Kendimizi ve dünyamızı kelimelerle inşâ ediyoruz. Dahası kelimeler de bizi inşâ ediyor. İnsan ile kelimeler arasındaki kadim akrabalığı, bu sayımızda biraz daha “yakından” konuşalım istedik. “Kelimeler”den, “kavramlar”a oradan da “zihin dünyamız”a uzanmayı, kendimize ve kelimelerimize biraz daha yaklaşabilmeyi arzu ettik. Bu doğrultuda hazırladığımız üç ortak soruyu dört farklı isme yönelttik. Abdullah Harmancı, Engin Elman, Hüseyin Akın ve Mustafa Ökkeş Evren, bu sorulara kendi zaviyelerinden cevaplar verdiler. Kendilerine, soruşturmamıza verdikleri değerli katkıları için teşekkür ederiz. Sorularımız şunlar:
1- Kelimeler, tercih edilebilen, seçilebilen bir şey midir? Bir metni oluşturma sürecinde kelimelerle olan münasebetiniz nasıldır?
2-Tanık olduğumuz dönemlerde kaleme alınan metinlere ve konuşma diline bakınca, yarına dair ‘kelimeler ve kavramlar’ açısından bir kaygı havası mı yoksa umut mu daha öne çıkıyor?
3- Hayatımızın parçalarını sayarken sosyal medya ve araçlarına da yer açıyoruz. Hatta bu alana ait kelimeler ve kavramların (story, retweet, timeline, flood vs.) edebi türlerde de artarak kullanıldığını gözlemliyoruz. Bu durumun zihin dünyamızı şekillendirmede nasıl bir rolü olduğunu düşüyorsunuz?
Bu yazının devamı
201. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İçtihat, etimolojik kökeninde yer alan “cehd” ve “gayret” kavramlarından da anlaşılacağı üzere, şer‘î hükümlerin belirlenmesinde, özellikle kesin bilgi (kat’i delil) bulunmayan durumlarda, zann-ı galibe (kuvvetli kanaate) dayalı bir hükme ulaşma çabasını ifade eder.
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Eğer insandan bahsediyorsak sınır kelimesinin mahiyetini kestirmek bana imkânsız görünüyor. Yardım, yardımlaşmanın sınırları; kişiyi zorlamayacak olan her şeyi verebilir insan denilebilir çok geniş anlamda. Yardım, Allah’ın bize bahşettiği nimetlerin tamamına yakın bir kısmıyla yapılabilir.
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
1930 sonrası Türkiye’de güdülen bazı dil politikaları dilimizi zayıflattı. Buna modernitenin farklı alanlardaki hâkimiyeti de tesir etti. Hangi alanda iyiyseniz o alanda kelimeleriniz de iyidir. Türkçedeki balık isimlerinin çoğu neden Rumca?
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Soruşturma: Salih Erayabakan
Kendimizi ve dünyamızı kelimelerle inşâ ediyoruz. Dahası kelimeler de bizi inşâ ediyor. İnsan ile kelimeler arasındaki kadim akrabalığı, bu sayımızda biraz daha “yakından” konuşalım istedik. “Kelimeler”den, “kavramlar”a oradan da “zihin dünyamız”a uzanmayı, kendimize ve kelimelerimize biraz daha yaklaşabilmeyi arzu ettik. Bu doğrultuda hazırladığımız üç ortak soruyu dört farklı isme yönelttik. Abdullah Harmancı, Engin Elman, Hüseyin Akın ve Mustafa Ökkeş Evren, bu sorulara kendi zaviyelerinden cevaplar verdiler. Kendilerine, soruşturmamıza verdikleri değerli katkıları için teşekkür ederiz. Sorularımız şunlar:
1- Kelimeler, tercih edilebilen, seçilebilen bir şey midir? Bir metni oluşturma sürecinde kelimelerle olan münasebetiniz nasıldır?
2-Tanık olduğumuz dönemlerde kaleme alınan metinlere ve konuşma diline bakınca, yarına dair ‘kelimeler ve kavramlar’ açısından bir kaygı havası mı yoksa umut mu daha öne çıkıyor?
3- Hayatımızın parçalarını sayarken sosyal medya ve araçlarına da yer açıyoruz. Hatta bu alana ait kelimeler ve kavramların (story, retweet, timeline, flood vs.) edebi türlerde de artarak kullanıldığını gözlemliyoruz. Bu durumun zihin dünyamızı şekillendirmede nasıl bir rolü olduğunu düşüyorsunuz?
Bu yazının devamı 201. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine
İçtihat, etimolojik kökeninde yer alan “cehd” ve “gayret” kavramlarından da anlaşılacağı üzere, şer‘î hükümlerin belirlenmesinde, özellikle kesin bilgi (kat’i delil) bulunmayan durumlarda, zann-ı galibe (kuvvetli kanaate) dayalı bir hükme ulaşma çabasını ifade eder.
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Gönüllü Fakirlik!
Eğer insandan bahsediyorsak sınır kelimesinin mahiyetini kestirmek bana imkânsız görünüyor. Yardım, yardımlaşmanın sınırları; kişiyi zorlamayacak olan her şeyi verebilir insan denilebilir çok geniş anlamda. Yardım, Allah’ın bize bahşettiği nimetlerin tamamına yakın bir kısmıyla yapılabilir.
Tüketmek ve Tükenmek Denkleminde Tüketim Toplumu
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
Dil Evreninden Söz Ülkesine
1930 sonrası Türkiye’de güdülen bazı dil politikaları dilimizi zayıflattı. Buna modernitenin farklı alanlardaki hâkimiyeti de tesir etti. Hangi alanda iyiyseniz o alanda kelimeleriniz de iyidir. Türkçedeki balık isimlerinin çoğu neden Rumca?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.