyle bir şey olduğunu düşünmeye sevk eder ve Kevin K. Birth’in “zaman körlüğü” dediği şeye yol açar. Zamansal deneyimin olumsallığı ortadan kalktığında ise giderek bütün zamanlarımız manipüle edilebilir, paraya çevrilebilir bir şeye dönüşmüş olur. Tüketimin konusu kılınamayan geriye bir tek uyku kalır. 7/24 tüketim dünyasında uyku vakti bile çeşitli şekillerde aşılmaya çalışılır.
Yazılımcı Modernite’nin Online İnsan Tipi
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Leheb Suresi Tefsiri – 2
Sibeveyh, kelimeyi merfu olarak okumayı tercih etmiş, ancak bu okuyuşuyla, kelimenin yerme anlamına geldiğini ifade etmemiştir. O sadece bazı kimselerin, kelimeyi yerme anlamına gelmesi için mansub olarak okuduklarını söylemiştir.
Postmodern Dönemde Epistemik Şiddet
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.